Gençlerden

NOT: Bu yazıyı bir edebiyatçı, bir edebi eleştirmen olarak değil, edebiyatı ve şiirleri seven biri olarak yazıyorum. Bu konunun uzmanı olmadığım için işin derinine inip ayrıntılı bir şair, şiir, edebiyat incelemesi, analizi yapmayacağım. Amacım Hafız-ı Şirazi diye bir şairin var olduğunu ve bu şairin hem kendi edebiyatını hem Türk edebiyatını, hem de dünya edebiyatını etkileyen bir şair olduğunu anlatıp, sizlere Hafız’ı tanıtmak.

Asıl adı Şemseddin Muhammed’dir. Edebiyat dünyasında Hafız-ı Şirazi olarak tanınan Hafız 14. yy.’ da İran’ da yaşamış, Fars edebiyatı ve hatta dünya edebiyatı için olmazsa olmaz bir şairdir. Fars edebiyatına, Türk edebiyatına ve dünya edebiyatına etkisi oldukça fazladır. Şiirlerini malumunuz Farsça yazmıştır ve Farsçayı çok iyi bilir çok iyi kullanır.

Hafız İran’ın Şiraz kentinde yaşamış, şiirlerini burada yazmış, burada vefat etmiş ve burada gömülmüştür. Mezarı Şiraz’dadır ve ziyaretçi akınına uğramaktadır. Kelimeleri kullanmaktaki ustalığı filologları bile şaşırtacak, bu kadarı nasıl olabilir diye düşündürecek kadar mükemmeldir. Hafız’ın şiirlerinin yer aldığı Hafız Divanı’nı okumak gerekir. İlber Ortaylı hocamdan öğrendiğim bir bilgiyi sizlere de aktarayım. İranlılar Hafız’ı ve şiirlerini çok severler. Hafız Divanı İran’da her evde bulunurmuş ve dost meclislerinde, insanların birbirlerini ziyaret ettikleri zamanlarda Hafız Divan’ından rastgele bir sayfa açılıp okunurmuş ve bu anane hala devam ediyormuş. İranlılar dillerini iyi bilirler, şiire edebiyata da düşkündürler. Biz ne yazık ki bu ilgiyi güzelim Türkçemize gösteremiyoruz!

Yaptığım araştırmalar sonucunda şu bilgiye ulaştım. Hafız’ı Türkçe’de şiir diline en iyi çeviren Yakup Kenan Necefzade’dir. Yakup Kenan Necefzade’nin Hafız Divanı çevirisini bulmak kolay olmayabilir. Şanslıysanız sahaflarda belki bulabilirsiniz. Ancak Hafız’ı en iyi şerh eden kişi de Abdülbaki Gölpınarlı Hoca’dır. İş Bankası Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikleri arasında yer alan Abdülbaki Gölpınarlı’nın şerhi “Hafız Divanı” okumak için iyi tercihlerdendir.

Hafız’ın Fars şiirine katkısı, etkisi hiç şüphesiz ki tartışılamaz bile, bunun yanında Türk edebiyatına da katkısı olmuştur. Divan şairlerimizin çoğu da Hafız’dan etkilenmiştir. Bunların arasında Nef’i, Naili, Fuzuli, Şeyh Galip, Nedim, Baki gibi önemli şairlerimiz vardır. Cumhuriyet dönemine gelecek olursak da karşımıza Yahya Kemal BEYATLI çıkacaktır. Rindlerin Ölümü şiirini Hafız için yazmıştır. Şiir şöyle:

          RİNDLERİN ÖLÜMÜ


 Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;

 Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.

 Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış

 Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.


 Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;

 Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.

 Ve serin serviler altında kalan kabrinde

 Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.
                             


Hafız Almanların Goethe’sini de kuşkusuz oldukça fazla etkilemiştir. Goethe Hafız’ı okuyarak Doğu Batı Divanı adlı eserini yazmıştır. Kendisi de Hafız’a olan hayranlığını sık sık dile getirmiştir.


Sizlere Hafız’dan birkaç dize de paylaşalım.


sirazii


İran’da Hafız’ın sözlerini taşıyan bir araç. “Hurda satın almak bahanemdir. Şehri sokak sokak seni bulmak için geziyorum.”



Eger an turk-i şîrâzî bedest âred dil-i mâ râ
Behâl-i hindûyeş bahşem semergand u buhârâ râ


Eğer o Şirazlı Türk güzel bize iltifat eder, gönlümüzü alır, aşkımızı kabul eylerse
Onun o siyah benine Semerkand’ı da bağışlarızi Buharayı’da.


Bu dizelerle ilgili şunu da belirtelim. Bir söylentiye göre Timur Şiraz kentini alınca Hafız’ı huzura getirtir ve “Semerkand ve Buhara gibi gözbebeğimiz iki kentimizi bir güzelin kara benine nasıl feda edersin be adam diye azarlar. Hafız üzerindeki yırtık pırtık kıyafetleri işaret eder ve Timur’a cevap verir “Zaten vere vere bu hale düştük hünkarım.”


Sevgilinin etrafında dolaşsak bizi kınıyorlar. Vallahi biz ayıplanmayan bir aşk görmedik.

Senin hayalin varken umrumuzda mı şarap
Bırak küpü na hali varsa görsün artık meyhane harap.


Ey gönül bugün bayramdır Herkes sevdiğinin mübarek elini öptü.

Bense gurbette kimsesiz bir garibim. Ben gamın elini, gam da benim elimi öptü.

Gözümüzün ilacıysa eşiğinin toprağı, söyle nereye gidelim huzurundan?

Güya adımız ayık ama gurur kadehinin sarhoşlarıyız

Ey aşk! Sadece sen kalacaksın
Biz hepimiz gidince…


Varlığım baştan gitsin, tek yüzünü döndür
söyle yele, dertlilerin harmanını süpürsün


tufanlara kaptırdık gözümüzü, gönlümüzü
gam seline söyle, evi temelinden götürsün


bakışımız dicle'nin yıksın bütün ününü
soluğumuz zerdüşt'ün ateşini söndürsün!


"seni kirpiklerimle öldürürüm" diyen yâr
aman, sakın caymasın, öldürürse öldürsün!


hafız'a son gününde vuslat muştusu versen
belki ölürken bile onu mutlu görürsün



Ben Hafız’ı Nasıl keşfettim?

Edebiyatla sık sık ilgilenirim. Şiir okumak, şiir bilmek ve bu bildiğim şiirleri dost meclislerinde ahbaplarıma okumak çok hoşuma gider. Kendimde zaman zaman şiirler yazarım. Hafız ile tanışmam ise ne benim edebiyat sevgimden ne de bir edebi araştırmadan geliyor. Tamamen tesadüften ibaret. Şöyle ki bendeniz bir İlber Ortaylı hayranıyım ve hocanın çok sıkı takipçisiyim. Çoğu kitabını okudum hala da okuyorum, bir TV programına katılırsa izlerim, katıldığı çoğu programı da izlemişimdir. Yine bir gün İlber Ortaylı’nın Türklerin Tarihi I kitabını okurken orada Hafız-ı Şirazi ismine rastladım. Zaten hocanın kitaplarını okurken bir elimde telefon internetten kitapta geçen bazı yerlere isimlere bakarım. Hafız’a da İlber Hoca’nın kitabında rastlayınca baktım tabi, bir de hoca Hafız’ı övünce bakmamak, Hafız’ı bilip öğrenmemek cahillik olacaktı! Hafız ile ilk tanışmam bu şekilde oldu. Sonra şiirlerini okudukça da sıkı bir Hafız hayranı oldum.

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

20708824