Güncel Yazılar

Ayşe SAMİHA

Millî Mücadele ve Atatürk

Türk adı, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Mustafa Kemâl Atatürk tarafından yürütülen Millî Mücadele ve akabindeki diplomatik zaferler ve inkılâplar ile Güneydoğu Asyalı Müslümanlar ve özellikle de aydınlar üzerinde büyük etki yapmış ve geleceğin Endonezya devleti için ilham kaynağı olmuştur.

 

Mustafa Kemâl Atatürk sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu değildir; aynı zamanda Güneydoğu Asya’daki Müslüman liderler için de örnek bir şahsiyettir. Bu örnek, kendilerini sömürge devletlerinin boyunduruğundan kurtarıp bağımsız bir devlet olmalarında, ülkelerini yeniden yapılandırmalarında ve millî kimliklerini oluşturmalarında hep önlerinde durmuştur. Bağımsızlık fikri Malezya’ya göre bugünkü Endonezya topraklarında daha etkili olmuştur. Endonezya’nın milliyetçi lideri Sukarno, halka hitaben yaptığı ilk konuşmasında hiç kimseden yardım almaksızın kendi öz kaynaklarına dayanarak ve sadece kendi azim ve gayretleriyle bağımsızlıklarına kavuşmaları gerektiğini söylemiştir.

 

Sukarno, Endonezya’nın bağımsızlığını ilân ederken.

Türkiye’de Milli Mücadeleden sonra hilâfetin kaldırılması Malezya ve Endonezya’da farklı tepkilere yol açmıştır. Türk Millî mücadelesi desteklenirken hilâfetin kaldırılması Malezya’daki aristokrat çevrelerce soğuk karşılanmıştır. Malezya Sultanlıklarla yönetildiği için bunu anlamak mümkün. Maley aristokratlar Atatürk’ün askerî başarılarına övgüler düzerken inkılâplarda aşırıya kaçıldığını söylemişlerdir. Aristokrat çevrelerde hal böyle iken İngiliz yazar L.R. Wheeler 1930’lu yıllarda Malezya’da Mustafa Kemâl Atatürk’ün portrelerinin yüzlercesinin evlerin ve dükkânların duvarlarında asılı olduğunu bize aktarıyor. Wheeler, “Genç Maleyler, Mustafa Kemal Atatürk’ün karşı konulmaz gibi görülen itilâf devletlerine karşı mücadele veren bir Asya Gücü olduğu fikrinden çok etkilenerek Türkiye’yi gıpta ile izlemekteydiler.” der.

Bağımsız Malezya’nın ilk başkanı da Atatürk’ün milliyetçilik anlayışını tasdik ettiği için Malezya’nın ilk başbakanı da “Türk tipi başbakan” adı ile anılır olmuş.

Malezya’da hal böyle iken Türkiye’deki gelişmeler Endonezya’da hep olumlu karşılanmış. Bu dönemde Türkçe’den eserler Endonezya diline tercüme edilmiş. Atatürk’ün biyografisinin, hayat hikâyesinin ve Türk İnkılâbı’nın teferruatıyla anlatıldığı Turki dan Mustafa Kemâl Atatürk-Türkiye ve Mustafa Kemâl Atatürk- ve Turki dan Tamaddunya- Türkiye ve Medeniyeti-adlı eserler kaleme alınmış. Kur’an-ı Kerim’in ilk Türkçe baskısı Eylül 1924’te yapılıyor. Duaların Türkçe olarak okunması devlet eliyle hallediliyor. Bu konular hassas konulardı ancak Güneydoğu Asya’da da Kur’an-ı Kerim’in Maleyce’ye çevrilmesi ve yorumlanması konuşulmaya başlanmıştı. 1925 yılında bu konuda çalışmalar başladı ve Muhammadiyah organizasyonu tarafından desteklendi. Fakat Rashid Rida ismi Kur’an’ın Maleyce’ye çevrilmesi fikrine karşı çıkması organizasyonun bu çalışmadan çekilmesine sebep oldu. Kur’an-ı Kerim ancak 1928 yılında Maley dilinde basıldı. Türk İnkılâbı ile birlikte Güneydoğu Asya’da da İslâm’ın özüne dönülmesi yolunda çalışmalar ve tartışmaların yoğunlaştığını görüyoruz. 1912 yılında kurulan The Reformist Muhammadiyah Jawa’daki İslam anlayışının anlaşılır ve öz olması çalışmalarında Orta Doğu’dan esinlenilen ve “anti bid a wave” denilen bida karşıtı dalgalanmalara sahne olurken Türkiye’de çıkan ve Arap eliyle desteklenen ayaklanmalardan Menemen olayı dikkati çeker. Güneydoğu Asya’da bu olayı Arapların çıkardığına inanılmış ve Araplara olan itimadı azaltmıştır. Bintang Timoer gazetesinde Kemalist devlete destek verilmiş ve umuyoruz bu iç karışıklıklar kendi içinizde derhal hallolur mesajı verilmiştir. Adı geçen gazetenin düzenli olarak Milliyet Gazetesi’nden haberleri yerel halka ulaştırdığının haberini alıyoruz. Bu dönemde Mısır ve Irak gazetelerinin Modern Türkiye devletine karşı olmalarına mukabil Güneydoğu Asya’nın Türkiye’nin geri kafalı fanatiklik ve Sovyet Rusya arasında orta yolu bulmuş bir devlet olarak anlatılır. Bintang Timoer’ın bir makalesinde yazdıkları dikkat çekicidir; “Türk hükümetinin dini yok etmek istediği doğru değildir, fakat gerçek niyeti İslâm’ın ruhunu tüm engellerden kurtarmak ve korumaktır.” [1] Bu makaleler devam ederken Endonezya’da kurulacak olan yeni ve özgür devletin yapısı tartışmaları ile Arap geleneklerinin ne kadar İslâmî olduğu tartışmaları da alevlenmiştir. Endonezya’nın kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Sukarno, bu tartışmalar sürerken şu açıklamayı yapmıştır; “İnsanlar nasıl olur da kolayca genç Türkiye’ye iftira ederler! İnsanlar kendi gözleriyle görmeden, çeşitli çizgilerdeki kitapları daha önce hiç okumadan Genç Türkiye’deki tüm durum hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan Türkiye’yi suçlamaktadırlar, hiç de gerçek olmayan şeylerle ona iftira atmaktadırlar. Türkiye’nin dini tamamen kaldırdığını söylerler. Hâlbuki durum hiç de öyle değildir...” [1]

İşte bugünkü Endonezya’nın kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Sukarno bir fikir ve aksiyon adamı olmakla birlikte büyük bir Atatürk hayranı idi. Sukarno’nun Atatürk’ün mecliste yapmış olduğu konuşmalara kadar takipçisi olduğunu görüyoruz. Atatürk’ün vefâtından sonra yazdığı bir makalesine Ziya Gökalp’ten bir cümle ile başlar: “Biz Doğu’dan geliyoruz, Batı’ya doğru yürüyoruz” der ve modern Türkiye’yi ilerlemenin bir örneği olarak sunar.

Endonezya 1945 yılında bağımsızlığına kavuştu. Ama bu kavuşma esnasında Hollanda sömürgeciliğine karşı verilen savaşı tâkibeden İkinci Dünya Savaşı yıllarında toplam dört milyon insan hayatlarını kaybetti.


Endonezya Cumhurbaşkanı Türk Parlementosu ziyareti sonrası Ankara Ulus’ta –Cumhuriyet Gazetesi Fotoğraf Arşivi

Atatürk ve Türk inkılabının Endonezya’daki etkileri devam etmektedir. Büyük bir Atatürk hayranı olan Ruslan Aldülgâni, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in 1986 yılında Endonezya’yı ziyareti münasebetiyle bir yazı kaleme alır ve şöyle der:

“... Benim neslim için Türk adı tabii olarak bir anlam ifâde etmektedir, yâni Endonezya milliyetçiliğinin yükselişi için bir ilham kaynağı oluşturmaktadır. Bizim milli uyanışımızın târihini araştırdığımız zaman, 20 Mayıs 1908 tarihi önemli bir yer tutar. Her ne kadar 1898 yılında Filipinler’deki ve 1905’te Japonya’daki olaylardan etkilenmeler olduysa da, esas olarak XIX. Yüzyıl sonlarında başlayan ve 1908 yılında zirveye ulaşan Genç Türk Hareketine dayanmaktadır. Bu etkinin boyutunu görmek için sadece Bung Karno’nun Di Bawah Bendera Revolusi adlı kitabının birinci cildindeki makaleleri, Bung Hatta’nın Kumpulan Karangan adlı eserinin özellikle birinci cildindeki yazıları okumak veya H.O.S. Cokroaminoto ve H.A. Salim’in eserlerine bakmak yeterlidir. Bu yazıların hepsi de, Genç Türk Hareketini ve 1919 yılında alevlenen Türk inkılâbını gözlemlemekte ve ondan övgüyle bahsederek etkilenmektedir. Gerçekten, ben küçük bir çocuk iken, Surabaya şehrindeki ebeveynlerimin ve komşularımın evleri ile şehrin etrafındaki köylerdeki evlerin duvarlarında kırmızı fesli Türk sultanlarının resimleri asılmaktaydı. Bu, neyi simgelemektedir? İşte bu, Endonezya halkının Türkiye’ye karşı sempatisinin simgesidir. Çünkü özelde Açe halkının mücadelesine ve genelde de Endonezya halkının XIX. Yüzyıl sonlarında Hollanda sömürgeciliğine karşı verdiği silahlı mücadelesinde yardım eden Türkiye olmuştur. O zamanları ben hâlâ hatırlıyorum. Mustafa Kemâl Atatürk’ün portreleri, milli harekete katılan insanların evlerinin duvarlarını süslemekteydi; çünkü Bung Karno, Bung Hatta, Dr. Soetomo ve diğerleri tarafından başlatılan milli harekete onlar öncülük etmekte ve halka onlar siyasî eğitim vermekteydiler. Bu tür faaliyetler, 1930’lu yıllar boyunca devam etti. Gerçekten o dönemdeki genç nesiller, Mustafa Kemal’in hayat hikâyesini, Tanzimat hareketi ve Genç Türk hareketi hakkındaki bilgileri, Halide Hanım, Tekin Alp ve diğerlerinin yazılarını okuyan daha yaşlı nesiller tarafından harekete geçirilmekte ve etkilenmekteydi. Tüm bunlar, Türk devriminin Endonezya milliyetçiliği için bir mukayeseli araştırma, model ve ilham kaynağı olduğu anlamına gelmektedir. İşte Türk adı, Endonezya millî hareketi için şüphesiz bir model ve ilham kaynağı olarak benim neslimin hafızalarından hiçbir zaman silinmeyecek ve kaybolmayacaktır. Fakat Türk adı bizim için sadece bununla kalmaz. Türk adı ve özellikle Mustafa Kemal Atatürk adı, bizim hâfızalarımızda prensip ve cesareti gerektiren modernleşme faaliyeti sebebiyle de çivi gibi çakılıdır. Çünkü milli devrim vasıtasıyladır ki, Genç Türkler ve Yeni Türkiye Batı dünyası içinde yer alarak az gelişmişlikten kurtulmayı hedeflediler...” [2]

İşte atalarımızın XV. asırda atmış olduğu sağlam Türk düğümü Güneydoğu Asya’daki Müslümanlar ile Türkiye arasında her devirde farklı gelişmeler ışığında daha da sağlamlaşmış ve Türk adı Güneydoğu Asyalı Müslümanlar için dâima ilham kaynağı olagelmiştir.

Türk-İslâm âleminin doğusu ile batısının buluşmasının anlamlı bir meyvesi olan Anadolu, Balkan ve Birinci Dünya savaşları ile meş’ûm Mütâreke günlerinde çok sıkıntılı günler geçirerek acıyla yoğrulmuş bir millet olmuştur. Bu acılı günlerde Türk milletinin bağrından çıkan ve bağımsızlık mücadelesini başarı ile sonlandırıp düşmanları teker teker yurttan kovan Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk, sadece Türk milletine hizmet etmekle kalmamış, aynı zamanda asırlardır sömürge idâreleri altında inleyen toplumların da hürriyet ve istiklâl meşalesi olmuştur.

Yedi yıl önce geldiğim Güneydoğu Asya topraklarında ilk tanıştığım Asyalı müslümanlara “Ben Türk’üm.” dediğimde yüzlerinde bir aydınlanma olmuştu. O ışığın nereden geldiğini şimdi çok daha iyi anlıyorum.

Türk’ün millî mücâdelesi, Anadolu’dan Güneydoğu Asya’ya hürriyet rüzgârları estirerek oralardaki Müslüman nüfusun sömürgecilere karşı verdiği mücâdeleye rehberlik etmiş ve onlara bağımsızlık ruhuyla birlikte mücadele azmi aşılamıştır. Bu insanların hürriyet ve istiklâle karşı duydukları aşk ve heyecanı tazelemiştir. Nice şairin kaleminde ifâdesini bulan hürriyet ve istiklâl duygusu, yine nice milletin istikbâl ümidi olmuş ve dilden dile dolaşarak esir milletlere dâima yol göstermiştir. Tıpkı Nâmık Kemâl’in Hürriyet Kasidesinde olduğu gibi...

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl

Cihânı sensin azâd eyleyen bin ye's ü mihnetten

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et

Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten.”


****


“Ey geleceğin umudu, sen ne can dostuymuşsun;

Dünyayı bütün üzüntü ve sıkıntılarından kurtaran sensin.

Hükmetme çağı senindir, hükmünü dünyaya geçir;

Allah yüceliğini her türlü belâlardan korusun.”

 

Bugün Türk istiklâl mücâdelesinin başlangıcının yüzüncü yıl dönümü. Gâzî Mustafa Kemâl Atatürk, bugün Samsun’a ayak basarak Anadolu’nun en doğusundan en batısına tüm yurdu saran Türk’ün kurtuluş mücâdelesini başlattı. Bu kutlu mücâdele sadece Türk yurdunu düşmanlardan kurtarmakla kalmamış, sömürge devletlerinin baskıları altındaki bağımsızlığa susamış devletlere de yol göstermiştir. Türk’ün istiklâl savaşıEndonezya ve Malezya’nın da bağımsızlıkları yolunda Asyalı Müslümanlara yol göstermiş, hürriyet ve istiklâl meş’alesi olmuştur. Türk’ün şanlı mücâdelesi kutlu olsun. Gâzî Mustafa Kemâl Paşa, silâh arkadaşları, bütün şehîd ve gâzîlerimizin azîz ruhları şâd olsun. 

Ayşe Samiha

19 Mayıs 2019


Kaynaklar

A.C.S. Peacock and Annabel Teh Gallop – From Anatolia to Aceh, Ottomans, Turks and Southeast Asia, Published for the British Academy

Chiara Formichi - Indonesian Readings of Turkish History, 1890s to 1940s- Proceedings of the British Academy 200, 1-23- The British Academy 2015

Chiara Formichi - Mustafa Kemal’s Abrogation of the Ottoman Caliphate and its Impact on the Indonesian Nationalist Movement’ in M. al-Rasheed, C. Kersten and M.Shterin (eds) Demystifying the Caliphate: Historical Memory and Contemporary Contexts(London and New York, 2013, pp.95-115.

  1. Wiggers, Toerki dan Joenani(Grieland) Batavia, 1897, KITLV M dd 68.

The relationship between pan-Islamic ideals and religious nationalism is further addressed in C. Formichi, Islam and the Making of the Nation: Kartosuwiryo and Political Islam in 20th Century Indonesia(Leiden 2012).

A.C.S. Peacock and Annabel Teh Gallop – Islam, Trade and Politics Across the Indian Ocean: Imagination and Reality– Proceedings of the British Academy 200, 1-23- The British Academy 2015

Anthony Reid – Rum and Jawa: The Vicissitudes of Documenting a Long-Distance Relationship- Proceedings of the British Academy 200, 1-23- The British Academy 2015


Referanslar

  1. Sukarno, Dibawah Bendera Revolusi, I, s.404; Under the Banner of Revolution, I, s.388.
  2. Roeslan Abdulgani, “Hubungan Indonesia Turki: Gerakan Turki Muda Beri Inspirasi Pejuangpejuang Kemerdekaan Kita”, Indonesia Menatap Masa Depan, Jakarta: Pustaka Merdaka, 1986, s.350-351.

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

16385276