Güncel Yazılar

Nilgün DAĞ

Zaman zamanda, kalbur samanda iken; kafalarkarışık, gönüller bulanık, hayatlar dağınık iken; köyün ileri gelenleri hayatın üstünden atlar iken; köyün delisi köy meydanında bir başına dolanırmış.Hayatı sıhhatsiz, nefsi büyük, mantığı kıtmış. Zihni paranoyaların esareti, iç âlemi kurguların işgali altındaymış. Ayrıntıda boğulur, sığlıkta yüzermiş. Bir gün görgüsüzün teki olurken, başka bir gün gizli çelmeler takan, güler yüzlü tuzaklar kuran maharetsiz bir avcıya dönüşürmüş.Bugün tabakhanede gül bulsa, ertesi gün gülistanda kazurata basarmış. Eliyle hamur ovalarken, gözüyle kırık kovalarmış. Ne göründüğü gibi ne de göründüğünden ibaretmiş, bu deli. Yâderk bir kendiliği varmış. Birlikte oturmak, yüz yüze bulunmak nedir bilmezmiş.Ama yalnızlıktan bir muradı varmış: Köyünü yönetmek!... 

Bir gün köyde işler sarpa sarmış. Hesap içinde hesap dönmeye başlamış. Düşman olmaması gerekenler düşman, dost olmaması gerekenler dost olmuş. Husumet girdabı köyü adeta kuşatmış. Öyle ki, ihtilâflar hanenin içine kadar sokulmuş. Eşler birbirleri için mânâlarını tartamaz olmuş. Çocuklarsa iyi’yi kötü’den, doğru’yu yanlış’tan ayırt edemez hâle gelmiş. Oradan oraya savrulan hissiyatları köy sakinlerinin zihinlerini darmadağın etmiş. Acayip bir güruh hasıl olmuş. 

Köyde bunlar olup biterken köyün delisi, bulduğu bukalemunun gözlerine ve diline hayran kalmış. Öyle özenmiş ki, gözleri bukalemununki gibi birbirinden bağımsız hareket etmeye başlamış. İki gözünün istikameti şaşmış. Bir gözü çıfıtlığa, diğer gözü riyasetedönmüş. Bir gözüyle niyet, diğeriyle zihin okur olmuş. Dili de bukalemununki kadar ivmelenmiş; öyle taklalar atmış ki, benliği bile göç edip kılık değiştirmiş. İçine her gün yeni bir cinnet doğar olmuş... 

Köy halkı şaşkınlık içinde başına toplaşıp delinin hâlini seyre dalmış. Rahat arayan onun eteğinin altına girmeye başlamış. Sonunda hiçbir şeyi kendi kendine düşünemeyen, halledemeyen, tartamayan deli köyün hakimi olmuş. Ve hiçbir kitapta anlatılmayan şeyler yaşanmaya başlamış köyde...  

Köye ne belalar gelecek, nevzat. Allah bu delinin encamını hayretsin. Köyün cemi cümlesine de akıl-fikir ve istikamet versin...

Hayat 

Beşikte başlanan tabutta sonlanan, doğum ve ölüm adındaki iki küçük parantezin içinde yaşanan, belli bir akış içinde ilerleyen, her an bir biçimden başka bir biçime akabilen, dolayısıyla programlanamayan[1],kuralsız bir düzene ve habitusa göre işleyen, kimine göre takvimsel, kimine göre sanatsal bir şeydir, hayat. Her insanın doğumundan ölümüne kadar süren kısa ya da uzun bir ömrü var ve fakat herkesin bir hayatı yoksa[2]ve insanların çoğu yaşanmamış bir hayattan ölüyorsa[3]hayat, pek tabii şahsi ve sanatsal bir hikâyedir; bizatihi yaratılması ve sürdürülmesi icap eden bir inkişaf ve tekâmül yolculuğudur. İnsanı değiştiren bir deneyimdir, hayat. Ve vekâlet kabul etmeyen bir armağandır... 

Yaşamayı eksik bırakmamanız dileğiyle...

KAYNAKLAR

[1]John Lennon’a atfen kullanılan “hayat, siz planlar yaparken başımıza gelenlerdir” söylemi, hayatın programlanamayışına nefis bir göndermedir. 

[2]Mehmet Eroğlu’na ait şahane bir tespittir.

[3]Rilke’ye ait bir sözdür. 

Medeniyet Tasavvuru

Neşet TOKU
Hukuk Üzerine
Saadettin Yağmur GÖMEÇ
Eski Türk Dininin Temel Özellikleri
Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

27543466