Güncel Yazılar

Kenan EROĞLU

Her mecliste, her toplulukta duyarız, şahit oluruz.

Müslümanlar, din adamları,   din adına hareket edenler hep eleştirilir. Aslına bakarsanız eleştirenler, hata yapan bir Müslüman’ın şahsında olayı müşahhaslaştırarak, tüm Müslümanları ve İslamiyet’i eleştirirler.

İslamiyet’i yeteri kadar bilmeyen ve yaşamayan insanlar,  yarım yamalak bilgileri ile herhangi bir Müslümanın şahsında,  onun yaptığı hatalardan dolayı sanki tüm Müslümanlar aynı şekilde suçlu ve hatalıymış gibi  acımasızca ve bilgisizce  eleştirirler. Müslümanlığı alaya  alırlar..

Müslümanları yaptıklarından dolayı eleştiren kişiler,   İslamiyet konusunda uzman olsalar,  gam yemeyeceksiniz.  Yeterli bilgi sahibi olmadıkları halde siyasi mülahazalarla dini gurupları eleştirirler.

Herhangi bir konu gibi İslamiyet bilinmeden,  İslamiyet’in incelikleri,  olaylara yaklaşımı bilinmeden karşı taraf nasıl eleştirilir anlamak mümkün değildir.

Eleştiren kişi eleştirdiği konuyu bilse, o konuda üç-beş kitap karıştırmış olsa, dersiniz ki adam doğru söylüyor.  İslami açıdan bu durum böyle dersiniz.

Hiçbir İslami bilgisi olmadan eleştirenlerin eleştirileri hep havada kalır.

Esasında Müslümanları eleştirerek  “çok eksikleri var”. “ İslamiyet’i yeteri kadar bilmiyorlar “ diyenler şuna dikkat etmezler.

Osmanlı da dini hayat beşikten itibaren, evde ve mahalle mekteplerinde başlar,  tekkeler,  zaviyeler, tarikatlar insanları eğitirler, dini bilgi bakımından insanları doyururlardı. Zaten hayatın kendisi ve çevre de İslamiyet’le bütünleşmiş ve iç içe olduğu için,  insanlar iyiyi güzeli,  doğruyu yanlışı, evinde, mahallesinde alabiliyordu.

Osmanlıdan sonra,  dini anlatacak,  dini tedrisat yapacak,  yeteri kadar din adamı yetiştirecek ne bir kurum vardı ne bir müessese.

Tekkeler, zaviyeler kapatılmış,  din sosyal hayattan tamamıyla çıkartılmış bir durumdaydı.

İnsanlar ibadetlerini bile gizli gizli yaparlardı.  Din ;  “Dinin yeri insanın vicdanı ve mabettir“  diyerek hapsedilen bir dini hayat sonucundan daha ne beklenebilirdi ki.

Yeteri kadar dini tahsil alamayan insanların elinde dini hayat günümüzde olduğu gibi yarım ve eksik olmuştur.

Elbette Müslümanların, din adamlarımızın eksikleri olabilir.  Bunlardan dolayı Din adamlarımız ve Müslümanlar topyekûn suçlanamaz,  Okul açtınız da bu insanlar okumadı mı?  İlkokulda  dini öğrettiniz de bu insanlar almadı mı?.

Suçu kendimizde ve yöneticilerimizde aramalıyız. Eğer illa da bir suçlu aramak gerekiyorsa; Milletimizin dini hayatını, dini ihtiyaçlarını dikkate almayan idarecileri suçlamak gerekiyor.

Sözün Özü

Siyâsî ve içtimâî irtifâ kaybı, yozlaşmalar ve saldırılar karşısında;  “Dinime dahleden bâri Müselman olsa” mısraı yâdımıza düşüyor.

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

19748963