Güncel Yazılar

                                                                       Necdet BAYRAKTAROĞLU

Biz kullarına Yüce Rabbimiz Peygamberimiz aracılığıyla kutsal kitap Kuran-ı Kerim’i göndermiştir. İlk sözünde bize “Oku demektedir. Ankebut Suresi 45.ayette “Sana vahyedilen kitabı güzel güzel oku” demektedir. Kuran’ımız oku diyen ayetiyle bizlere, dünyaya, bütün insanlığa yankısını ve davetini duyurmaktadır. Hz. Peygamberimiz de “İlim talep etmek (okumak, öğrenmek ve araştırmak) her Müslüman’a farzdır” diyor. Kitaplar bir dosttur. Onlara yaklaşmaya ve dost olmaya çalışmalı, içinde taşıdığı zenginlikten de faydalanılmalıdır. Düşünür Jereni Anna “Kitaplar da dostlar gibi iyi seçilip okunmalı” demektedir.

Kitaplar bilgi hazineleridir. İlim ve kültürü insanlara aktaran vasıtalardır. Düşünceleri besler ve güçlendirir. İnsanı bilgili kılar. Kitap okuyanın kelime haznesi çok, genel kültürü yüksek olur. Muhakeme yeteneği artar ve aklını iyi kullanır. Daha sağlıklı düşünür ve karar verir ve daha başarılıdır.

Tarihimizde hakan ve padişahlarımız kitaba, alime, ilime ve kütüphaneye büyük önem vermişlerdir. Selçuklular döneminde Sultan Melikşah, Sencer, Baybars kitaba, alime, ilme ve kütüphaneye çok değer vermişler, birçok şehirde medrese ve kütüphane kurmuşlardır.

Osmanlılar döneminde Sultan II. Murat kitaba,  kütüphaneye çok önem verirdi. Fatih Sultan çok kitap okurdu ve zengin kütüphanesi vardı. Yavuz Sultan da kitaba o kadar çok meraklı idi ki, savaşa giderken bile seyyar kütüphanesini yanında bulundururdu. Kanuni Sultan Süleyman ise edebi yanı güçlü şair idi ve kitap ve kütüphaneye çok değer verirdi.

Osmanlı toplum hayatında kitabın önemli bir yeri vardı ve hediyeleşme geleneğinde de kitap en önemli öncelik olmuştu. Padişah IV. Mehmed, Edirne’de iki şehzadesinin evlenmeleri dolayısıyla yapılan düğünlerde, şehzadelere düğün hediyesi olarak verilen kitapların önemli yer tutması, kitaba verilen değeri göstermektedir. (1)

Sultan III. Ahmed (1673-1736), kitaba ve ilme ve fikir adamlarına değer veren bir padişahtı. Kültür ve medeniyet bakımından Avrupa’yı yakından takip etmiş ve matbaanın gelişini sağlamıştır. İlim ve kültür bakımından faydalı eserlerin basılmasını, halkın okumasını isteyen Sultan, faydalı kitaplar basıla diye ferman yayınlamıştır. Fermanında şöyle demektedir:

“Mektub-i Sadrazamı halifelerinden Said’e ve Dergah-ı muallam müteferrikalarından İbrahim’e hüküm ki:

… kıyamet gününe kadar bütün Müslümanların hayırlı dualarının celbine sebeb olmak için; fıkıh, tefsir, hadis-i şerif ve kelam kitaplarından başka, lügat, tarih, tıp, hikmet ve hey’et ile buna bağlı coğrafya ve mesalik kitaplarının basılması hususunda padişahlık izin ve ruhsatımı iltimas eylemeniz ile,…  padişahane iznim layık görülüp ve sureti nakşolunacak lügat, mantık, hikmet, hey’et ve bunların benzeri alet ilimlerinde te’lif olunan kitaplardan sureti nakşolunacak kitapları tashih için, … mezkur kitapların çoğaltılmasına tam bir ciddiyet ve gayretle çalışıp ve bu sanat ile meydana gelen doğru kitap olmak üzere, ziyade ihtimam ve zapt ile hatalı çıkmasından gayet sakınasınız ve şöyle bilesiniz. Hayır işaretine güvenesiniz. Fievasıt-ı Zilka’de 1139 (Temmuz başları 1727)”(2)

Atatürk de kitaba çok meraklı idi. Hayatının çoğu savaşlarda geçtiği halde 1800 kitap okumuştu. Okuduğu kitaplardan tam iki yüz bin satırının altını çizmiştir. Aşırı meşguliyetine rağmen bu kadar kitap okuması bize örnek olmalıdır.

Ata büyüklerimiz kitaba, ilim ve kültüre bu kadar ilgili iken, biz niçin kitap okumuyoruz ve kitap okumayı sevmiyoruz. Televizyon, diziler, internet, bilgisayar, tabletler,  cep telefonları insanımızı özellikle gençlerimizi esir almakta, evlerimize, beyinlerimize müdahale ederek bilgi körlüğüne, kirliliğine yol açmaktadır. Okumaktan, kitaptan, kütüphaneden uzaklaştırmaktadır.  

Kitaplar aynı zamanda bir milletin fikir ve kültür hazinelerini geçmişten bugüne taşıyan ve ilim ve fikir dünyasına açılan kapılardır. Kitapla yetişen nesiller başarılı olur ve bilgili yetişmiş olurlar.

Düşünür Ovidius “Yetişen zekaları kitaplarla beslemeyen milletlerin sonu acıdır” diyor. O yüzden insanlarımıza özellikle gençlerimize kitap okuma alışkanlığı ve kitap okuma sevgisi vermeliyiz. Yine düşünürlerden Gothe “İnsanın bir şey öğrenebilmesi için her şeyden önce o şeyi sevmesi gerekir” demektedir.

İnsanlarımızın, gençlerimizin kitap okumasında anne ve babalara, öğretmenlere, valilerimize, Milli Eğitim ve Kültür bakanlarımıza, başbakanımıza ve cumhurbaşkanımıza büyük görevler düşmektedir.

Hz. Ali efendimiz “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” demiştir.

Ailede en başta çocukların kitap okuma alışkanlığının gelişmesinde, anne ve babaların davranışlarının önemli ve belirleyici rolü bulunmaktadır. Büyüklerinin ellerinde kitap, dergi görünce okuma alışkanlıklarını küçükken kazanırlar. Ağaç yaş iken eğilir. Anne ve baba ev ortamında ve dışarıda çocukları için kitap okumaya zaman ayırmalıdır. Aile içinde okuma saati belirlenip 20-30 dakika kitap okunmalıdır.

Dışarıda da anne ve baba, çocuklarını kitapevlerine, kütüphanelere, kitap fuarlarına götürüp gezdirmeli, yazarlarla buluşturup sohbet ettirmeli ve imzalı kitaplarını aldırmalıdırlar. İmzalı kitabı alan çocuk heyecanla ve hevesle kitabı okur ve sevinir. Evlerimizde kitaplıklar kurulmalı, ancak alınan kitaplar raflarda tozlanmak için değil, okunmak için alınmalıdır.

Okullarda da okuma saati konulmalı, öğretmenle birlikte kitap okunulmalı, öğrenciler kitap okumaya teşvik edilmelidir. Ayrıca öğretmenler de öğrencileri kitapevlerine, kütüphanelere, kitap fuarlarına götürerek, kitaplarla ve yazarlarla buluşturmalı, kitabı sevdirmeye, bu sevgiyi de alışkanlığa dönüştürülmelidirler.

Avrupalıyı, Amerikalıyı Rus’u ve Japon’u otobüste, trende, uçakta, vapurda kitap okurken görürsün. Onlar her yerde ve her fırsatta kitap okuyarak bilgilerini artırırken, bizler de niçin böyle bir kitap okuma alışkanlığı yok.

Türkiye İstatistik Kurumuna göre kitap ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235. sırada yer almaktadır. Ülkemizde kitap okuma oranı %5 iken, televizyon oranı %95’tir. Gün içerisinde insanlarımız ortalama 5 saat televizyon seyrederken, kitap okumaya ise yılda sadece 6 saat vakit ayırmaktadır. Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı 25, İsviçre’de 10, Fransa’da 7 iken Türkiye’de her 6 kişiye bir kitap düşmektedir.

Eğitim-Senin araştırmasına göre öğretmenlerin %8’i hiç kitap okumuyor, %28’i ayda bir kitap okuyor, %39’u da bu konuda fikir beyan etmiyor.

Halk arasında dilimizde bir söz vardır “boş zamanlarımda kitap okurum” diye. Kitap okumak boş zaman işi değildir. Bilgilenmek için kitaba zaman ayırarak okumalıyız. Kitap aklın ilacıdır. Kitap okumayı su ve yemek gibi temel bir ihtiyaç haline getirmeliyiz.

Düşünür Gelius “Kitaplar sessiz öğretmenlerdir diyor. Bir ülkede ne kadar çok kitap okunursa o millet o kadar çok başarılı ve güçlü olur.

Başta cumhurbaşkanımız, başbakanımız, milli eğitim, kültür bakanlarımız, valilerimiz, belediye başkanlarımız insanlarımızın kitap okuma alışkanlığı kazanmasında öncülük etmelidirler. Kitap fuarlarına katılarak kitaplarla, yazarlarla buluşarak örnek olmalıdırlar. Ayrıca ziyaret ettikleri il ve ilçelerde çocuklara kitap hediye etmeli ve tespit ettikleri okullara gidilerek, öğrencilere kitap hediye edip, kitap ve kitap okumaya meraklarını artırmalıdırlar.

Padişah IV. Mehmed (1642-1693) iki şehzadesinin düğününde, düğün hediyesi olarak şehzadelerine kitap hediye ederken bizler niçin düğünlerde, bayramlarda, yeni yılda, anneler, babalar, öğretmenler, sevgililer ve kadınlar gününde, okuma ve kitap haftasında kitap hediye etmeyi düşünmüyoruz?

Hz. Ali efendimiz “Çocuklarınızın yarın söz sahibi olmasını istiyorsanız, daha bugünden onlara iyi kitaplar hediye edin” demiştir.

Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül “Türkiye Okuyor” isimli kitap okuma kampanyası başlatmış ancak ülke genelinde yayılmamış, çok sakin ve yetersiz kalmıştır.

Trabzon valisi Nuri Okutan “20 dakika kitap oku” kampanyası ile kamu, özel iş yerlerinde ve okullar da  bir çalışma başlatması, ne kadar özendirici ve sevindiricidir. Rize valisi Kasım Esen il genelinde kitap okuma kampanyaları düzenlemiş, kitap okuyanlara ödüller vermiştir. Aydın’da 2012 yılında valilik yapan vali Kerem Al başarılı personelini kitap hediye ederek, insanlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışmıştır. Bitlis valisi Veysel Yurdakul “Yüz yazar yüz bin kitap” kampanyasıyla kitapları ve yazarları insanlarla ve öğrencilerle buluşturmuştur. Siirt valisi Ahmet Aydın “Siirt okuyor” kitap okuma kampanyası ile iki milyon kitapla insanları, gençleri buluşturmaya çalıştıklarını söylemiştir. Bazı il ve ilçelerimizde kaymakamlarımız, okullarımız bir kitap oku, her ay bir kitap okuyun, en çok ben kitap okurum gibi kampanyalar düzenlemiştir.

Ayrıca devlet büyüklerimiz, tarihi önemli kütüphaneleri ve gittikleri şehirlerde de kütüphaneleri de ziyaret ederek, kitap hediye ederek okumaya, kitaba, kütüphaneye, karşı alaka ve kazandırmak için insanlarımızın hayatına bu alışkanlığı vermelidirler.

Kütüphaneler geçmişten geleceğe açılan kapılardır. Kütüphane Arapça kütüp (kitaplar) ve farsça hane (ev) kelimelerinden meydana gelmiştir. İlk kütüphane Hz. Muaviye zamanında kurulmuştur. Daha sonra Abbasi halifesi El Me’mun’un Bağdat’ta kurduğu umumi kütüphanedir. Endülüs’te Emevi Hükümdarlarının Kurtuba’da kurduğu kütüphanelerde, 400 000 cilt kitap bulunuyordu. Bu kütüphaneler daha sonra Avrupa’da ilim ve tekniğin gelişmesine sebep olmuştur.

Orta Asya’da ilk kütüphane, Uygurlar tarafından kurulmuştur. Gazneli Sultan Mahmut’un ve Mesud’un kurduğu kütüphane en önemlilerindendir. Melikşah ve veziri Nizam’ül Mülk’ün Bağdat, Nişabur’daki kütüphanesi zengin kitapları ve el yazması ile meşhurdur.

Selçuklular döneminde, başkent Merv’de cami içinde bulunan Aziziye ve Kemaliye kütüphanelerinin de önemli yeri vardır. Konya, Şam, Halep de kütüphane merkezi idi. Moğol istilasında bunlar harap olmuş veya yok olmuştur.

Osmanlı padişahları, devlet büyükleri ve alimler İstanbul ve Anadolu’da birçok kütüphaneler kurmuşlardır. Osman Bey döneminde İznik, Lala Şahin Paşa tarafından da Bursa’da kütüphaneler kurulmuştur. Sultan II. Murat Edirne’de dört ayrı kütüphane kurmuştur. Fatih Sultan İstanbul’u fethettikten sonra, Fatih ve Eyüp Sultan Cami kütüphanelerini yaptırmıştır. Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından İstanbul Eminönü’nde Köprülü Kütüphanesi kurulmuştur. Padişah III. Ahmed 1742 yılında Ayasofya, Nurosmaniye kütüphanelerini yaptırmış, II. Abdülhamid de Yıldız Sarayında kütüphane kurdurmuştur. Ayrıca 1884 tarihinde Kütüphane-i Osmaniye kurulmuş, Bayezıd kütüphanesi olarak hizmet vermeye devam etmiştir.

Selçuklular ve Osmanlılar döneminde kütüphanedeki kitaplar vakıf durumuna getirilmiş ve korunmuştur. Kütüphaneler sadece kitapların muhafaza edildiği yer değildir. Kütüphaneler de okullar kadar önemlidir. İlim, eğitim ve bilginin kazanıldığı mekanlardır. Kitapsız bir ev ruhsuz bir vücuttur. Evimizde kitaplıklar bir dekor, aksesuar, görüntü olarak değil, okuduğumuz ve okuyacağımız kitaplar için yapılmalıdır.

Victor Hugo “Kitaplık kurmak, ibadethane kurmak kadar kutsaldır” demektedir. Kitabı ve kütüphaneyi ne kadar çok halk kitlesine ulaştırırsan, onlarla buluşturursan, okuyan sayısı o derece artacaktır. Kütüphanenin ürünü kitap, sermayesi ise, halktır.

Antalya Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, halk duraklarda beklerken kitap okusun, evine götürsün diye vatandaşlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için klimalı duraklara, kitap rafları yerleştirmiş ve Antalya’da “Kitaplar dolaşıyor” projesini  başlatmıştır.

Keza Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç, satın aldığı 375 kişilik yolcu uçağını restore ederek kütüphaneye çevirmiş, gemi ve tren kütüphanelerinin de inşaatını başlatmış, farklı kütüphanelerle Çankırı’da okuma oranını artırmayı hedeflemiştir. Yine Çankırı Valiliği desteği ve Türk Dil ve Edebiyat Derneği tarafından köy okullarına kütüphane kurulması için Çankırı valiliği girişine “ Kitap kumbarası “ konulmuş, toplanan kitaplar yapılan köy okulları kütüphanelerine verilmiştir. Ayrıca Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne şubesi tarafından, “ Bir kitap oku, bir tişört kazan” kampanyası düzenleyerek, insanları kütüphanelere yöneltmek için çok güzel bir çalışma başlatmışlardır. Her iki belediye başkanımız, valimiz ve dernek yetkililerimiz, insanlarımıza farklı kütüphane hizmeti sunarak, örnek birer faaliyet ortaya koymuşlardır. Kendilerini kutluyor, bu türlü hizmetlerinin devamını diliyoruz. Gönlümüz arzu eder ki, ülkemizin diğer illerinde de buna benzer, kitap ve kütüphaneye yönelik çalışmalar olsun, halkın okuması için gayretler sarf edilsin.

Avrupa’da birçok devletlerde en ufak semtlerde dahi küçük kütüphane odaları kurulmuş, hizmet halkın ayağına götürülmüştür. Yine Avrupa ve Amerika da kütüphaneler, dekor, tefriş, görüntü, iç mimari estetik, yönünden çekici, ferah, aydınlık, çiçek ve bitkilerle dolu, huzur ve kitap okuma zevk ve isteği verici şekilde dizayn ve düzenleme yapılmış, okuyucuyu cezbeden, heves ve ilgisine yönelik hizmet düşünülmüştür. Bizimde kütüphanelerimiz, böyle olsun istiyoruz.

Selçuklular ve Osmanlılar döneminde gezici kütüphaneler halkın okuması için hizmet vermişlerdir. Şu an ülkemizde muhtelif illerde 67 gezici kütüphane bulunmaktadır. Ülkemizde 1434 kütüphaneye karşılık 600 bine yakın kahvehane (kıraathane) vardır. Kıraathaneler esasında okuldur, kitaphanedir, eğitimhanedir, buluşma ve tartışma yeridir, bir ilim yuvalarıdır. Kıraatın sözlük anlamı okumaktır. Doğuda kıraathane denildiğinde, kitapların okunduğu yer olarak anlaşılmaktadır.

İlk kıraathane İstanbul’da 1554-1555 tarihlerinde Halep ve Şam’dan gelen iki kişi tarafından kurulmuştur. Kahvehanelerde aydınlar, edipler, şairler, halktan kişiler toplanır, sohbet eder, tartışırlar, şiir okurlar, dinleyenler de faydalanırlardı. Bazı kahvehanelere eğitici ve öğretici faaliyetlerinden dolayı “mektep-i irfan” dendiği bile olurmuş. Buralarda zamanı lüzumsuz şeylerle değil faydalı olabilecek meşguliyetlerle geçirirlerdi. Bugünde ülkemizdeki il, ilçe ve köylerdeki kafe ve kahvehanelere kütüphaneler yapılmalı, insanlarımız kitaplarla buluşturulmalı, kitap okuma alışkanlığı ve merakı verilmelidir.

 Ülkemizde çocuk kütüphanelerinin, gezici ve semt kütüphanelerinin, il, ilçe, köy ve üniversite kütüphanelerin içleri kitaplarla zenginleştirilerek sayıları artırılmalıdır.

KAYNAKLAR

1-Ali Karaçam- Osmanlıyı Cihan Devleti Yapan 150 Sır-Bilge Yay.-İst.2004-S.164

2-Ömer Faruk Yılmaz-Belgelerle Osmanlı Tarihi- Osmanlı Yay. 1999- S.86-87

2-Osmanlı Padişahları-Tertip Heyeti- Türkiye Gaz. Yay.- İst. 2006- S.194-195

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

17409607