Bir dostu tanıyalım

Mehmet SOYUÇOK            

            Kültür, bütün toplumun eseri olmakla birlikte esas olarak önemli düşünür ve sanatçılar sayesinde gelişir ve nesilden nesile aktarılır. Şairler, yazarlar, seyyahlar, çeşitli sanatlardaki üstatlar içinde yaşadıkları toplumun kültürel varlıklarını işler, yaşatır, zenginleştirir. Kimi zatlar ise kültüre sahip çıkarak ona hizmet ederler. Bu yazının mevzuu olan Ali Emirî Efendi de edebî eserlere sahip çıkarak kültür noktasında Türk Milletine büyük hizmetlerde bulunmuş bir şahsiyettir. 

            Bir mecanin-i kütüb veya moda tabirle bibliyofil olarak nitelendirilen Ali Emirî Efendi aslen Diyarbakırlı olup 1857-1924 yılları arasında yaşamıştır. Hayatı boyunca devletine hizmet etmiş; Diyarbakır, Leskovik, Sis (Kozan), Adana, Kırşehir, Trablusşam, Elazığ, Erzurum, Yanya, İşkodra, Halep ve Yemen bölgelerinde önemli memuriyetlerde bulunmuş, fakat kitaplara daha fazla vakit ayırabilmek maksadıyla genç denebilecek bir yaşta emekliye ayrılmıştır[1]. Emekli olduktan sonra da Milli Tetebbülar Encümeni, Tasnif-i Vesaik-i Tarihiyye Encümeni ve Tarih-i Osmanî Encümenlerinde çalışmıştır[2]. Hiç evlenmeyen Ali Emirî Efendi için adeta kitaplarıyla evlenmiş ve onları ailesi olarak bilmiş demek çok abartılı bir ifade olmayacaktır. Çünkü gerçekten de hayatının merkezinde kitaplar yer almış, diğer unsurlar ise kitaplara göre konumlanmıştır.

            Devlet hizmeti gereği, yurdun dört bir yanını gezen Ali Emirî Efendi, bu yerlerde kültür çevreleriyle ilişki kurmuş ve bulabildiği, ulaşabildiği her kitabı kütüphanesine katmayı da ihmâl etmemiştir. Gezdiği, dolaştığı, görev yaptığı yerlerde, asgarî zarurî ihtiyaçları dışında hiçbir şeye masraf etmeden, maaşından artırdığı paralarla birçok kitaplar satın almış ve son günlerine kadar da, eksilmeyen bir sevgi ve şevkle kitap toplamaya devam etmiştir[3]. Sık görüştüğü kişilerden olan Kilisli Rıfat Bilge’ye göre, Ali Emirî Efendi, İslam hükümdar ve âlimlerinin, büyük şairlerin hayat ve hatıratlarına hâkim olmasının yanı sıra çok güçlü bir hafızaya da sahipti. Birçok beyiti şairleriyle birlikte nakledebilirdi. Aynı zamanda dönemin kültür ve edebiyat dünyasının aranan ve saygı duyulan renkli bir simasıydı[4].

            Ali Emirî Efendi, basın hayatında da yer almıştır. Farklı dergi ve gazetelerde birçok makale yayımlamış ve dönemin basın hayatını da etkilemiştir. Bilhassa eleştiri türündeki yazılarıyla dikkat çekmiş, hatta eleştirileri sebebiyle Fuat Köprülü gibi ilim ve sanat adamlarıyla da şiddetli tartışmalara girmiştir. Ayrıca, Osmanlı Tarih ve Edebiyat Mecmuası, Tarih ve Edebiyat ve Amid-i Sevda dergilerinin de hem yazarlığını hem de yayıncılığını üstlenmiştir.

            Milli Kütüphaneyi kuran ve içinde bulunan milyonlarca eserin çekirdeğini oluşturan eserleri bağışlayan da Ali Emir’i Efendi’dir. Şair, usta bir münekkit olan Ali Emîrî Efendi’nin asıl büyük yanı, hayatı boyunca toplamış olduğu paha biçilmez değerde kitaplardan oluşan kütüphanesini, Fatih’te Feyzullah Efendi Medresesi’nde 17 Nisan 1916 yılında kurduğu Millet Kütüphanesi’ne bağışlamasıdır. Üstelik bütün ısrarlara rağmen kütüphaneye kendi            isminin verilmesini istememiş, ‘Ben bu kitapları milletim için topladım ve milletime armağan ediyorum; kütüphanemin ismi de 'Millet Kütüphanesi' olacak!’ demiştir5. Onun sadece bu hizmeti dahi tarihteki şerefli yerini alması için yeterlidir.

            Fakat Ali Emirî Efendi’nin en az Milli Kütüphanesi kadar önemli bir hizmeti daha vardır. Bu da o zamana kadar sadece adı bilinen kendisi ise kayıp olan Kaşgarlı Mahmut’ un Divan-ı Lugat’it Türk’ünü bulması ve onu Türk diline ve kültürüne hediye etmesidir. Ali Emirî Efendi, bu eseri bir sahaftan küçük bir servet ödeyerek satın almış; dikkatli ve özenli bir şekilde koruyarak tercümesini sağlamıştır. Divan-ı Lugat’it Türk, Türklerin zengin kültür ve medeniyetlerine bir delil ve geçmişten geleceğe bir kılavuz olmasının yanı sıra Türk Dili üzerine çalışanlar için de temel başvuru kitaplarından biridir.

            Arkasında çok sayıda telif eser de bırakan Ali Emirî Efendi; bir şair, devlet adamı, kütüphaneci, münekkit ve kültür tarihçisi olarak Türk Kültürüne büyük hizmetlerde bulunmuştur.  Ömür boyu bütün varlığını ve mesaisini harcayarak oluşturduğu kütüphanesini ve Divan-ı Lugat’it Türk’ü Türk kültür dünyasının istifadesine sunması ise onu unutulmaz bir şahsiyet yapmıştır.

            

            Eserleri:

            Divan

            Durûb-ı Emsâl

            Esâmî-i şu’arâ-yı Âmid         

            Mir’at-i Fevâ’id Mukaddimesi

            Mir’at-i Fevâ’id fi Terâcim-i Şuarâ-yı Âmid

            Tezkire-i Şuarâ-yı Âmid

            Enmûzec (Zemahşeri’den tercüme)

            

            

            KAYNAKLAR

            Bilge, R. (1971). Divanü Lügat it-Türk ve Ali Emirî Efendi. Türk Kütüphaneciliği20(3), 156-172. 

            Cunbur, M. (1990). Ali Emirî Efendi, Kütüphanesi ve Çıkardığı    Mecmua. Erdem6(16), 239-252. 

            Gençboyaci, M. (2012). Diyarbakır’dan İstanbul’a Ali Emîrî Efendi. Şarkiyat, (7). 

            Tevfikoğlu, M. (1971). Millet kütüphanesi» kurucusu ali emirî efendi. Türk         Kütüphaneciliği20(3), 147-155.

            Türkiye Diyanet Vakfı Ansikopedisi. (1989). 

            

 

[1]Cunbur, M. (1990). Ali Emirî Efendi, Kütüphanesi ve Çıkardığı Mecmua. Erdem6(16), 239-252.Sy. 240

[2]Türkiye Diyanet Vakfı Ansikopedisi. (1989). Sy. 391

[3]Tevfikoğlu, M. (1971). Millet kütüphanesi» kurucusu ali emirî efendi. Türk Kütüphaneciliği20(3), 147-155. Sy. 149

[4]Gençboyaci, M. (2012). Diyarbakır’dan İstanbul’a Ali Emîrî Efendi. Şarkiyat, (7). Sy.211

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

21943718