27 Temmuz 2021

Zaman acımasızdır. Kendine ayak uyduramayanı affetmez. Zamanın gerekliliklerini yerine getiremeyen hemen her kurum yok olmaya mahkûmdur. Değişen şartlara uyum sağlamak isteyenler bünyesine her gün fikri ve maddi yeni ögeler katmaya mecburdur.

Taşınabilir telefonların yeni yaygınlaşmaya başladığı yıllarda; basit kullanışlı, iyi çekme kabiliyetine sahip, ağırlığı ve boyutu makul düzeyde telefonlar üretmeyi başaran iyi satış verilerine ulaşacaktı. Doğru hamleler yapmayı başaran Nokia oldu. On beş yıl gibi uzunca bir süre boyunca Nokia, girdiği bütün pazarlarda en çok satan taşınabilir telefon markası oldu.İlerleyen süreç içerisinde Nokia, üst üste kullanışsız olması nedeniyle tutmayacak telefon modellerini piyasa sürdü. Marka algısı ve ürünlerin dayanıklı olması nedeniyle birkaç yıl boyunca yapılan hatalar, belirgin kayıplara neden olmadı. Diğer markalar da Nokia’nın sunduğu ürünlerin benzerlerini üretiyordu. Bu durum bir süre devam etti. Ta ki Apple, İphoneisimli telefonlarını piyasaya sürene kadar. İlerleyen zaman içinde Nokia, eski tip işletim sistemi Sybian üzerinde ısrar etti. Satışları iyice düşen Nokia, son olarak geçtiğimiz yıl patent haklarını ve isim haklarını Microsoft’a sattı. İsmi değişti, yenilmez görünen marka yok olup gitti.

Üstteki paragrafta uzunca anlattığım hadisenin benzerini daha kapsamlı şekilde,  önce tesir alanını ve daha sonrasında mevcudiyetini yitiren medeniyetimiz üzerine kurgusal olarak benzeşen yönleri olduğunu görebiliriz.

Geçmişte yaptığımız hataları tekrarlamak farkı sonuçların ortaya çıkmasını sağlamayacaktır. Eğer yeni bir medeniyet inşası iddiasında isek, bugüne dair ve yarın da geçerli olacak değerleri belirlemeli ve bu değerlerin toplum nezdinde karşılık bulmasının yolları aramalıyız. 

Genel olarak bakıldığında yeni bir medeniyet kurgulamadan önce halledilmesi elzem olan meselelerimizi gözden geçirmek gerekiyor. Bunları; dil, eğitim, milli şuur eksikliği, iş ahlakı vb. şekilde çoğaltabiliriz. Bunlardan dil ve eğitim meselesi üzerinde doğru tespitler yapıldığı takdirde diğer meselelerin çözümünün kolaylaşacağı kanaatindeyim.

Dil Meselesi

Ortak bir lisan ile iletişim kurmayan bir topluluğun milliyet olması mümkün değildir. Bu sebeple ülkemizin ve hatta Türk İslam coğrafyasının anlaşılabilir bir Türkçe’nin konuşulması ve yazı dilinde ortak bir abecenin belirlenmesi elzemdir. Bu durum gerçekleşmediği sürece farklı coğrafyalardaki Türk toplulukları birbirine yabancılaşmaya devam edecektir. Kuşaklar arasındaki dil farkı makul düzeyde kalmalıdır. Dildeki yozlaşmanın önüne geçmek için TDK yabancı menşeili yeni kelimelerin yerine kullanılabilir kelimeler türetmelidir. Türkçe’nin bilim dili olmasının önündeki en büyük engellerden biri olan budamacı dil telakkisini yok etmek gerekir. Millet tarafından kullanılan ve yüzyıllardır Türkçe lügatlerde meskûn olan kelimeleri sırf yabancı kökenli olduğu için atmaya çalışmak, dilimiz üzerinde tamiri zor tahribatlar oluşturuyor.

Eğitim Meselesi

Eğitimimizdeki istikrarsızlık aynı dönem içerisinde mezun olan bireylerin dahi farklı istikametle sapmasına sebebiyet veriyor. Öncelikle Talim Terbiye Kurulu eğitim sisteminde uygulanacak yöntemi netleştirmeli ve orta ve uzun vadede bu yönteme sadık kalınmalıdır. En kötü karar kararsızlıktır. Neredeyse iki senede bir değişen sınav sistemi net sonuçları görmemize engel oluyor. Eğitimdeki en büyük sıkıntılardan bir diğeri de öğretmen atamalarındaki belirsizlik olarak göze çarpıyor. İki ayda öğretmen olma hakkı kazanan formasyonlu öğretmenler olduğu gibi, öğretmenlik bölümü okuduğu halde bölüm kapatılarak hakkı gasp edilen öğretmenler adayları mevcut. Bu durum hem öğretmen kalitesini düşürüyor hem de mesleğin saygınlığını zedeliyor. Eğitim sorunlarımızın belki de en önemlisi eğitimin milliği sorunudur. Milli olmayan eğitimin sonucunda Kut’ul Amare zaferinden habersiz;Kırım’ın, Kerkük’ün, Musul’un kadim Türk yurdu olduğunu bilmeyen, kimlik bunalımı yaşayan bir nesil yetişiyor. Bilhassa edebiyat ve tarih derslerinin müfredatı baştan sona yenilenmeli, milli bilinç oluşturacak şekilde düzenlenmelidir.

Geçmişteki medeniyetimizin geçerliliğini yitirmesinin en önemli sebeplerinden ikisi dil ve eğitim konusundaki belirsizliklerin toplumsal bağlamda huzursuzluk ve en nihayetinde kargaşa oluşmasına sebebiyet vermesidir. Düzenli ve kararlı dinamiklere sahip olmayan bir milletin zamana ayak uydurmasını beklemek hayalcilik olur. Bugün temel problemlerimizin üzerinde kararlılıkla durmamız gerekiyor. Temeli sağlam olmayan muhteşem bir saray dahi inşa edilse yarın muhteşem süslemelerle bezenmiş tavanın yıkılmayacağının garantisini verilemez.