Güncel Yazılar


Fatih AKMAN

Türk tarihinin karşı konulamaz düzeye erişen seyrine Anadolu topraklarının büyük bir ivme kazandırdığı malumdur. Anadolu, çağının maddi şartlarına göre pek kısa bir zaman dilimi içerisinde Türkleşmiş, Türklerin kadim ve ebedi yurdu haline gelmiştir. Bu süreçte bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Türkleşmesi dinamiğinde ve akabinde Azerbaycan’dan Tebriz’e değin uzanan hat içerisinde Türk hâkimiyetinin kuvvetlenmesinde Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletlerinin payı büyüktür. Oğuz soylu Türklerden meydana gelen bu iki devletin gerek Moğollar, gerekse Osmanlı ile olan mücadeleleri, birbirlerinin kaderini belirleyen düzeyde kesişen yolları dikkate değer bir tarihi serüven olarak karşımızda duruyor.

Karakoyunlularda ortaya çıkan Kara Mehmed, Kara Yusuf, Cihanşah gibi isimler ile Akkoyunluların tartışmasız en önemli hükümdarı Uzun Hasan gibi tarihi şahsiyetlerin ön plana çıktığı bu iki Türk devleti, Anadolu’nun bahis konusu olan coğrafî ve nüfuz alanlarının Türk toprağı olarak tasdik edilişinin önemli mimarlarındandır. 

Kronik Kitap’tan çıkan Karakoyunlular Akkoyunlular; İran ve Anadolu’da Türkmen Hanedanlarıbaşlıklı eser de, bu iki önemli Türk devletinin tarihine ışık tutan önemli bir çeviri eser olarak yayın hayatına kazandırıldı. İranlı tarihçi Muhsin Behrâmnejâd’ın müellifi olduğu eser, daha evvel İran Seyahatnamesi başlıklı eserin çevirisi ve notlandırmasına da imza atan Serdar Gündoğdu ile Ali İçer tarafından Türkçeye çevrildi. 

Gündoğdu’nun kısa ve iyi bir özet mahiyetinde sunduğu takdimi ile müellifin çalışmanın ayrıntılarına ve kaynaklarına ışık tutan önsözü ile başlayan eser, iki temel bölüm üzerine inşa edilmiş bulunuyor. Karakoyunlu Hanedanı Tarihive Akkoyunlu Tarihitemel başlıklarını taşıyan bölümler zaman zaman mevzubahis tarihe ve tarih içerisinde süratle başrolü kapan şahsiyetlere yabancı okuyucular için yer yer karmaşık bir tarih akışını beraberinde getirse de, burada çevirmenlerin notlandırmalarının büyük desteği ile tarihin akışını yakalamak ve bu akışa tutunmak mümkün oluyor.

Eserin iki temel bölümünde bu iki devletin hem birbirleriyle kesişen mücadeleleri hem de yerel düzeyde tarihte kendine yer bulan beyler ile bölgede egemenlik mücadelesi veren diğer Türk devletleri ve Memlûklere değin uzanan askerî ve diplomatik ilişkilerin oluşturduğu hadiseleri takip etmek mümkün. 

Bu iki devletin birbirleriyle olan mücadelelerinin yanında, Türk kimliğinin de pek çok kez ön plana çıktığı hadiselerin varlığı kitapta ilgi çekici olan noktalar olarak karşımıza çıkıyor. Kitapta yer verilen ve Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf’un Akkoyunlu hükümdarı Osman Bey ile karşı karşıya gelişinde sarf ettiği şu sözler, iki devletin birbirleriyle olan ilişkilerinde dahi milli kimliklerinin farkında oldukları bir ilişki ağını kurmaları bakımından önemli bir örnek olarak karşımıza çıkıyor:

“Her ikimiz de Türkmen’iz daha fazla birbirimize saldırmak için çaba harcamayalım. İkimiz de Rum ve Çağatay gibi düşmanlarımızla meşgul olalım. Senin için en uygun davranış, durumlarını bildiğin Suriye ve Rum’a saldırmak; benim için ise Çağatay ile mücadele etmektir. Bu devletin selameti için gereklidir.” (s.81)

Eser, tarih içerisinde yeri pek mühim olan ama geniş halk kitleleri tarafından yakından bilinmeyen ve bu minvalde eksik olan bilgi düzeyinin gelişmesi ve Anadolu’ya Türk mührünün vurulmasında öncü rollerden birini alan bu iki önemli Türk devletine olan ilginin artması bakımından mühim bir işlev görecektir.

Medeniyet Tasavvuru

Necati ÖNER
Niçin Felsefe?
Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

23023635