4 Ekim 2022

Mehmet MAKSUDOĞLU

Bilindiği gibi, Singapur, mâlî durumu çok güçlü bir adacıktır. Şımarıklık edip galiba arabaya zarar veren bir Amerikalı genci 4 defa bambu kırbacı ile kırbaçlanmağa mahkûm etmişti. Amerikan yetkililerin araya girmesi, cezayı durdurma girişimleri fayda etmedi; Amerika’dan çekinmeden cezayı uyguladılar.

Bir gazeteci, Singapur’un kurucusu Li Kwan’a sordu:

Singapur’la, Asya’daki üçüncü dünyâ ülkeleri arasındaki fark nedir?

Li Kwan dedi ki :

Biz kitaplıklar ve araştırma merkezleri inşâ ediyoruz, onlar tapınaklar yapıyorlar. Biz devlet kaynaklarını öğretime harcıyoruz, onlar ise silâhlanmağa, biz çürümüşlükle savaşa piramidin tepesinden başlıyoruz, onlar ise küçük hırsızları yakalıyorlar ve büyük patronlara yaklaşmıyorlar.

Ben, Singapur’da bir mucize meydana getirmedim.  

Sâdece vatanıma karşı görevimi yerine getirdim. Devletin kaynaklarını öğretime ayırdım; öğretmenlerin çok düşük aylıklarını yükselttim, onları, Singapur’da en yüksek gelir grubu yaptım. Olağanüstü gelişmeyi ortaya koyan öğretmenlerdir. Öğretmenler bilgiyi, araştırmayı seven, ahlâklı bir nesil yetiştirdiler; halbuki yerlere tüküren, caddelerde birbirine söven bir halk idik.

Singapur’da 60lı yıllarda durum şöyle idi :

Yoksulluk, hastalık, suç ve ahlâksızlık yaygındı; devlet makamları parayı kim verirse ona satılıyordu, polisler kızları kaçırıp, yabancılara peşkeş çekileceği batakhanelere satıyordu, hırsızlarla ve patroniçelerle kazançları kırışıyordu, subaylar, arâzi ve pirinç ihtikârı yapıyordu, hâkimler, parayı ödeyene göre hükümler veriyordu, herkes : ‘derhâl islâhat yapılmalı’ diyordu.

Fakat ben öğretmenlere yöneldim ; sefâlet içindeydiler ve aşağı görülüyorlardı. Öğretmenlere en yüksek aylığı ödedim ve onlara dedim ki : Ben size devletin imkânlarını tahsîs ediyorum, siz de bana insan yetiştireceksiniz.

Türkiye’mizde Bir milyon öğretmene en yüksek aylığı vermenin, bütçemizin kaldırabileceği bir yük olmadığı bellidir, ama  ‘bir yerinden başlamak’ sadedinde, şu yapılabilir :

Kendi insanımızı yetiştirmek konusunda, kültürün ne kadar büyük bir etken olduğu tartışılamaz bir gerçek olduğuna göre, kültürün temel iki ögesini, Türk Dili ve Edebiyâtı ile tarih konusunu işleyecek olan öğretmenlere ve onları üniversitede yetiştiren öğretim üyelerine, aylıklarının yarısı veya bir katı kadar ek ödeme yapılabilir. İmam-Hatip Ortaokul ve Liselerindeki İslâmî dersleri öğreten öğretmenler de kapsama alınmalıdır : aslında bu okulların adı Kültür Lisesi olarak değiştirilmelidir; ‘bu milletin kültürü’ bu okullarda işlenmektedir. Çok geçmeden, diğer öğretmenlere de benzer ek ödemeler getirilebilir. Öğretmen, sıradan bir memur değildir; işi, insan yetiştirmektir.

Akıl için yol birdir, derler. Almanya’da, öğretmenler, doktor ve mühendislerden çok daha yüksek ücret alırlarmış. Merkel, kendisine, öğretmenlerinki gibi yüksek ücret için başvuran doktor ve mühendislere şöyle demiş :

Size, sizi yetiştirenler kadar ücret vermemi nasıl isteyebilirsiniz?

Anlayana sinek sesi saz!

29 Eylûl 2018

                                    

Yazar Hakkında:

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet Maksudoğlu, Eskişehir’de Kırım kökenli bir âile içinde doğdu. İnkılâp İlkokulunu, Eskişehir  Lisesini ve Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini bitirdi. İzmir İmam-Hatîp Lisesi’nde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak Arapça, Farsça, İngilizce ve Hadîs öğretti. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm Târihi Asistanı oldu. Tunus’ta doktora tezi ile ilgili malzeme topladı, dilbilgisini bildiği Arapça'nın pratiğini yapmak imkânını buldu. Dördüncü sınıfına kabûl edildiği Burgiba Yaşayan Diller Enstitüsü Arapça Bölümü’nü bitirdi. Türkiye’ye dönüp İstanbul, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde belge inceledi. "Tunus’ta Osmanlı Hâkimiyeti" konulu doktorasını verdi. İngiltere’de, University of Cambridge’de Faculty of Oriental Studies’de Türkçe öğretti, orientalistlerin nasıl yetiştirildiklerini gördü. Türkiye’ye dönüp Diyânet İşleri Başkanlığına bağlı olarak İzmit, Ankara ve İstanbul’da vâizlik yaptı. Marmara Üniversitesi'nde 1983 yılında Yardımcı Doçent, 1986 da Doçent ve 1995 yılında Profesör oldu. İzinli olarak gittiği Malezyadaki International Islamic Universty’de 4 yıl (1991-95) Târih ve Medeniyet Bölümü başkanlığı yaptı, Osmanlı Târihi öğretti. Orada iken yazdığı Osmanlı History adı geçen üniversite tarafından bastırılıp (1999) textbook olarak kullanıldı. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde bir yıl daha öğretim üyeliği yaptıktan sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi kurucu dekanı olarak Eskişehire gitti. 2004-2005 öğretim yılında izinli olarak gittiği Kazakistan’ın Türkistan Beldesindeki Hoca Ahmed Yesevî Milletlerarası Türk-Kazak Üniversitesinde, Hollanda Rotterdam Milletlerarası İslâm Üniversitesinde bir dönem öğretim üyeliği yaptı.

Yazarın diğer makalelerinden: