3 Temmuz 2022

Hasan Fevzi BATIREL

Saçma sapan bir tartışma başladı. Dünya acaba Matrix filmindeki gibi bir illüzyondan mı ibaret diye… Bunu ciddi ciddi tartışanlarda var elbette.

Hani rüyada olup olmadığınızı anlamak için bir çimdik atarlar ya, acımıyorsa rüyadasınız demektir. Acı, sevgi, ayrılık, ızdırap, kalp atışınızın hızlanması, yavaşlaması varsa rüyada değilsiniz demektir. Gerçi rüyada da insan gördüklerini çok gerçek yaşayıp, kan ter içerisinde uyanmıyor değil.

Günlük koşuşturmalar içerisinde bana göre çok anlamlı haberler kaybolup gidiyor.

İlki Ardahan’da bulunan Rus Askeri Mezarlığı ile ilgili olanıydı. Mevtanın bir Rus yarbayına ait olduğu anlaşıldı. Hastalık nedeniyle vefat etmiş, elbiselerini falan giydirip süsleyip defnetmişler. Ölüm tarihi 1894. Mezarlığın olduğu bölgede belli ki toprak 1,5 metre yükselmiş. Tabut derin kazıda ortaya çıktı. Tabi orada yaşayanlar, mezar üzerinde ev sahibi olduklarını duyunca hafiften tırsmaya, her türlü garipliği öteki dünyanın faaliyetlerine bağlamaya başlamışlar. Adamcağızın buruşmuş, çürümüş, korku filmlerinden çıkmış gibi duran yüzü tüm haber sitelerinde mevcut. Daha birçok tabut varmış.

Ruslar 30 yılın üzerinde bir zaman Kars ve Ardahan’ı yönetmişler. Bunun sonucu olarak alt yapıyı biraz değiştirmişler, geniş caddeler, kaldırımlar vesaire vesaire. Ama özümüze dönmüşüz hızlı bir şekilde hiç merak etmeyin!

İkincisi ise ABD’nin Missouri kentinde bir alanın üniversite kampüsüne kazandırılması sırasında yaşandı. Yaklaşık 1000 dönümlük bir arazi meğer eski bir akıl hastanesininmiş. Bu hastane 1850’lerden 1935’e kadar faaliyet göstermiş ve ilk başta 700 hasta yatarken son yıllarında 5000’e yakın hastası varmış. Nihayetinde bu hastanede vefat edenler oraya gömülüyorlarmış ve toplam 7000 kişinin tabutuna ulaşılmış. Bildiğiniz akıl hastanesi mezarlığı… Bizde de akıl hastanelerinde yatanlara kimse sahip çıkmazsa kişi ya kimsesizler mezarlığına gömülür, ya da tıp fakültelerine kadavra olarak verilir. Bu bahsettiğim eski uygulamalar, şimdilerde bu süreçlerinde bir yönetmeliği vardır.

Sonuncusu ise yine Anadolu’nun bir kentinde ev yapmak için yapılan kazı sırasında bir sakrofagus, yani anıt mezar bulunmuş. İlk incelemeler mezarın Romalı bir generale ait olduğunu gösteriyormuş.

Bu haberler günlük, kimsenin okumaya dahi tenezzül etmediği şeyler veya insanın yüzü nasıl korku filmlerindeki gibi oluyor diyerek düşünmeden bakıp geçiyorsunuz.

Bir de böyle bakmak var;

İnsanın unutulması onu gören veya beraber anısı olan kişilerinde göçmesi ile birlikte başlıyor. Yani sizi gören son kişilerde (torunlarınız diyelim) ölünce artık gözden ırak olan gönülden de ırak olur sözü yerini buluyor. Sıradan insanları 10-15 yıl, biraz önemli insanları 20-25 yıl, çok önemli insanları 40-50 yıl, büyük kahramanları 100-150 yıl sonra doğru düzgün kimse hatırlamıyor. Efsane insanların isimleri biraz daha kalıyor ama onlarda çoğunlukla ya büyük devlet adamları, askerler, bilim insanları veya insanların hayatında dramatik değişikliklere yol açmış kişiler…

Gerçekten ismi kalanlar ise insanlara gerçek yaşamın nasıl olması gerektiğini gösterenler ve onların duygularına hitap edenler.

Değerli bir bilim adamı hangi kategoridedir? Biraz önemli ile çok önemli arasında herhalde… E en fazla 25-50 yıl arası… Şöyle İstanbul’un büyük mezarlıklarına biraz dikkatli baktığınızda en güzel yerlerinde bazı Ordinaryüs Profesör mezarlarını görürsünüz. Aynı branştaki üç beş kişi hariç, hemen hiç kimsenin hatırlamayacağı kişiler…

Bu yazı hayatın önemsizliği, boş verelim her şeyi mesajı içeren bir yazı değil. Bir gerçeklik üzerine.

Kendime ne önemli diye soruyorum;

Aslında neyi önemsersek o önemli… Ama önemsediklerimiz başkaları için aynı öneme sahip mi? Hayır. Hayatta acı da var, güzellikte, zevk-ü sefada, sevgide… İniş, çıkışlarda…

Bizim kültürümüz, Batı kültürü kadar hayata değer vermiyor. Bence doğru da ediyor;

“Bu da geçer ya Hu!”

“Malda yalan mülkte yalan, gel biraz da sen oyalan!”

Kuran-ı Kerim’in Kasas suresi 88.ayeti çok etkileyicidir;

“O’nun varlığı hariç her şey yok olmaya mahkûmdur.”

İyi insan olmak, düzgün yaşamak, dürüst olmak ve yaşadığımız dönemdeki insanlar üzerinde iyi bir iz bırakmak...

Bilgisayarda ve sanal ortamda ismim kalır diye ümit ediyorsanız, her gün milyonlarca GB veri bir yerlere depolanıyor. Bir gün bir hacker çıkar tüm veriler siliniverir; orada da yok oluruz merak etmeyin.

Bu haberleri gördükçe kendimi ve yapmak istediklerimi çok önemsediğimi düşünüp gülümsüyorum. İçim farklı bir rahatlıyor. Herkese tavsiye ederim.

 

Yazar Hakkında:

Hasan Fevzi BATIREL

Hasan Fevzi BATIREL

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesidir (Prof.Dr.). Avrupa Göğüs Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu üyeliği de yapmaktadır.