Güncel Yazılar

Esat ARSLAN

Anımsayalım, Birinci Körfez Harekatı günleri öncesini... Soğuk Savaşın bitmesi yeni ötekiyi belirlemişti. Kimdi yeni öteki? OPEC’in kuruluşuna öncülük eden Saddam Irak’ının şahsında bir bütün olarak İslam Dünyası. Birinci Körfez Harekatına ramak kala, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP )raftan indirilerek yürürlüğe konulmuştu. Bu proje kapsamında sınırları ve rejimi değişecek 22 İslam ülkesiydi, ama BOP’a ilk tepki Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ’nden gelmişti. Fütorolojist bir yaklaşımla, stratejinin üç boyutu “Kuvvet, Zaman ve Mekan”ı iyi değerlendiren TSK, görevi gereği açık ve net tavrını ortaya koymuştu. Birinci Körfez Savaşı başlamadan ABD tarafından verilen görev talebine, yıllardır itaatkar bir NATO üyesi Türkiye’nin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Torumtay istifa ile karşılık vermişti. ABD-Türkiye ilişkilerinde “Yes Sir”ci, “Evet efendim”ci tavrın ilk kırılma noktası bu idi. Oysa ki o zamanki iktidar TSK’yı bu cangılın içine sokarak, Türk askerinin kanı üzerinden“bir koyup üç alma” hesapları yapmaktaydı. Ama aynı TSK, 1996 yılında her türlü olumsuz koşula karşın hayati gördüğü için Irak içlerine Çelik Harekâtı ile sıcak takibe girişmişti. Ancak, Pentagon Türk generallerinin çizgiden çıktığını bir yerlere not etmişti. Bir şekilde hizadan çıkan Türk generallerini hizaya geçirmek amacıyla “Çuval”la başlayan, “Şemdinli- Ergenekon – Balyoz vb” davalarıyla TSK’nın seçkin kadroları tasfiye edilmesi sağlanmıştır. Devlete sızma öylesine hızlanmıştı ki, işte bu ikinci çizginin temsilcileri olan Amerikancı FETÖ yanlıları tasfiye edilenlerin yerlerine yerleştirildiler. Önce Truva atı yaklaşımıyla başlayan süreç genişleye, genişleye Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kurdukları kirli ve büyük bir örgütlenme ile 15 Temmuz 2016 darbe ve işgal girişimine kadar gelindi. Devleti  içinde paralel devlet değil, adeta devleti dışarıda bırakmışlardı. Ancak, Türk Milleti, darbecilerin ele geçirmek istedikleri kritik yerlerde yaptıkları savunma ile kanları pahasına tarihi değiştiren bir destan yazdı. ABD bu sefer başaramamıştı.

ABD bugüne kadar bir çok komploya imza attı. Ama ABD’nin güneyimizde bir terör koridoru inşası her şeyin tuz biberi oldu. ABD bu sefer doğrudan Türkiye’nin bekasını hedeflemişti. Türkiye-Suriye sınırını, Afganistan-Pakistan sınırına çevirmeyi kafasına koymuştu. Bu meydan okumaya misliyle yanıt verildi. Sınırı duvarla örten Türkiye, Fırat Kalkanı ile terör koridorunu bir kama gibi kesmesini bildi. Cehennemi Türkiye’nin içine sokmaya kararlı ABD, YPG/PKK’ya binlerce TIR silah, araç ve gereç yardımı sonrası birden İdlip’teki El Nusra düşmanı kesilivermişti. Küresel düzeyde güçlü bir kamuoyu oluşturarak Türkiye’nin olası bir İdlip-Afrin Harekâtı’nı engellemeyi düşlüyordu, Pentagon. Her ne pahasına olursa olsun terör koridorunu inşaya kararlı Pentagon, YPG/PKK’yla birlikte İdlip’e girme planları yaparken, TSK’nın İdlip’e müdahalesi her şeyi kursağında bıraktı. İşte başta vize krizi olmak üzere ABD’nin neredeyse stratejik ortağını bile gözden çıkarmasının perde arkası budur. Oyun içinde oyunun sistematiği budur. Demem o ki, İdlip ve Afrin bu yüzden Türkiye’nin bekası için hayatidir. Türkiye Cumhuriyeti, Trump gibi bir Cumhuriyetçi olan Bush’un “ Saldırıda Ön Alma” (Pre-emptive Strike) öğretisini bihakkın uygulamaktadır. Umudumuz ve tavsiyemiz gerginliğin bir an evvel sona ermesi. Devletler arasındaki gerginlik bir günde bile sonlandırılabilir. Nihayet ilişkilerin temeli çıkardır, çıkar çatışmasıdır. Peki ya halklar, ABD’ye karşı gönlü kırılan koskoca Türk halkını ne yapacaksınız? Yaşadık, gördük. ABD’nin tek taraflı manevraları Türk halkını öylesine bezdirdi ki, belleklerdeki flu “Çirkin Amerikalı” imajını tekrardan canlandırdı. Şimdi ülkemizdeki, ABD karşıtlığının müsebbibini başka yerlerde aramayın. Bunun sebebi sizsiniz. Ha bir de bir şey daha var. Halklar arasında gerginliğin tamiri öyle bir günde sonlanmaz, yıllar alabilir. Rüzgar eken, fırtına biçer, haberiniz olsun.

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

19696191