Gençlerden

Metehan KAYGI

Başlıktaki ünvanı sonuna kadar hak eden kişidir Cengiz Dağcı. Hayatını Kırım davasını anlatmaya adamış, Kırım denilince akla gelen ilk isimlerden biri olmuştur.

Peki kimdir Cengiz Dağcı?

Cengiz Dağcı 9 Mart 1919’da Yalta’nın Gurzuf köyünde dünyaya gelir. İlk ve orta öğrenimini köyünde ve Akmescit’te yaptı. 1938’de ortaokulu bitirdi. Kırım Pedagoji Enstitüsü’nde ikinci sınıf öğrencisiyken II.Dünya Savaşı başladı ve Ukrayna Cephesi’nde Almanlara karşı yapılan muharebelere katıldı. Bu muharebelerde Almanlara esir düştü ve daha sonra esirlikten kurtulduktan sonra Polonyalı bir hemşire olan Regina Hanım ile 1945 yılının haziran ayında evlendi. Hayatının geri kalan kısmını İngiltere’de geçirdi ve 22 Eylül 2011 yılında Londra’da vefat etti.

Cengiz Dağcı Kırım Türklerinin çektiği sıkıntıları,zulümleri o toprağın bir evladı olarak tüm içtenliği ile anlatmıştır. Kırım Türklerinin yaşadığı trajedi modern dünyanın tanık olduğu ve uzaktan seyretmekle yetindiği en büyük trajedilerden biridir. Çünkü Bolşevik liderler ihtilal gerçekleşirken verdikleri vaatleri unutmuş ve yeni düzen tesis olunca sistem çarkları içinde masum kitleleri öğütmeye başlamıştır. Maalesef bu durumdan en olumsuz etkilenenler de Kırım Türkleri olmuştur. Kırım Türkleri 1929 yılından sonra sudan sebeplerle vatanlarından koparılarak Ural-Altay bölgesine sürülmüştür. 1933-1938 yılları arasında ise Kırım aydınlarının büyük kısmı katledilmiştir. Cengiz Dağcı işte böyle bir ortamda doğmuş ve çocukluk ile gençlik dönemlerini bu trajedinin şahidi olarak geçirmiştir.

Cengiz Dağcı eserlerinde Kırım’dan ayrı düşmenin acısını anılarının mekanı olan vatan toprağına bağlanarak anlatmaya çalışır. Toprağı onun üzerinde yaşayanlarla birlikte canlı bir hafıza olarak düşünür. Bu yüzden Dağcı’ya göre toprak ‘milleti millet yapan tüm erdemlerin gelişmesini sağlayan canlı bir organizmadır.’

Cengiz Dağcı Kırım toprağına bedeniyle dokunmuş,ilk nefesini orada almış,ilk defa orada ağlamış ve gülmüştür. Bu nedenle Kırım Cengiz Dağcı’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Dağcı’nın şu sözlerinde onun vatan toprağına ne kadar bağlı olduğunu görebiliriz:

“Millet o ata yurdu seviyordu. Herşeyden, kendinden bile çok seviyordu. Bundan dolayı sessizdi, her zulme, her şeye razıydı, yalnız atalar, dedeler toprağında yaşasın. Bu son on yıl içinde, tarihlerin en kanlı faciasını geçirmiş kıyı boyu köyleri, gene de yavaş yavaş kalkınıyordu. Bağların kolhoz malı ilan edilmesine rağmen, köylü eski ata topraklarını gözbebeği gibi severdi. Mahsulünü, meyvasını toplayıp hükümete teslim ederdi. Sonra gidip, kooperatif kapılarında, bir kilo buğday için nöbete girer, gece yarılarına kadar beklerdi. Elinden alınmış tarlasında, bağında bahçesinde iki büklüm çalışırken, atalar toprağına döktüğü gözyaşlarını yalnız kendisi bilirdi. Kimseye belli etmezdi, çünkü o toprak, o yurt onundu.”

Yukarıdaki anlattıklarımızdan özetle Cengiz Dağcı Kırım demektir. Cengiz Dağcı tarih sahnesine çıktığından beri kimseye zulmetmemiş,aksine zulmedilmiş toplumlara hep iyi niyet ve merhametle yaklaşmış ve onları önce ‘insan’olarak görmüş bir milletin çocuğudur. Ne yazık ki yapılan iyi niyetler ve çekilen sıkıntılar onun vatanından uzak kalmasına engel olamamıştır.

Usta yazarın şu sözleri akıllara kazınmalıdır:

Bize Tatar diyorlar,Türkmen diyorlar,Kazak diyorlar,Azer diyorlar. Bunlar hep yalan! Deniz parçalanamaz.

Bir gün mutlaka tüm Türk devletleri ile Çin Seddi’nde buluşacağız.(Mustafa Kemal Atatürk)

 

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

16537811