Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

Din alanında yanlış anlamların olduğu sorunlardan bir ve belki de en önemlisi “İslam’da Eğemenlik Sorunu” dur. İslam’da eğemenlik sorunu dinin özünü örten perde haline gelmiş, dini dünya meta haline getirmiş ve dini din olmaktan çıkartan yolu açmıştır. Bunun sonucunda müslümanların da beşeri hayatları problematik hale gelmiştir.

İslam’da eğemenlik kavramının sorun haline gelmesi başlı başına ciddi bir çalışma konusudur. Ama burada kısaca ve genel bir çerçeve içinde belirtmek gerekirse, bize göre iki temel neden ortaya çıkmaktadır. Bu  ne denlerden birisi, Hz. Peygamber’in gerçek özü ile O’nun dünya işleriyle ilgil yaptığı pratiklerin bir biriyle karıştırılarak ayırt edilememesidir. İkinci neden ise İslam’dan önceki Hıristiyan ve Yahudi kültürlerinde ortaya çıkan “ TEOKRASİ” kavramlarından etkilenmeler olduğu yönündedir.

Yaklaşıl ondört asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hala din ile siyasi meselelerin iç içe geçmesi ve birbirinden ayırd edilememesine hayret etmek gerekir diye düşünüyorum.

Bu makale kapsamında Kur’an ve Sünneti referans alarak eğemenlik ve din ilişklerine yeniden değinmek istiyorum. Özellikle kafası karışıklara ışık tutmaya çalışacağım.

Kur’an’da “ HAKİMİYET” ve  onun yanında birlikte zikredilen “ HÜKÜM” kavramlarından söz eden ayetleri aşağıya alıyorum.

2/107 : “ Göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığ ( yönetimi) Allah’ındır.”

3/108: “ Göklerin ve yerin hükümranlığı, tasarrufu Allah’ındır.”

6/57: “ De ki; Ben Rabbinizden gönderilen açık bir delile dayanıyorum. Halbuki siz bunu yalanladınız. Hemen gelmesini istediğiniz azap benim elimde değil. Çünkü hüküm ancak Allah’ındır...”

6/18: “  O, kullarının üzerinde tasarruf sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir.”

39/ 62:”  Allah her şeyin yaratıcısıdır ve her şeyin yöneticisidir.”

Yukarıdaki ayetler üzerinde düşününce kimi şeyler söylemek mümkündür. Hükümranlık yani hakimiyet ve hüküm kavramlarının anlamları, Allah’ın tüm yaratıklarının üzerindeki uluhiyetini gösterir. Diğer bir deyişel Allah’ın tüm evren üzerindeki ilmini, hikmetini, iradesini ve kudretini, ilahlık gücüne işaret eden ayetlerdir. Felsefe alanında geliştirilmiş bir kavram vardır “ ontoloji”. Ontoloji, külli var oluşua işaret eder. Bu bağlamda diyebilriz ki, hükümranlık kavramı, ALLAH’IN TÜM EVREN ÜZERİNDEKİ GÜCÜNÜ İFADE EDEN ONTOLOJİK HAKİMİYETİNİ İFADE ETMEKTEDİR.

Öte  yandan şu hususta çok önemlidir. Din alanında Allah’ı nitelendirirken ve atıfta bulunurken O’nun isimlerinin anlamları üzerinden değerlendirmek gerekir. Yani Allah’ın 99 isimine bakmak zorunludur. Bir şeyin hakikat olup olmaması o şeyin Allah’ta bulunup bulunmamasıyla  ilgidir. Allah’ta olmayan bir şeyin hakikati yoktur. Allah’ta olan her şeyin evrende bir karşılığı vardır. BU BİR HAKİKATİN TAHKİK YOLUDUR.

Allah’ın 99  ismi içinde geçen iki simi vardır. “ HAKEM” VE “ HAKİM”...

HAKEM isminin anlamı ,hüküm ona bırakılır ve O’nun hükmüne razı olunur demektir.

HAKİM isminin anlamı da Allah’ın ilim, hikmet ve irade ile dilediğini yaratan, tek güç sahibi olduğu demektir.

“ HÜKÜM ANCAK ALLAH’INDIR .” sözü, Allah’ın hakem ismine tekabül eder.

“ Allah’ın hükümranlığı yani hakimiyetinden söz eden ayetlerdeki anlam, Allah’ın hakim ismine tekabül eder.

Hüküm Allah’ındır. Sözü, Allah ne dilerse onu yaratır, her şeyi ilim ve hikmetle yaratır anlamındadır.  Bütün bunlardan sonra Allah’ın yarattığı evrenüzerindeki ontolojik hakimiyeti, siyasi bir kavram olan eğemenlik kavramı ile karıştırmamak gerekir.  BU İKİ KAVRAMIN BİRBİRİNE KARIŞTIRILMASI VE HALA KARIŞTIRILIYOR OLMASI MÜSLÜMA DÜNYANIN VE HATTA İNSANLIK ALEMİNİN EN BÜYÜK SORUNUDUR.

Eğemenlik kavramı tümüyle siyasi bir kavramdır ve tamamen baskı ve caydırma gücünü ifade  eder. Eğemlik soyut ve ideolojik bir kavramdır, bağımsızlıkla özdeştir. Eğemenlik devletle ilgili bir kavramdır. Devlet, beşeri bir aygıttır. Devlet, insan varlığını güvence altına alan siyasi bir gücü temsil eder. Eğemenlik insana aittir, halkın irade  ve tercihini yansıtır. İlahi hiç bir mesajda yönetim konusunda bir çerçeve çizilmemiştir. Dinin, dünya işleriyle de bu nedenle hiç bir ilgisi yoktur. ( Anlayanlara)

İslam’ın siyasal olarak okunması mümkün değildir. İslam bir dindir.Beşeri işlerle ilgisi de yoktur. Din, Allah ile kul arasındaki bağın kurulmasından ibarettir. Yani tamamen manevi bir gerçekliktir. İslam’ı siyasi olarak okumak zorlamadan başka bir şey değidir.

Devlet bir sözleşmeye dayanarak ve tümüyle beşeri olarak ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber’in Medine’de oluşturduğu otorite, Medine Sözleşmesi diye bilinen toplum sözleşmesine göre şekillenmiştir. Medine sözleşmesi dini bir metin değildir. Hz. Peygamber devlet işlerini bu sözleşme hükümlerine göre yürütmüştür. Müslümanların en çok üzerinde durması gereken konuların başında gelmektedir. Medine Devleti de bir din devleti değildir, yani teokrasi değildir. Teokrasinin adresi de İslam değildir. Medine Devleti açıkça bir hukuk devletidir. Ayrıca teokrasi dinden kaynaklanmaz, onu insanlar üretmiştir.

Tarihte teokrasiyi bizzat elleriyle yıkan kimse de Hz. Peygamber olmuştur. Çünkü Allah adına iş görenler olan ruhban sınıfı reddetmiştir.

Devlet, hukuk isitemine bağlı işler. Hukukun yüzeydeki amacı düzeni sağlamak, derindeki amacı da adaleti tecelli ettirmektir.

İslam, Allah adına konuşmayı ve yönetmeyi şirk kabul eder. İslamın kabul ettiği temel ilke Allah rızası için halka hizmettir. Allah’ın mutlak hakimiyeti ile insanların siyasi meselelerini karıştırmamak lazımdır.

Bu konuda kalem fazla azmadan sözü Değerli Bir İlahiyatcı Olan Hasan Onat’a bırakıyorum. Sayın Onat diyor ki: “  İslam, siyasi meseleleri insana bırakmıştır. İnsan, insanca yaşayabileceği yapılanmayı, vahiyden ve insanlığın başlangıcından beri ulaştığı bilgi birikiminden yararalanarak gerçekleştirecektir.”

Kur’an bir din kitabıdır. Baştan başa o Yaratıcı olan Allah’ı insanlara tanıtır ve O’nu bilmeye , O’ na kuluk etmeye çağırmaktadır. Kur’an ne bir hukuk kitabıdır ne de siyasi felsefe kitabıdır.

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

16514040