Güncel Yazılar

Serina DERİCİYAN

Cuma günü (31 Mayıs), 2019 ilk çeyrek büyüme verileri açıklandı. Çeşitli medya kanallarında, sosyal medya da dahil, birbiriyle çelişen başlıklar ve yorumlar gördük. Kimi, “teknik resesyondan çıktık” derken, kimi de “Türkiye resesyona girdi” diyordu. Birbirinin bu derece zıttı söylemler nasıl oluyor? Tamam, ekonomide bilgi kirliliği ayyuka çıkmış durumda, ama bu kadar da aleni ‘yalan’ durumu söz konusu olabilir mi?

Bu çelişkili yorumlar, farklı hesaplama yöntemlerine dayanan farklı verilerin öne çıkarılmasından kaynaklanıyor ve ikisine de net yanlış diyemeyiz. Ben bu farklılıkların nereden kaynaklandığını, fazla derine inmeden, açıklamaya çalışacağım şimdi.

Gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), 2019’un ilk çeyreğinde, 2018 yılının aynı çeyreğine göre -%2,6 büyüdü, yani küçüldü.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH ise 2019’un ilk çeyreğinde, bir önceki çeyreğe, yani 2018’in 4.çeyreğine göre %1,3 büyüdü.

İşte değerlendirme farklılıkları, bu iki farklı veriden kaynaklanıyor. Peki nedir aradaki fark?

GSYH, bir ülkede, ilgili dönemdeki toplam mal ve hizmet üretimini gösterir. Üretim ise, aydan aya, mevsimden mevsime önemli farklılıklar gösterir. Örneğin, tarımsal üretim 3.çeyrekte çok yüksektir, ama diğer çeyreklerde düşüktür; turizm de aynı şekilde (bunlar mevsim etkisi). Diğer yandan, resmi ve dini bayram tatilleri nedeniyle, hatta hafta sonu günlerinin nasıl denk geldiğine bağlı olarak, her çeyrekteki çalışma günü sayısı, dolayısıyla üretim miktarı da birbirinden farklıdır (bunlar da takvim etkisi).

İşte GSYH’deki değişimi gösteren büyüme oranı da, bu etkileri bertaraf etmek amacıyla, bir önceki yılın aynı çeyreğindeki GSYH esas alınarak hesaplanır. 2019 ilk çeyrekteki %2,6’lık küçülme oranı işte budur; yani ilk çeyreğin yıllık büyümesi, daha doğrusu küçülmesi.

Gelelim diğer veriye, yani %1,3’lük büyümeye.

TÜİK 2009 yılından beri, ama 2013’ten beri de daha detaylı bir şekilde, büyümeyi (ve bazı başka verileri), bir de ‘mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış’ olarak hesaplamaktadır. Bu arındırma işlemi karmaşık istatistiki yöntemlerle yapılmaktadır. Teknik detaylarını merak edenler, bu yöntemleri TÜİK’in internet sitesinde bulabilirler.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verilerle büyüme hesaplanırken, bir önceki yılın aynı dönemine gitmeye gerek yoktur. Bir başka deyişle, bu şekilde hesaplanan büyüme oranı, bir önceki çeyreğe kıyasla hesaplanan büyüme oranıdır. İşte, 2019’un ilk çeyreğindeki %1,3’lük büyüme oranı, GSYH’nin ilk çeyrekte, 2018’in 4.çeyreğine, yani bir önceki çeyreğe göre, 3 aylık artış oranını gösterir.

Peki, neredeyse 10 yıldır hesaplanan bu arındırılmış verileri, biz neden şimdi daha yaygın konuşmaya başladık?

Çünkü, eskiden beri alışık olduğumuz arındırılmamış veriden hesaplanan büyüme, yıllık olduğu için, büyümenin iyi gittiği zamanlarda daha yüksek çıkar. Arındırılmış veri, bir önceki çeyreğe göre, yani sadece 3 aylık olduğu için, daha düşüktür. Eh, haliyle, böyle zamanlarda herkes daha büyük rakamları konuşmayı tercih eder. Ama şimdi biz ekonomik daralma dönemleri yaşıyoruz. Arındırılmış veriler, zaman zaman daha cazip çıkabiliyor böyle daralma dönemlerinde. Hal böyle olunca, şimdilerde, herkes işine gelen veriyi öne çıkarıyor, ne yazık ki, çoğu zaman herhangi bir açıklama getirme ihtiyacı bile hissetmeden…

Bir de, şu ‘teknik resesyon’ meselesini açıklayalım. Ama önce, aşağıdaki tablolara bir göz atmamız lazım:

Teknik resesyon, ders kitabı tanımıyla, ekonominin iki çeyrek üst üste eksi büyümesi, yani küçülmesi demek. (‘Teknik’ denmesinin sebebi de bu tanımın kitabi tanım olması zaten. Yoksa, çoğu iktisatçı, Türkiye ekonomisi %1-2 civarı büyürken de, aslında resesyonda olduğumuzu söylüyor.) Şimdi bu gözle, tablolara yeniden bakalım: eğer arındırılmamış veriden yola çıkarsak, Türkiye teknik resesyona 2019’un ilk çeyreği itibariyle girmiş bulunuyor; yani, çoğumuzun kullanmayı pek sevdiği tabirle, ekonomik krize, ama bu sefer öyle lafın gelişi değil, gerçek anlamda.

Ama eğer mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış veriye bakarsak, aslında teknik resesyona 2018’in 3.çeyreğinde girmişiz. Üç çeyrek üst üste küçülmeden sonra, 2019’un ilk çeyreğinde yeniden büyümeye geçmişiz; yani, küçük de olsa ‘artı’ bir rakam görmüşüz. İşte, ‘2019 ilk çeyreği itibariyle, teknik resesyondan çıktık’ diyenlerin, bakmayı tercih ettikleri de bu veri.

Peki hangisi doğru? Doğru-yanlış diye bir şey yok. Her iki veriye de bakmak gerekir. Ben şöyle değerlendiriyorum: 2019’un ilk çeyreğinde, küçük de olsa bir toparlanma belirtisi var ekonomide, ama 1 yıl öncesine göre hala kötüyüz.

Ayrıca, büyüme geç açıklanan bir veri olduğu için, 2019 ilk çeyrek verisine çok da kafayı takmayıp, 2.çeyreğin nasıl seyrettiğine bakmak lazım (bu veri 2 Eylül’de açıklanacak). Öncü göstergelerden güven endekslerine ve satın alma yöneticileri endekslerine baktığımızda, haberler pek iyi değil. Diğer yandan, imalat sanayi kapasite kullanım oranı Nisan ve Mayıs aylarında yükseldi; ama geçen yıl bu dönemlerdeki seviyesinin hala altında. Esas öncü gösterge olan sanayi üretim endeksinin Nisan değerini ise 18 Haziran’da göreceğiz.

Neresinden bakarsak bakalım, yılın ikinci yarısından önce ekonomide bir toparlanma beklemek fazla iyimserlik olabilir.

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

19696897