4 Ekim 2022

Birkaç yıldır dilimizde YANLIŞ olarak kullanılmakta olan gurûr kelimesi üzerinde duralım:

Arap dilinde bu kelimenin kök harfleri g r r dir; garre "aldattı", "kandırdı" demektir. Gurûr bu fiilin (eylemin) masdarıdır ve "aldatmak", "kandırmak", "yanıltmak" demektir. Nitekim, Kur'ân-ı Kerîmdeki şu âyetlerde bu durum açıkça görülmektedir :

*Yâ Eyyuhel İnsânu mâ garreke birabbike'l Kerîm (İnfitâr [82] 6).

(Ey İnsân! Rabbin hakkında seni aldatıp yanıltan nedir?)

 *We garrehum fî dînihim mâ kânû yefterûn (Âlu 'İmrân [3] 24).

(bu tür uydurup yakıştırdıkları) İftirâlar, dînlerini anlamada onları aldatmış, yanıltmıştır.)

 *Fe lâ yagrurke tekallubuhum filbilâd (Gâfir [40]4).

Onların bu dünyâda (ülkelerde) dolaşıp durmaları seni aldatmasın.

*Fe lâ tegurrennekumu'l hayâtud dunyâ we lâ yegurrennekum billâhil garûr (Lukmân [31] 33).

Dünyâ Hayâtı kesinlikle sizi aldatmasın ve sakın şeytan sizi, Allah ile, O'nun merhametine güvendirerek kandırmasın.

*We mâ'l hayâtu'd dunyâ illâ metâ'ul gurûr (Âlu 'İmrân [3] 185)

Dünyâ hayâtı, sâdece aldatıcı bir meta'dan (geçci bir zevkten) ibârettir.

Gurûr kelimesi, dilimizde 1000 yıldır kullanılmakta idi, ama doğru olarak; kibir, boş büyüklenme, böbürleme anlamına geliyordu, "aldanma" kavramını veriyordu.

Günümüzde ise, "yabancı dil" (denince tabiî yaygın Batı dillerinden biri akla gelir) biliyor denilerek kitle iletişim araçlarında yabancı okullarda okumuş olanlar yer buluyor. Türkçe bilgileri zayıf da olsa, çoğu, dilimizi sâdece konuşma seviyesinde biliyor da olsa, bu Batı karasevdâsı onları öne çıkarıyor ve onların dilimizi yanlış kullanmalarıyla, yanlış kullanım yaygınlaşıyor.

Pride; "öğünç", "kıvanç", "iftihâr" diye aktarılabilecekken, gurur kelimesi, bu, kendi kültürlerinden kopuk sunuculara daha câzip gelmiş olmalı ki onlar mârifetiyle bu yanlış kullanım yayıldı gitti.

 Bu yaygınlaşan yanlış yüzünden de kimi politikacılar, iş adamları, yaptıkları iyi bir işten, başarılarından söz ederken; "sevinçliyiz","kıvançlıyız", "öğünçlüyüz", "öğünç duymaktayız" demek yerine, büyük bir rahatlıkla "gururluyuz" demektedirler!

 

 

 

Yazar Hakkında:

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet Maksudoğlu, Eskişehir’de Kırım kökenli bir âile içinde doğdu. İnkılâp İlkokulunu, Eskişehir  Lisesini ve Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini bitirdi. İzmir İmam-Hatîp Lisesi’nde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak Arapça, Farsça, İngilizce ve Hadîs öğretti. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm Târihi Asistanı oldu. Tunus’ta doktora tezi ile ilgili malzeme topladı, dilbilgisini bildiği Arapça'nın pratiğini yapmak imkânını buldu. Dördüncü sınıfına kabûl edildiği Burgiba Yaşayan Diller Enstitüsü Arapça Bölümü’nü bitirdi. Türkiye’ye dönüp İstanbul, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde belge inceledi. "Tunus’ta Osmanlı Hâkimiyeti" konulu doktorasını verdi. İngiltere’de, University of Cambridge’de Faculty of Oriental Studies’de Türkçe öğretti, orientalistlerin nasıl yetiştirildiklerini gördü. Türkiye’ye dönüp Diyânet İşleri Başkanlığına bağlı olarak İzmit, Ankara ve İstanbul’da vâizlik yaptı. Marmara Üniversitesi'nde 1983 yılında Yardımcı Doçent, 1986 da Doçent ve 1995 yılında Profesör oldu. İzinli olarak gittiği Malezyadaki International Islamic Universty’de 4 yıl (1991-95) Târih ve Medeniyet Bölümü başkanlığı yaptı, Osmanlı Târihi öğretti. Orada iken yazdığı Osmanlı History adı geçen üniversite tarafından bastırılıp (1999) textbook olarak kullanıldı. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde bir yıl daha öğretim üyeliği yaptıktan sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi kurucu dekanı olarak Eskişehire gitti. 2004-2005 öğretim yılında izinli olarak gittiği Kazakistan’ın Türkistan Beldesindeki Hoca Ahmed Yesevî Milletlerarası Türk-Kazak Üniversitesinde, Hollanda Rotterdam Milletlerarası İslâm Üniversitesinde bir dönem öğretim üyeliği yaptı.

Yazarın diğer makalelerinden: