25 Temmuz 2021

Şahver ÇELİKOĞLU

Allah muhabbetinin alâmetlerinden birisi de, kulun, sevdiği Yüce Mevlâsını yücelterek, O'ndan çekinerek, O'nu gözünde büyüterek ve kendisinden hayâ ederek O'na karşı beslediği sevgiyi gizlemektir.

Sevginin gizlenmesi seçkin ve akıl sâhibi muhiplerin bir özelliğidir. Safâ ehline göre sevgiyi gizlemek, vefânın gereğidir. Çünkü muhabbet, sevgiliye âid âşıkların kalblerinin derinliğinde saklı bir sırdır. Bu sırrı açıp yaymak muhabbete ihânettir. Kendisinin muhabbet ehli olduğunu söylemek ve bunu îmâ etmek dahi edeb ve hayâya uygun değildir. Çünkü bunda şöhret söz konusudur; bu durumda kalbe, gizli dâvâda bulunma ve kendini büyük görme hastalığı girer.

Âriflerden birisi demiştir ki: “Allah'dan en uzak olanlar, devamlı O'nu sevdiğini anlatmaya çalışan kimselerdir.” Bu kimseler, her işinde ve her sözünde Allâh'ı sevdiğini îmâ etmeye çalışır; herkesin yanında Allâh'ı sevdiğini söyleyerek yapmacık hâl ve hareketlere girer. Bu, Yüce Allâh'ı sevenler O'nu tanıyanlar yanında kızılacak bir davranıştır.

Zünnûn el- Mısrî (k.s), devamlı muhabbetten bahseden arkadaşlarından birinin yanına vardı. Baktı ki adamın başına anlatması güç bir belâ gelmiş. Zünnûn (k.s): “O'nun gönderdiği musîbetin acısını duyan kimse O'nu sevmiş olamaz” dedi. Adam: “Bende derim ki, O'ndan gelen musîbetten tat almayan kimse O'nu sevmiş olamaz” dedi. Buna karşı Zünnûn (k.s): “Aslında O'nu sevdiğini söyleyerek kendisini meşhur eden bir kimse, O'nu sevmiş olamaz” dedi. Bunun üzerine adam: “Allah'dan affımı istiyor ve O'na tevbe ediyorum” dedi.

Zünnûn'un da dediği gibi; Allah muhabbetini kalbte gizli tutmak, muhabbetteki ihlâstandır. Çünkü muhabbet kalbin amelidir. Şu sebeplerle muhabbet gizlenmelidir. 1. Muhabbetin kalbden çekilip alınma korkusu. 2. Muhabbetin başka bir hâlle değiştirilme endişesi. 3. Gizli bir tuzağa düşme ve istidrac yâni bilmeden azâba yaklaşma korkusu. Bütün bu sebeplerle muhabbeti gizli tutmak, onun kalbte tam olarak gerçekleştiğini gösterir.

Nefsi, muhabbeti açıklamaktan alıkoymak, onu kendisi gibi olan insanlardan gizlemek, onunla övünmeyi terk etmek, muhabbeti ele geçirmenin alâmetidir. Çünkü Mahbûb (Yüce Allah) kıskançtır.

Yüce Allâh'ın, kendisine karşı ve muhabbetinin açıklanmasına karşı gösterdiği gayret, kulun kalbindeki muhabbetini ortaya koyma gayretinden daha şiddetlidir. Yine Allah Teâlâ'nın, kendisini sevenlerin kalblerindeki muhabbeti kendi cinsindeki insanlara açıklanmasına karşı gösterdiği gayret ve kıskançlık, bütün sevenlerinin Allâh'ı sevmek için gösterdikleri gayretten daha şiddetlidir.

Bunlar, sahv= mânevî ayıklık ve temkin makâmında bulunan bir âlim için söylenecek sözlerdir. Mânevi sarhoşluk ve vecd (cezbe) hâlindeki kimseler ise, içinde bulundukları hâle mağlubtur. Hâle mağlub olan kimse, mâzurdur; yaptığı işlerden ve söylediği sözlerden sorumlu değildir.

Adamın biri, Allâh'ı (c.c) sevenlerin birinden, câhilâne yapılan bir hareket gördü ve bunu gelip Ebû Mahfûz Mâruf el- Kerhi'ye (k.s) haber verdi. Ebû Mahfûz tebessüm ederek, ona şunları söyledi: “Ey kardeşim! Allah Teâlâ'nın küçük-büyük, deli-akıllı pek çok seveni vardır. Senin gördüğün kimse, Allâh'ı seven delilerden birisidir.”

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden