5 Aralık 2021
Kemal GÖZLER

 Aşağıda bu makale hakkında tanıtım pasajları vardır. Tam metine  http://www.anayasa.gen.tr/dev.html  sayfasından ulaşabilirsiniz.
Türkiye’de demokrasi tehdit altında. Türkiye adım adım otoriter bir rejime doğru kayıyor. …

Hukukun demokrasiyi koruyamadığını, demokrasiyi tehdit eden güçler karşısında yetersiz kal…

Neredeyse siyasetin hukukun kıskacında olduğu bir yarım yüzyıl yaşadık.  … Sanıyorum artık bu dönem bitti. Artık “siyasetin kıskacında hukuk” dönemi başladı. …. 

Türkiye’de karşılaştığımız demokrasiden uzaklaşma olgusu, aslında sadece Türkiye’ye özgü bir olgu değil. Benzer olgu başka ülkelerde de var. … Hatta artık demokrasiyi tehdit eden bulutlar, Batı Avrupa ülkelerinde ve ABD’de de dolaşmaya başladı. 

Bu olguyu ifade etmek için siyaset bilimi literatüründe “eksik demokrasiler”, “seçimsel demokrasiler”, “liberal olmayan demokrasiler”, “delegasyoncu demokrasiler”, “yarışmacı otoriterizm” ve “popülizm” gibi kavramlar kullanılıyor. …

Türkiye’de karşılaştığımız bu olgu, dünyanın başka ülkelerinde de görülen yeni bir olgudur. Eski paradigmalarla açıklanabilecek, eski kavramlarla kavranabilecek bir olgu değildir. …

Türkiye’nin içinden geçtiği süreçte, demokrasiyi tehdit eden güçlere karşı mücadelenin yolu, kanımca hukuktan değil, siyasetten geçiyor. … 

Neticede “seçimsel demokrasiler”, “yarışmacı otoriterizm”, “popülizm” gibi kavram ve teorilerin de işaret ettiği gibi, bu rejimler demokrasiden, seçimlerden, yarışmadan ve halk desteğinden tam olarak vazgeçmiş değiller. Eksik de olsa demokrasi hâlâ mevcut. Adil olmasa da seçimler hâlâ var. Eşit şartlarda yapılmıyor olsa da yarış hâlâ devam ediyor. Manipüle edilmiş olsa da bu iktidarlar hâlâ halkın desteğini alıyor. …

Bu seçimsel demokrasiler, bu delegasyoncu demokrasiler, popülist rejimler, nasıl seçimle iş başına gelmişler ve seçimle ayakta duruyorlarsa, yine aynı şekilde bir gün seçimle gideceklerdir.

Türkiye’de de bu böyle olacaktır. Belki Türkiye, benzer ülkeler arasında bu tür rejimden ilk kurtulan ülkelerden biri olacaktır. …

… AKP, haksız yere veya gayri meşru olarak iktidarda olan bir parti değil. Karşımızda seçimleri kazanmış meşru bir iktidar var. Seçim şartlarının adil olmadığını iddia edebiliriz. Ama AKP’nin iktidarının seçim şartlarının adaletsizliği sayesinde sürdüğü iddiası inandırıcı bir iddia değildir. AKP seçimleri kaybedince iktidardan gidecektir. Ama bunun için muhalefetin seçimleri kazanması gerekir. 

… Türkiye’de son 15 yıldır iktidar değişiminin olmamasının temel nedeni Türkiye’de muhalefet partilerinin güçsüzlüğüdür. Dolayısıyla Türk demokrasisi üzerinde bir tehdit var ise, bu tehdidin sürmesinde muhalefet partilerinin de sorumluluğu vardır. …

Seçim, “evet/hayır” oylarının verildiği bir referandum değildir. Seçimi bir başka parti kazanmadan, iktidar partisi, sırf halk tarafından artık sevilmiyor diye kaybetmez. …

Türkiye’de muhalefetin iktidarı değişmeden Türkiye’nin iktidarı değişmez. 

Türk siyasî kadrolarında genel bir kalite sorunu var. John Stuart Mill’in dediği gibi “küçük adamlarla büyük işler yapılamaz”. …

Oysa … Türkiye’de siyasetten bilerek uzak duran iyi yetişmiş bir kitle var. Türkiye’de muhalefet partileri çok güçsüz ise, Türkiye’de demokrasi tehdit altında ise, bu biraz da, bu kitlenin siyasetten uzak durması yüzündendir. Bu kitle sorunu görüyor; ama elini taşın altına koymayı da istemiyor. …

Türkiye’de tabir caiz ise “uyuyan bir dev” var. 

Dev uzun zamandır uykuda. Çünkü onun için önemli olan yaşam tarzı. Yaşam tarzının sağlanması ve sürdürülmesi de büyük ölçüde eğitimden, iyi bir iş sahibi olmaktan ve para kazanmaktan geçiyor. Bunda da başarılı oluyor. Gündeminde siyaset yoktu. Çünkü kendisini tehdit altında hissetmiyordu. …

Türkiye’nin uyuyan devini AKP, birkaç yıldır izlediği yanlış politikalar sayesinde uyandırmak üzere. …

Türkiye’de siyasetten uzak duran kitlenin, yani “dev”in, uykudan uyandırılması için çok elverişli bir hukukî ortam var. …

Muhtemelen Türk aydınlarının 1908’den beri bugünkü kadar kendini baskı ve tehdit altında hissettikleri bir dönem olmamıştır. …

İşte uyuyan kitleyi uykudan uyandıracak olan şey, bu kendi işinde gücünde olan insanların gelecekten endişe duymaya başlamış olmalarıdır. …

Türkiye’de uzun yıllardır aktif siyasetten uzak duran kitle, tabir caizse “uyuyan dev”, uyanırsa, muhtemelen öncelikle muhalefet partilerinin lider kadrosunu değiştirecek veya bu partilerin yerine yeni partiler kuracaktır. Bu safha tamamlanırsa, muhtemelen ilk seçimlerde AKP iktidardan düşecektir. …

Geçtiğimiz 16 Nisan 2017 referandumundaki yüzde 48 oranında hayır oyu, CHP sayesinde değil, bu sessiz kitlenin, tabir caizse uyuyan devin kıpırdanmasının yarattığı rüzgar sayesinde elde edilmiştir. Referandumda dengeleri sarsmaya devin uyanması değil, kıpırdanması bile yetmiştir. …

Devin etrafında derin uçurumlar var. Uykudan yeni uyanan ve uyku sersemi olan devin bu uçurumlardan birinin içine düşme ihtimali çok yüksektir. …

İktidara gelecek olan dev, ahlâkî ilkelerle hükmetmeyecekse, iktidarın değişmesinin Türk demokrasisine sağlayacağı bir yarar olmayacaktır. Böyle bir iktidar değişiminin personel değişiminden başka bir anlamı olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, personel değişimi değil, zihniyet değişimidir.
 

Bu kategorideki Makalelerden