Güncel Yazılar

Kenan EROĞLU

Müslümanlar maalesef biraz şaşkıncadır.

Adam temiz, dürüst ve iyi görünüyor, abdestini alıyor, namazını kılıyor, kendi çapında dini vecibelerini yerine getiriyor. Ağırbaşlı ve temiz.

Ama…

Bir bakıyorsunuz, aynı adam çalan telefonunu camide-mescitte açıyor konuşuyor, tüm dikkatler üzerinde. Diğer kişilerin, namaz kılanların namazları fesada uğruyor.

Etrafta insanlar mı var, namaz kılanlar mı var hiç düşünmeden, dikkate almadan telefonun diğer ucunda bulunan kişiye yüksek sesle cevaplar veriyor.

Bu insan, telefonunu meşgule atmıyor, sessize almıyor ve kapatmıyor.

Müslüman neden böyle davranıyor anlamak mümkün değil.

Düşünüyorsunuz,  Bu adam Müslüman ama dininin şuuruna erememiş mi?  Diğer Müslümanları rahatsız etmemesi gerektiğini bilmiyor mu? Biliyorsa neden yapmıyor?.

Aslında davranışı topluma bir tepki de olabilir. İçinde biriktirdiği, kendince yanlış olan insanların hareket ve davranışlarına kızgınlığının şuur altındaki bir tepkimesi de olabilir.

Fakat zaman olarak biraz gerilere gidecek olursak mesele biraz anlaşılır.

Biraz da Cumhuriyetle birlikte uygulanan/uygulanmayan dini eğitim sisteminin sonuçları bu şekilde tezahür ediyor.

Siz, senelerce dini yasakladınız, tarihi binaların ön yüzünde bulunan “Arap harfleri” ile yazılmıştır diye “Osmanlıca-Türkçe kitabeleri” ve “armaları” bile kapattınız.

Arapça ve Osmanlıca düşmanlığı yaptınız. Köylerde, meclislerde, odalarda okunan Osmanlıca destanları toplayıp köy meydanında yaktınız. Dini tedrisata hiçbir şekilde müsamaha göstermediniz, Dinin yeraltına çekilerek, gizli saklı yaşanmasına sebep oldunuz, Osmanlıca yazılmış Milyonlarca belge ve eseri bir kenara bırakarak, Batı medeniyetinin temelini oluşturuyor diye Yunan klasiklerini tercüme ettirip ve her kütüphaneye koyarak Yunan medeniyetinin eserlerini okumamızı oradan ilham alarak hamle yapmamızı tavsiye ettiniz.

Yeteri kadar din eğitimi alamayan insanlar, kenarlarda, köşelerde, camilerde din eğitimi almaya çalıştı ama bu eğitim yetersizdi. Din eğitimi veren kişilerin yetersiz bilgilerinin yanı sıra şahsi kabiliyet ve düşünüşlerine göre gerçek İslam’la pek de alakası olmayan bir İslamiyet modeli oluştu ve çıktı orta yere.

Sonra da “İslam budur” diyerek bu yarı cahil/okumuş insanların hatalarını yanlışlarını abartarak, her gün teşhir ederek itibarsızlaştırdınız, aşağıladınız, küçümsediniz, sevimsizleştirdiniz.

Eski zamanların Türk filmlerindeki “din adamı” karakterini hatırlayacak olursak durumun ciddiyeti daha güzel anlaşılır. “Vurun Kahbeye”  isimli Yeşilçam filmindeki çok olumsuz, çok çirkin, ağzından salyalar saçan “kara sakallı kara cüppeli hoca” tiplemesini tekrar tekrar yayınlayarak toplumu dinden ve İslamiyet’ten uzaklaştırmak amacı taşıdığı şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu gibi Yeşilçam yapımı filmler propaganda aracı olarak toplumu dinden ve din adamında soğutmak amacıyla çok kullanıldı.

İşte sonuç ortada, ne yaptığını, ne yapması gerektiğini bilmeyen biraz da toplumdan uzak dinini yaşamaya çalışan insanlar.

Sonuçlarını görerek tutum ve davranışlarını eleştirdiğimiz, sevimsiz bulduğumuz Müslümanların durumunu, biraz geriye giderek baktığımızda, bunun böyle olmasını özellikle istemişler gibi bir düşünceye kapılmamak elde değil.

…………………………………..

Sözün Özü

Müslüman; ilhâmını  Kur’ân’dan, örneğini  Hazreti Resûl-i Zîşan’dan, ışığını Asr-ı Saadet’ten alan, yüzünü Mekke’ye, gönlünü Medîne’de çeviren medenî insandır. Biz şuur olarak Medîne’den uzaklaşınca, ne yazık ki amellerimiz de, emellerimiz de şekli plânda kalmaya ve davranış biçimlerimiz de “Medenî “ değil, “bedevî” olmaya başladı… Bedeviyetten medeniyete giden yol, “köylülükten” kurtulmakta,  her anlamada “şehirli”   olmaktan geçer.

Sözün Özü

“1930’lu yılların başında camilerde ezanın Türkçe okunması uygulamaya kondu. Bu sıralar din eğitimine de sınırlama getirildi. Şöyle ki: 1931 Mayısında toplanan Cumhuriyet Halk Fırkası 3. Kongresinde “ dinin sadece bir vicdan işi olduğu “ ilan edilmiştir. Aynı yılın eylülünden itibaren din dersi ortaokul müfredat programlarından kaldırıldı; 1935’te de ilkokullarda din öğretimine son verildi. Bundan sonra din eğitimi ailelerin sorumluluğuna bırakıldı.”

Prof. Dr. Ercüment Kuran

“İslam’ın Bu Günkü Meseleleri”     

 (Türkiye’de İslamiyet’in dünü ve bu günü adlı makale)

                              Türk Yurdu Yay. Ank. 1997 S: 12

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

16537551