Gençlerden

Yazar Hakkında

Eyüp Ersegun KAHRAMAN

Eyüp Ersegün KAHRAMAN

Birçoğumuza ‘‘pazardan aldım bir tane eve geldim bin tane’’ sorusunu sorduğumuzda hepimizin aklına cevap olarak nar geliyordur; ancak size aynı sorunun farklı bir cevabından bahsedeceğim: Enfeksiyöz Hastalıklar.

Öncelikle enfeksiyöz hastalıklarla ilgili bazı tanımlara yer vermekte yarar var:

Enfeksiyon etkenleri; doğada ve konakta çoğalabilen, yerleştiği konakta

enflamatuvar yanıtın oluşmasına neden olan küçük canlılardır

Enfeksiyon: Enfeksiyon etkenin organizmaya girerek, konak-mikroorganizma

etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir dizi reaksiyonu kapsamaktadır.

İnkübasyon dönemi: Hastalık etkeninin vücuda girmesinden, hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen dönemdir. Bu süre her enfeksiyon hastalığında farklıdır.

Enfeksiyon kontrol önlemleri ve korunmada bu sürenin önemi büyüktür.

Prodrom dönemi: İnkübasyon dönemi bitiminden, tipik klinik bulgular başlayıncaya kadar geçen süredir. Bu belirtiler birkaç gün sürer. Bu dönemde hastada baş ağrısı, ateş,

iştahsızlık, halsizlik, mide bulantısı, kusma, sırt ve bacak ağrısı gibi genel şikayetler vardır.

Bazı hastalıklarda da enfeksiyon etkenini giriş yerine göre, deride kızarıklık ve şişlik,

solunum yollarında, nezle, öksürük, boğazda ağrısı gibi lokal belirtiler olabilir.

Enfeksiyon hastalığı: konak-mikroorganizma etkileşimi sonucu, konakta hastalık

semptomlarının ortaya çıkması olarak tanımlanabilir.

Enfeksiyon kaynağı ve rezervuar

Enfeksiyon kaynağı, enfeksiyonun alındığı hayvanlardır veya insanlardır. Enfeksiyon

kaynağı olarak insanlar, hasta insanlar olabilir veya hastalık etkenini taĢıyan fakat hastalık

tablosu olmayan taşıyıcılar ( portörler) olabilir. Rezervuar ise, patojen mikroorganizmaların

insan dışında yaşadıkları ekolojik ortamlardır. Legionella için tatlı sular, Borellia için küçük

kemiricileri örnek verilebilir.

Zoonoz

Vertebralı canlılardan insanlara bulaşan enfeksiyonlar zoonoz hastalıklar olarak

isimlendirilmektedir. Bunlar için en tipik örneği, ülkemizde sık karşılaşılan bruselloz, şarbon,

kuduz gibi hastalıklar oluşturmaktadır.

Vektör

Vektör yada taşıyıcı, artropod cinsi bir hayvanlar anlaşılmaktadır. Vektörler enfekte

insanlardan patojenleri alıp, duyarlı insanlara taşırlar. Bunlara en iyi örnek; sivrisinekler,

kene, bit ve pirelerdir.

Enfeksiyon etkenlerinin bulaş yolları

Enfeksiyon etkenleri, organizmaya genellikle deri ve mukozalar yolu ile bulaşır veya

bazen enjeksiyonlarla veya artropodların ısırması ile direk inokülasyon ile de bulaşabilir.

Enfeksiyon etkenlerinin deri ve mukozalarla bulaşı ya da enfeksiyon kaynağı ile direk

temas yolu ile veya hastaların çevreyi kontamine etmeleri, bu kontamine alanlardan indirek

yolla bulaşabilir. Bunu daha da açacak olursak; aksırık , öksürük etrafa yayılan damlacıklar

(10cm ve daha büyük partiküller ) ile deri ve mukozalara direk veya indirek bulaşması veya

aerozolların (5 cm den küçük partiküller) solunması ile enfeksiyon etkeninin organizmaya

solunum yolu ile girmesi. Solunum yolları ile bulaşan enfeksiyonlara en iyi örnek influenza ve

SARS ( severe acute respiratory syndrome). Kontamine gıdaların tüketilmesi veya kontamine

suların içilmesi ile enfeksiyon etkeni gastrointestinal kanaldan alınır. Gıda kaynaklı ve su

kaynaklı enfeksiyonlar bu şekilde bulaşır. Bir grup enfeksiyonlar da cinsel ilişki ile

bulaşmaktadır. Ayrıca enfekte vektörlerin deriden ısırması veya enjeksiyonlar, operasyonlar

gibi tıbbi işlemler ile de enfeksiyon bulaşır.

Pandemi, Epidemi ve Endemi

Pandemi veya pandemik hastalık: (eski Yunanca'dan pan tüm + demos insanlar), bir

kıta, hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara (epidemi) verilen genel addır. Günümüzden ve yakın tarihte yaşanan bazı

pandemiler; SARS, kuş gribi ve domuz gribi ( Influenza A H1N1) örnek verilebilir.

Epidemi: Bir hastalığın normal veya alışılmış sayısından fazla görülmesini ifade eder. Salgın sözcüğü de epidemi ile aynı anlamda kullanılmaktadır.

Endemi: Bir enfeksiyonun bir toplumda alışılmış sıklıkta görülmesini ifade eder.

Enfeksiyöz – bulaşıcı – hastalıklar şüphe yok mortalite oranı en yüksek hastalık gruplarından birini teşekkül etmektedir. Etiyolojisinde bakteri, mantar, virüs, parazit gibi enfeksiyöz canlılar bulunur. Enfeksiyöz canlıların tarihi insanlık tarihinden daha eski de olsa enfeksiyöz hastalıklara sebep olması ‘‘medeniyetin’’ oluşmasıyla birliktedir.

Enfeksiyöz canlıların hastalık oluşturabilmesi için evrimleşme sürecine ihtiyaç duymuştur; çünkü iki farklı canlının birbirleri üzerinde etki sahibi olabilmeleri için daha fazla temasta olmaları, birbirlerine göre kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Bu sebeple insanlık tarihi yerleşik hayata geçtiğinde bu canlılarla insanların teması deri, fekal-oral, mukozal, damlacık gibi yollarla sağlanır ve artış gösterir. Bu sebeple enfeksiyöz hastalıklar yerleşik hayatla yani medeniyetle birlikte başlamıştır.

Bu evrimleşme ilk karşılaşmadan itibaren iki taraflı gelişmiş, gelişmeye de devam etmektedir. Amerikan’ın keşfiyle birlikte işgalinin başladığında savaşa gelen Avrupalılar arasında taşıyıcı –enfeksiyöz canlıyı barındıran ancak hastalığa dair semptomlar göstermeyen- insanlarla savaş sebebiyle temasa geçen yerliler bu canlılarla ilk defa karşılaştığı için immün sistemleri yetersizdi. Hatta bu sebeple savaşta ölen yerli sayısı hastalıklardan dolayı ölen yerli sayısından çok daha azdır.

Sosyal hayatın gelişmesiyle insanların kontamine alanlardan uzak durması oldukça nadirdir, hatta steril alan bulmak cerrahi odaları haricinde imkansızdır; buna rağmen kişisel bakımın, temizliğin ilerlemesiyle, yaygınlaşmasıyla ve aşı gibi immün desteklerle enfeksiyöz hastalıklara karşı ciddi önlemler alınmaktadır. Hastalık etkeninin yok olması, kontamine alanlardan uzak durulması ve kişisel temizlikle birçok enfeksiyöz hastalık tarihin tozlu sayfalarında kaldı.

Yukarıda difteri, tifo, kızamık, kızıl ve boğmaca aşılarının bulunması ve mortaliteleriyle ilgili grafiği görmektesiniz.

Tabii enfeksiyöz hastalıklarla mücadelede en önemli faktör antimikrobiyal ilaçların icadı olmuştur.  Bu ilaçlar sayesinde birçok enfeksiyöz hastalık eradike olunmuştur fakat kontrolsüz kullanımı sebebiyle bu ilaçlara karşı rezistans geliştiren enfeksiyöz canlılar gelecekle ilgili akıllarımızda soru işaretleri, farklı kaygılar oluşturmaktadır.

Yukarda penisilin grubuna karşı gelişen rezistansla ilgili bir grafik görmektesiniz.

Şimdi bazı enfeksiyöz hastalıklardan bahsedeceğim:

AIDS: Perinatal, intravenöz, cinsel, kan gibi çeşitli yollarla bulaşan HIV virüsü vücudun bağışıklık sistemine özellikle de CD4 hücrelerine etki ederek bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olur. Bu durumun sonucunda AIDS hastalığı gerçekleşir. Bu sebeple HIV pozitif olan her insana AIDS hastası diyemeyiz, bu hastalığın oluşumu yıllar gerektirmektedir.

Grip: İnfluenza A, B ve C virüslerinin neden olduğu viral bir enfeksiyondur. İnsanda yaygın hastalığa yol açan influenza A virüsüdür. Grip, influenza veya enfluenza, viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini düşüren kronik hastalığı olan kişilerde (diabet, kalp-akciğer hastalıkları, kronik böbrek yetmezliği, AIDS vb.) yaşlılarda ve çocuklarda tedavi daha uzun sürmektedir.

Tüberküloz: Verem, ince hastalık gibi farklı isimleri olan tüberküloz micobacterium tuberculosis bakterisinin solunum yoluyla akciğerlere yerleşmesiyle oluşur. Kan, lenf yollarıyla tüm vücuda yayılabilen çoğunlukla sekel bırakan bir hastalıktır. Dünyada her yıl hastalığa yakalanan insan sayısı ortalama 8.7 milyonken, ölen sayısı 2 milyona yakındır. Ülkemizdeyse hasta sayısı artmış olup sık görülen ülkeler arasında yer almaktadır.

Pnömoni: Halk dilinde zatürre olarak geçen hastalık bakteri, mantar, virüs gibi canlıların sebep olduğu akciğer enfeksiyonudur. Zatürre, en sık görülen, hekime başvurmaya neden olan, en fazla ölüme yol açan hastalıklar arasındadır. Özellikle çocuklarda, 65 yaş üstü yaşlılarda, kronik bir hastalığı olanlarda (böbrek, şeker, kalp veya akciğer hastalığı gibi), sigara kullananlarda, bağışıklık sistemi sorunu olanlarda daha sık görülür ve ölümcül olabilir. Günümüzde etkili antibiyotikler ve aşılar sayesinde zatürre nedeniyle oluşan ölümler giderek azalıyor ancak hale en sık hastane yatış ve ölüm nedeni olmaya devam ediyor

Çocuk Felci: Poliovirus kaynaklı bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Genelde çocuk yaşta görüldüğü için çocuk felci olarak da bilinir. Son derece bulaşıcı özelliği olan virüs esas olarak fekal-oral yol sayesinde olmak üzere kişiden kişiye yayılmakta veya daha az sıklıkla kontamine su veya gıda ile ve kalabalık ortamlarda havaya yayılan damlacık şeklinde bulunan mikropların solunmasıyla bulaşmaktadır. Hasta kişiyle aynı evde kalan çocuklara yayılma oranı %100, erişkinlere bulaşma oranı %90'ın üzerindedir.  Aşılama çalışmalarıyla ülkemizde eradike olan hastalık Suriye’den gelen göçmenler sebebiyle tekrar görülmeye başlanmıştır.

                                                                                                          

Bu yazarın diğer makaleleri

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

40513417