4 Ekim 2022

Turgut GÜLER

Yavuz Sultan Selîm’in sekiz yıllık kısa hükümdârlık dönemi, çok bereketli meyveleriyle değerlendirildiğinde, hep “ az zamanda çok iş ” yapıldığı dile getirilir. Doğrudur, Sultan Selîm-i Evvel’in saltanat yılları, pek kısa olmasına rağmen, emsâliyle kıyaslanamayacak şekilde gümrâhdır. Bu cihetden, Cennet-mekân Pâdişâh’ımızı ne kadar medh ü senâ etsek, az gelir.

Yavuz Selîm’in siyâsî ve askerî dehâsı, zamânı yerlere sererek mağlûb etmiş ve sekiz yıla seksen senelik zafer hâsılâtını sığdırmıştır. Yavuz nâm Cihângîr’i, kendi ölçüleri, kıstasları içinde ele alınca, zâten sekiz yıl sözünün tamâmen bize göre olduğunu görürüz. Yavuz’a göre sekiz yıl, çok başka bir zamân dilimidir.

Fakat biz, yine bize göre olan, bizim anladığımız sekiz yıl üzerinden düşünmeye devâm edelim. O zamân, bu imrenilecek, kıskanılacak muvaffakiyetin, sâdece hükümdârlıkta geçen senelere hasredilemeyeceğini görmemiz lâzım. Şehzâde Selîm’in, Trabzon’dan Kefe’ye, oradan Semendire ve Vidin’e uzanan staj dönemi, hükümdârlığından ayrı düşünülmemelidir.

O senelere mahsûs isimleriyle Lâzistan ve Şavşadistan topraklarını, şehzâdelik imkânlarını kullanarak, ama en çok şahsî kaabiliyeti sâyesinde fetheden; tebdîl-i kıyâfet ile Safevî sınırından çok içerilere girip Şâh İsmâil’le satranç oynayacak yüksek cesâreti gösteren ve bu destânsı hikâyeleri sâyesinde halk arasında adı Selîm Şâh’a çıkan müstakbel Yavuz, adım adım Taht-ı Osmânî’ye yaklaşırken, zihninde her türlü duruma uygun düşecek A, B, C, hattâ D plânları hazırdı.

Yâni, Yavuz’u kısa zamânda hedeflerin ötesine taşıyan hümâ uçuşunda, çok titiz çalışmalara hasredilmiş şehzâdelik dönemi, büyük bir motor gücü meydâna getirmiştir. Çaldıran, Turna Dağı, Mercidâbık, Hân Yûnus, Rîdânîyye; zafer sayfalarının, biz sıradan insanlara görünen yüzüdür. Bir de Yavuz Sultan Selîm Hân’a mâlûm olan ledünnî sayfalar var ki, onları görebilmek için, ya Hasan Cân, yâhut Pîrî Mehmed kâbında gönül gözüne ihtiyaç var…

 

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: