Gençlerden

Metehan KAYGI

El Kanun Fit Tıp veya kısa adıyla El-Kanun İbni Sina’nın şüphesiz insanlığın ortak bilim mirasına en büyük katkısıdır.İbni Sina eserin yazımını on yılı aşkın bir süre-de tamamlamış ve ilk yayımını 1025 yılında gerçekleştirmiştir.

El Kanun Fit Tıp yüzyıllar boyunca Avrupa’daki tıp fakültelerinde temel ders kita-bı olarak okutulmuştur. İbni Sina eserinde sadece teorik bilgiler ile yetinmemiş, aynı zamanda kendi deneyimlerini de esere aktarmıştır. Yani teorik bilgiyi pratik bilgi ile birleştirmiştir.Eserin kıymetini İbni Sina’dan bir asır sonra yaşamış olan Nizami Aruzi’nin ‘Çehar Makale’ adlı eserinde şu cümleler ile görmekteyiz:’’Hip-okrat ve Galen yaşamış olsalardı bu kitabın önünde diz çökmeleri gerekirdi.’’

Eserin tıp bilimindeki yerini yukarıda ifade etmeye çalıştık.Şimdi de eserin iç ya-pısından bahsetmek faydalı olacaktır.

El-Kanun fi t-tıb beş kitaptan meydana gelir. "El-Külliyat" (tıbbın genel ilkeleri) başlığını taşıyan ve teori ağırlıklı olan ilk kitap dört kısımdan oluşur. Birinci kı-­ sımda tıp biliminin tanımı verildikten sonra klasik usule uygun olarak önce anasır-ı erbaa, ahiat-ı erbaa ve dört mizaç teorisi ele alınıp açıklanır ; insanın anatomik yapısı hakkında bilgi verilir ve her bir organın yapısı ayrıntılı olarak incelenir.

İkinci kısımda hastalığın tanımı yapılır; uyku ve uyanıklık, alışkanlıklar ve besin- ler, banyo ve güneşin hastalıkla ilgili tesirleri tartı­şılır. Ayrıca ısı ,anormal hare-ketler,zevk ve acının vücut üzerindeki etkileri gibi özel hastalık sebeplerinden söz edilir. Koruyucu hekimliğe dair üçüncü kısımda sağlık, hastalık ve kaçınılmaz ölüm sebepleri hakkında bilgi verildikten sonra çocuk yetiştirme,yetişkinlerin ve yaşlıların izlenmesi gereken hayat düzeni üzerinde durulmakta, mizaç anormal-likleri ve iklim değişikliklerinin etkileri hakkında bilgiler verilmektedir.

Basit ilaçlarla (droglar) ilgili olan ikinci kitabın ilk kısmında İbn Sina, tıbbi birikimi yanında kendi deneylerinden de yararlanarak ilaçların tabii özellikleri üzerinde durur. Onun ilaçlara dair deneysel çalış­maları daha çok ilaçların vücut üzerinde-ki etkileriyle ilgilidir. İkinci kısımda ebced sistemiyle 800' e yakın ilacın adı veri-lerek her bir ilacın mahiyeti, kullanım miktarı, tabii özellikleri ve etki alanları incelenmiştir.

Patolojiyle ilgili üçüncü kitapta tek tek organiara mahsus hastalıklar üzerinde durulur; bu hastalıkların belirtileri, teşhis ve prognozları hakkında bilgi verilir. Mesela başla ilgili hastalıklar arasında beyin rahatsızlıkları, baş ağrıları , sara, paraliz, göz, burun, boğaz ve diş hastalıkları ; sindirim sistemiyle ilgili olanlar arasında mide, bağırsak , karaciğer ve safra kesesi hastalıkları ; üreme organları hastalıkları ve bu münasebetle döllenme ve gebelik hakkında bilgi verilir.

 Belli organlara has olmayan hastalıkların ele alındığı dördüncü kitap dört kısma ayrılmış olup ilkinde ateşli hastalıkların (humma) belirtileri arasında ishal, iş­- tahsızlık, fazla kilo kaybı, korku, ağrı , ateş ve hormonal dengesizliğin görüldü- ğü belirtilir; ateşli hastalıklarda kusma, ateş, susuzluk, ishal gibi belirtilere göre tedavi uygulandığı görülür. Şişmelerle ilgili ikinci kısımda yaralar ve onların kü- çük cerrahi denilen tedavileri;üçüncü kısımda metaller, bitkiler ve hayvani ürünlerden kaynaklanan zehirlenmeler, insan ve hayvan ısırmalarından doğan rahatsızlıklar; dördüncü kısımda estetikle ilgili problemler üzerinde durulur. Şiş-­ manlık ve zayıflık başta olmak üzere saç. tırnak ve deri bakımı,kötü kokular ve renk solgunluğu da dördüncü kısımda ele alınmış ve ayrıca deri hastalıklarıyla ilgili olarak ilk defa ayrıntılı bir frengi açıklaması verilmiştir. El-KanUn fi't-tıbb'ın beşinci ve son kitabı reçetelerden meydana gelen bir kodeks niteliğinde olup 650 kadar ilacın terkibi ve uygulanış biçimi hakkında bilgi verilmiştir.

1215 yılında yayımlanmış olan eserin ilk baskısı 1593’te Roma’da yapılmıştır.İlk Latince tercümesi 1150-1187 yılları arasında Toledo şehrinde yapılmış, bu ter-cüme 1473’te Milano’da, 1476’da Padova’da, 1482’de Venedik’te basılmıştır.

Eserin ilk defa Türkçe’ye tercümesi ise Tokatlı Mustafa Efendi tarafından 1760 yılında tamamlanmıştır.

Eser alanında başyapıt olarak sayılsa da Razi,Kutbiddin Şirazi,İbrahim Sülemi ve Şemsettin Amuli gibi alimler bazı kısımlarına şerh koymaktan çekinmemiştir. Özellikle İbni Nefis’in Şerh-il Teşhiril Kanun adlı eseri bu konuda dikkat çekicidir.

Her yönüyle aziz Türk milletine ait olan bu eserin tanınırlığının artırılması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Bunlar bizim medeniyetimizi inşa ederken güç toplama noktalarımızdır. Çünkü bu ve bunlar gibi onlarca eseri gör-dükçe milletimize layık olmak için şevkimizin artacağına inanıyorum.

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

16513925