5 Aralık 2021

Hasan Fevzi BATIREL

Bu kelimeyi duyduğumuzda hepimizin tüyleri ürperiyor.

Kelime Yunancadan dilimize geçmiş. Yer değiştirmek veya bir halden başka bir hale geçmek manasına geliyor. Tıbbi manası ise kanser hücrelerinin ilk oluştukları organ veya bölgeden vücudun farklı bir bölgesine sıçraması demek… 
 
Günümüzde göğüs cerrahları esas olarak akciğer ve göğüs boşluğu içerisindeki diğer organların (timüs, yemek borusu, akciğer zarı gibi) kanserleri ile uğraşıyor. Bunlara ilaveten sadece akciğere sıçramayı seven kanser türleri (kemik, kas, gırtlak, meme kanserleri gibi) var. Bunların tedavisinde de ameliyat sıklıkla kullanılıyor. 
 
1940-50’li yıllarda Fransa’da Gustave-Roussy enstitüsünde Prof.Pierre Denoix tümörleri şekil ve yaygınlık olarak tarif etmek istemiş. Kanserin aşamalarını anlamak için bir sistem geliştirmiş. Bugün kullandığımız TNM sistemi Prof.Denoix’in eseri. Burada T ana tümörü, N lenf bezlerini, M ise metastazı simgeliyor. En belirleyici hangisi derseniz, maalesef M tanımlaması. Eğer tümör çıktığı organdan uzak bir organa metastaz yaptıysa, sıklıkla kanser en son aşama olarak kaydediliyor. Çok nadir durumlarda, mesela kanser sadece tek bir noktaya sıçramışsa bu durum hasta lehine değerlendiriliyor. 
 
Kimseye ömür biçmek doğru değil, ama metastaz yapmış bir kanserden iyileşme ihtimali de çok düşüyor. Üzücü olan akciğer kanserlerinin yarısı daha başlangıçta metastaz ile ortaya çıkıyor. Yani beyne, kemiklere, karşı akciğere, böbrek üstü bezlerine, karaciğere, bunların birkaçına veya hepsine sıçramış olarak başlıyor. Bu durumda hastanın iyileşmesi, ancak uygulanacak tedaviye alınacak cevaba bağlı oluyor. Günümüzde bazı gelişmeler var, ama hala tam şifadan çok uzağız. Başka organ kanserleri de akciğere sıçradığında son aşamaya geçmiş oluyorlar. Uygulanan tedaviler ömrü bir süre uzatmak için yapılıyor.
 
Bazı tümörlerde ise (mesela kemik, kas tümörleri, erkeklerde testis kanserleri gibi) hasta tamamen iyileşebiliyor. Bu hastalarda metastatik tümör bir miktar sağlam akciğer dokusu ile birlikte alınıyor.
 
İşin biraz da felsefesine bakalım. Akciğer kanseri en çok beyin ve böbrek üstü bezlerine giderken, yemek borusu kanseri karaciğere, akciğer zarı kanseri karın boşluğuna, timüs kanseri ise akciğerlere yayılmayı seviyor. Kanserin metastaz için bu organları seçmesini nasıl açıklıyoruz. Maalesef açıklayamıyoruz! Lenf bezi metastazlarını bölgesel yakınlığa bağlıyoruz, ama neden bazı akciğer kanserleri beyne giderken, bazıları kemiğe gidiyor, bu tamamen meçhul. Muhtemelen hasta özellikleri ile kanser hücrelerinin hareket tarzları ile ilgili, devam eden çalışmalar inşallah bir açıklama getirecektir.
 
Ünlü İngiliz gazeteci, yazar, müzakereci ama özellikle ateistliğin ateşli savunucusu Christopher Hitchens’a 2010 yılında yemek borusu kanseri teşhisi konur. Hitchens, biraz da İslam’ın ana sözüne nispet, 2007’de “Tanrı Yüce Değildir- God is not Great” kitabını yayınlamıştır. Yıllardır yoğun alkol ve sigara alışkanlığı olduğu için hastalığının doğanın ve var olan risk faktörlerinin sonucu olduğunu söyler. Maalesef son zamanlarında kanser ses tellerine giden sinirleri de tuttuğu için konuşma kabiliyetini de kaybeder. Kendisine bunun Tanrı’nın bir cezası olup olmadığını sorduklarında “Hala aynı kanaatteyim, her şey daha bir anlamsız geliyor.” diye cevap verir. Kendi içinde tutarlı bir yazar.  Biraz farklı baktığımda, yıllardır her aşamada yemek borusu kanseri hastası görüyorum. Niye Hitchens’ın yemek borusu kanseri yemek borusunun aşağısında değil de, yukarıda ses tellerini etkileyecek bölgede çıktı? Neden karaciğere değil de ses tellerinin çevresindeki lenf bezlerine sıçradı? Gel de biyolojik olarak açıkla!
 
Metastaz kelimesini düşündüğümde aklıma şunlar geliyor.  Mesela son 10 gündür baş ağrısı çektiniz ve hafif bir kendinden geçme yaşadınız. Sigara içiyorsunuz. Aklıma beyne metastaz yapmış akciğer kanseri geliyor.  Mesela yemek yerken hafif bir takılmanın eşlik ettiği bir karın ve sırt ağrısı peyda oldu. Pankreasın arkasına sıçramış bir yemek borusu kanseri geliyor. Mesela hafif bir nefes darlığı ve yan ağrısı ile birlikte akciğerinizde sıvı tespit edildi. Kaburgaların arasında bir yumru da varsa akciğer zarı kanseri geliyor. Küçük bir çocukta metastatik kanser gördüğümde, bunun aileye ve çocuğa çok zor bir imtihan olduğunu düşünüyorum. Genç bir insan kanser ile mücadele ettiğinde hayatın her an sonlanabileceğini ve kısalığını daha bir hatırlatıyor. Yaşlı bir insan metastazlarla acı içinde kıvranırken bu acıyı niye o çekiyor diye düşünüyorum. Bir tarafım ise hiç düşünme işine bak, kimseyi sen kanser yapmıyorsun diyor! 
 
Her ne kadar yaşadığımız acı ve yaşamın her anı gerçekse de, en rahatlatıcısı yaşadığımız her anın bir hayale dönüştüğünü unutmayıp “Hayat hayaldir.” sözüne itibar etmek…

Bu kategorideki Makalelerden