4 Ekim 2022

Turgut GÜLER

Âsaf Tugay’ın İbret[1] isimli eseri, Sultan İkinci Abdülhamîd’e verilmiş jurnalleri anlatıyor. Hakîkaten adına yaraşan bir eser. Hem jurnallerin muhtevâsı, hem de jurnalcilerin hüviyetleri tam ibretlik…

Meselâ, Londra Büyükeçiliği’nde müsteşar olan Abdülhak Hâmid’in – mevcut vazîfe ve maaşına ilâve – 5.000 kuruş karşılığında Manchester Şehbenderliği’ni isteyen jurnali, böyle ibret-nümâ sahîfelerden. Londra’dan ayrılmadan ve günümüzün moda tâbiriyle, fahrî konsolos gibi davranarak, hâl-i hazırdaki maaşına 5.000 kuruş ilâve istemesi, Şâir-i Âzâm’lık şiârından mı sayılmalıdır? Hâmid’in, bu talebine gerekçe olarak gösterdiği ise, Manchester’deki Ermeni teşkilâtlanması. Oradaki Ermeniler, Türk Devleti aleyhine teşkilâtlanıyorlarmış. Londra Sefâreti, İngiltere’deki bütün Türk temsîlciliklerinin en büyük makâmıdır ve Manchester Şehbenderliği de buraya bağlıdır. Şimdi, Hâmid, Londra Sefâreti Müsteşârı sıfatıyla, Manchester’deki hangi Ermeni teşkilâtlanmasına engel olamamıştır da, şehrin şehbenderliğine tâlib oluyor ve bu tehlikeyi önlemeye niyet ediyor? Alacağı para dışında hiçbir maksadı ve açıklaması bulunmayan bu hareket, Hâmid’in san’at albümünde leke izi bırakır mı? Cevâbı umûmun vicdânında saklı…

Yeri geldiğinde, Sultan Hamîd’e – küfür dâhil – her türlü seviyesiz lâfları gönderenler, vaktiyle bu jurnalcilik mesleğini icrâ etmişler ise, ortaya çıkan perhîz ve turşu vaziyetini nasıl îzâh edersiniz?

San’at târîhi ve arkeoloji çalışmalarının öncü isimlerinden Celâl Esad (Arseven)’ın adını jurnal yazıcıları arasında görmek, doğrusu şaşırtıcı oluyor. Lâkin bu husûsda ibret zirvesi yapan biri var ki, bu milletin târîhi ve tâlihi adına esef rüzgârı estiriyor. Bu jurnalci, Emanuel Karaso (Karasu) adını taşıyor. Yıllar sonra, Sultan Hamîd’i hal’ eden karârı Hâkân’a bildirme vazîfesini alan hey’et içindeki Yahûdî Karasu, meğer sicilli jurnalcilerdenmiş. Onun, Sultan Abdülhamîd’e arz-ı ubûdiyet bildiren cümleleri, insan nesli adına, okuyanın yüzünü kızartacak, bir dalkavukluk, şahsiyetsizlik nümûnesi.

İbret’i okuyunca, jurnal edebiyâtı yapanların, hakîkatte pek koyu birer jurnalci olduğunu görüyorsunuz. Siyâsî, edebî ve akademik çevrelerin nice sivrilmiş ismini, jurnalciler listesinde görünce, ne kadar isâbetsiz bir maârif sistemimiz olduğunu bir def’â daha anlıyorsunuz.

Acaba, Sultan İkinci Abdülhamîd, bu jurnal âdetini, insanların karakterlerini mihekk taşına vurmak için mi îcâd etti?

Sağda, solda, ötede, beride Sultan Hamîd ve jurnal müessesesi aleyhinde en olmadık sözleri sarf edenlerin ezici çoğunluğu,  saf kan jurnalci arslanlarımızdandır. Aksini iddiâ etmeden, İbret’i okuyunuz. Ama gönül gözünüzü kapatmadan. Normal şartlarda göremediğimiz nice teferruâtı, gönül gözümüz sezer ve keşfeder…

Dipnot

[1] İbret, Abdülhamîd’e Verilen Jurnaller ve Jurnalciler, Jurnalcilerin Tam Listesi-Âsaf Tugay, Okat Yayınevi,    İstanbul, 1962(?) / İbret –cilt 2, Âsaf Tugay, Yörük Matbaası ve Yayınevi, İstanbul,1962

 

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: