1 Ekim 2022

Turgut GÜLER

Gelibolu, Türk târîhinin, aslâ sarf-ı nazar edilemeyecek bir mühim kilometre taşıdır. Bâzı şehir ve kasabaların hâl-i hazırdaki görünüşü, târîhdeki büyüklüğünü aksettiremiyor. Edirne, İznik, Ahlat gibi yerler, bu konuda Gelibolu’ya arkadaşlık yapıyorlar.

Türkler, yayla karakterli bir yapıda olduklarından, deniz ve denizcilikle çok geç tanışmışlardır. Bunda, Anadolu’ya gelmeden önceki coğrafyalarımızın da büyük payı vardır. Üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu,  Malazgird Zaferi’nden sonra hemhâl olduğu Türkleri, pek çok şey gibi, denizle de tanıştırdı. Anadolu kıyılarındaki Alanya (Alâiye), Sinop, İzmir ve İzmit’le berâber İznik, Türk denizciliğinin ilk antrenman yerleri oldular. İznik, bu alışma ve alıştırma işini önce gölde, sonra da çok yakınındaki denizde yapma şansına sâhipdi. 

Osmanlı hâkimiyetinin tesis edilmeye başladığı yıllarda, mistik bir atmosferde, Rûmeli’ne deniz üzerinden geçildi. Hakîkatle kerâmetin kol kola girdiği bu yeni kıt’a fethinde; hem ilk hedef, hem de Istanbul’un fetih müjdesi durumunda olan bir liman şehri vardı: Gelibolu…

Bursa gibi, Konya gibi, Gelibolu da rûhâniyetli bir şehirdir. İlk Osmanlı tersânesi burada kurulmuştur. Barbaros’un habercilerinden Kemâl Reis ile onun yakın akrabâsı olan meşhûr Pîrî Reis, Gelibolu doğumludurlar.

Gelibolu fâtihi Gâzî Süleyman Paşa, ebedî istirâhat yeri olarak da burayı seçmişti. Orhan Gâzî’nin bu fâtih ve denizci oğlu, annesi Nilüfer Hâtûn’un suda açan çiçeklerini, asırlardır Bolayır sırtlarından seyretmektedir.

Ölümünde, Süleyman Paşa’nın yanına gömülmeyi vasîyet eden Nâmık Kemâl de, Bolayır sâkinlerinden olmuştur. Nâmık Kemâl’in mezâr taşında;

“Ölürsem görmeden milletde ümmîd ettiğim feyzi,

Yazılsın seng-i kabrime, vatan mahzûn, ben mahzûn.”

mısrâları vardır. Gelibolu Mevlevîhânesi, bir zamânlar Galata ve Yenikapı ile birlikte anılıyordu…       

            

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: