25 Temmuz 2021
Yanvar1

Fatih AKMAN
 
Azerbaycan'da, Bakü'de, 20 Yanvar (Ocak) 1990 senesinde yaşanan elem dolu hadise, o güne değin ‘komünizm’ kisvesi altında yoldaşlık ve yurttaşlık türküleri tüttüren Rusların gerçek yüzünü bir kez daha ortaya sermiştir.

Rusya 1700'lerden bu tarafa Türkistan'da, Kırım'da, Ahıska'da ve Türk varlığının olduğu her yerde kaçınmadan yaptığı katliamlardan birini bu kez Bakü'de sahneye koyuyordu. Hadisenin başlangıcı esasında pek de yabancısı olmadığımız bir mevzu: Türksüz Erivan, Türksüz Ermenistan hayallerinin son perdesi, Türk yurdu Karabağ'ı Ermenistan'a katma vahşiliğinin ise başlangıcıydı. Ve bu plan yüz sene evvelinden Çarlık Rusyası tarafından hazırlanmış, halefi Sovyet Rusya eliyle de tavizsiz bir şekilde adım adım sahneye koyuluyordu.

Plan dahilinde önce Ermenistan sınırında yaşayan Türklerin evleri barkları yakılıyor, insanlar peyder pey basit bir asayiş vakası maskesiyle öldürülüyorlardı. Bir taraftan Ermeni terörünün fitillerini bu yolla ateşleyen Sovyet yönetimi, bir taraftan da Azerbaycan'da yaşayan Ermenileri yine kendi eliyle öldürerek hem Rus hem de Ermeni kamuoyunu kan ve kin tohumları ile besliyordu.

Bu olaylar hem Azerbaycan'daki milliyetçi hareketleri radikalleşmeye itecek ve böylece "özgürlük abidesi" Sovyet yönetimi buraya müdahale etmenin yolunu açmış olacak, hem de Ermenilerin Azerbaycan'da katledildiği teziyle birlikte kendi kamuoyunda da meşru bir müdahale yolunu açmış olacaktı. Rusya kısacası bir taşta iki kuş vuracak ve taşın altında kalan hep Türk olacaktı.

Ufak çapta başlayan bu hadiseler zamanla büyümüş, sonunda halk nezdinde meşru bir tepkiye dönüşmüş, eski Lenin Meydanı, şimdiki adıyla Azadlık Meydanı'nı milyonlarca Türk'ün doldurmasına sebep olmuştu. Protestolar tamamen silahsız ve masum halk tarafından Sovyet yönetiminden anayasayı hakkıyla uygulaması isteğiyle başlamıştı. Sovyetlerin haksızlıklara karşı sessiz kalmaktan öte taraflı duruşu; meydandaki halkı azadlık mücadelesine itecek en büyük etkenlerden biriydi. Bu arada boş durmayan Sovyetler, nerede gözünü Türk kanı bürümüş Rus ve Ermeni varsa toplamış, bunları bir katliam yapmak gayesiyle Bakü yollarına göndermeye başlamıştı bile. Soğuk ve zalim Rus bu katliamla hem merhum Ebulfez Elçibey'in başını çektiği Azerbaycan Halk Cephesi'ne bir ders verecek, hem de tüm Sovyet topraklarına kanlı bir mesaj gönderecekti.

Rus ve Ermeni katillerin Bakü'ye gelmesine bir iki saat kala meydandaki kitlelere bir katliamın kapıda olduğu haberi veriliyordu. Ancak bu kalabalık Azadlık Meydanı'nı boşaltmak bir yana bağımsızlığa giden yolda asırlık çınarlar gibi dimdik ve bütün dirayetiyle duruyordu. Ve hep bir ağızdan meydanda tekrarlanan o sözcükler:

"Ölmek Var, Dönmek Yok!".

Ancak Ocak ayının 19'unu 20'sine bağlayan o gece meydana giren tanklı, silahlı Rus ve Ermeni katilleri, tek silahları yürekleri olan halkın üzerine ateşler yağdırıyor, tanklarla acımadan üzerlerinden geçiyordu. Kanlı gecenin sabahına çıkıldığında kanlar içerisindeki Bakü sokaklarında 137 şehit, 700'ün üzerinde yaralı ve 800'den fazla tutuklu Türk'ün izleri vardı.

Sovyet Rusya planlarını harfiyen uygulamış ancak Azerbaycan Türkü’nün genlerinden gelen bağımsızlık hissiyatının önüne geçemeyeceğini aklına getirememişti. Kanlı Yanvar kanlı ve acılı bir günün adı olmakla birlikte, ayın zamanda şanlı ve bağımsızlık yolunun açıldığı, şuurunun ortaya çıktığı bir günün de adıdır. Rahmet ve minnetle o kahraman şehitlere...

"İnsan insan olur öz hüneriyle,
Millet millet olur xeyri,şeriyle.
Torpağın bağrına cesedleriyle,
Azadlıq tumunu ekdi şehidler.''

 

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden