Güncel Yazılar
Mehmet MAKSUDOĞLU

Anlatıldığına göre, Devlet-i Aliyye-i Osmâniyyenin genç Hünkârı, Murâd Hân oğlu Sultân Mehemmed (o zamanki telâffuz böyledir; bakınız : Halil İnalcık ve Mevlüt Oğuz, Gazavât-ı Sultan Murad bin Mehemmed Hân, Ankara 1978. [Devletin İkinci Kurucusu Çelebi Mehemmedin oğlu İkinci Muradın gazâlarını anlatan kitap] ) Pâyitaht Edirnede dolaşmaktadır. Kafası, fethetmeyi düşündüğü Konstantiniyye ile meşgûldür. Fetih için askerî hazırlıklar bütün hızıyla sürmektedir, ama, esas olanın, insan unsuru olduğunu çok iyi bilmektedir; babası Murad Hân, onun çok iyi yetişmesi için gerekeni yapmıştır.

Genç Pâdişah, bir dükkâna girer, bir şey satın alır. İkinci bir şey satın almak istediğinde, dükkân sâhibi :
–Ben siftâh ettim, komşum henüz siftâh etmedi, ikinci nesneyi lütfen ondan alınız! der. Milletindeki ferdler arasında böyle bir dayanışma ruhu olduğunu gören Mehemmed

Hân, büyük bir huzur ve güvenle :

-Milleti böyle olan orduyla Konstantiniyye elbette fetholunur! der.

Haklıdır; herhangi bir karşılaşmada, mücâdelede, zaferi sağlayan âmil, insan unsurudur. Askerî hazırlıklara, cephaneye, silâhlara ağırlık verilip o mücâdeleyi yapacak olan insanın nasıl idiğine, keyfiyetine bakılmazsa, en mühim konu ihmâl edilmiş demektir. Nitekim, Çinliler, düşmanlarının akınlarına karşı korunmak için büyük emek ve masraflarla, yıllarca uğraşarak Çin Seddini yapmışlar, ama, o seddi koruyacak olanları ihmâl ettikleri, iyi eğitmedikleri için nöbetçiler, görevliler, rüşvet almış ve düşmanlar, yüz yılda üç defa içeri girmişlerdi.


Millette, kültür, maya esastır; kolay kolay değişmez, her çağda kendini gösterir. Bunun canlı bir örneği, 2016 yılı yazında Taraklıda yaşandı. Edirnede 1450 li yıllarda geçen olayın benzeri 500 küsûr yıl sonra Taraklıda tekerrür etti. Muhakkak ki Türkiyenin birçok başka yöresinde de benzer olaylar her gün vukû bulmaktadır; ben, şâhit olduğum olayı anlatıyorum:

Taraklıda, damadım Hüseyinle bir bakkal dükkânına girdik, kahvaltı için zeytin alacaktık. Girdiğimiz dükkânın sâhibine, zeytin istediğimizi söyledik. Adam, hiç tereddüt etmeden :
-Bendeki zeytin pek iyi değil, şu komşumdaki iyidir, ondan alınız, dedi.

Ben bu olayı her vesileyle, her yerde anlatıyorum: yoruma gerek yok, bu millet soyludur, yücedir, adam gibi adamdır. 1839, 1856 ... darbelerine, kırılma noktalarına rağmen, ayaktadır, rûhu sağlamdır. Fitnevizyonun ve Türk dilini kullanıp da Türke asla hizmet etmeyen batıcı gazetelerin çılgın gayretleri bu milleti çürütememiştir.


Asıl zenginlik gönül zenginliği olduğuna göre; ülkemizdeki malı, parası pek çok olan, vergi rekortm eni olarak boy gösterenyurttaşlarımız mı, yoksa Taraklıdaki bakkal mı daha zengin? O çok varlıklı yurttaşlarımızın hangisi “falanca firmanın imalatı benimkinden daha iyidir, onu tavsiye ederim” diyebilir?


Ne dersiniz?

Medeniyet Tasavvuru

C. Stephen EVANS
Din Dili Problemi

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

34346148