Güncel Yazılar

Nilgün DAĞ

A-

Alık

Kadın ve erkek, genç ve yaşlı, eğitimli ve eğitimsiz, görgülü ve görgüsüz, örgütlü ve örgütsüz olarak her zaman aramızdadır. Akıl yürütmede ve zihinlerinin olanaklarını keşfetmede yeteneksizdir. Rasyonalitenin hayatında bir karşılığı yoktur. Muhayyilesinde hiçbir soru işareti belirmez. Böndür. Hımbıldır. Belleksiz ve bencildir. Başını çevirmeyi bilmez, gövdesiyle döner. Ruhsal bakımdan ergendir. İnsani duyarlıktan yoksundur. Kavrayış kıtlığı nedeniyle hep sorun yaratandır. Haklı hiçbir davası yoktur. Ama yeryüzünün en örgütlü ve organize birliğini oluşturabilir!...

B-

Burukluk

Gücenmek ile küsmek arası garip bir felç hâlidir.Fikirsiz ve cümlesiz bırakır. Zaman üzerindeki izdüşümü öyle geniştir ki, insanı takatsiz kılar. Duygular ters yöne bükülür. Lirizm ortadan kalkar. Görüş ile bakış arasındaki ahenk bozulur. Yakınlık harf harf kırılır. Samimiyet git gide resmiyete varır. Tuhaf bir mesafe hasıl olur. Her şey üçte bir oranında kırık, üçte bir oranında eksik ve üçte bir oranında yarım kalır. Öldürmez, ama yaşatmaz da...

C-

Cehalet

Memlekette herkes birbirinin cehaletinden şikâyet edip yaka silkiyor. Aksi nasıl mümkün olsun ki?

Bilgiye ve bilmeye direndiğimiz ayan. Bilene hürmet etmede gönülsüz olduğumuz bariz. Bilme sorumluluğunu almak istemeyenlerin ülkesi hâline geldiğimiz de aşikâr. Cehaletin birey birey hepimizi kuşattığı ve vaka vaka incelenecek marazi bir noktaya ulaştığı zâhir. Cehaletin teşvik gördüğüne dair alâmetler olduğu da hepimizin malumu. Cahilin firasetine itimat eden hatrı sayılır bir insan havuzumuz olduğu ise bir gerçek...

2019

2019’da her şeyden bolca vardı. Armağanlar, tevafuklar, hoş serendipity’ler, büyük imkân ve mutluluklar, acılar,onca acıya denk sevinçler, sevinçlere kekre kırgınlıklar... 

Çalıştım. Ekmeğimi aziz, imânımı kavî kıldım. İngiliz edebiyatından Alman felsefesine, İskandinav mitlerinden İran masallarına kadar ilgimi cezbeden pek çok eser okudum. Dostoyevski, Gogol, Tolstoy, Puşkin’le Rus edebiyatının köşelerini tuttum. Tebdil-i mekân ettim. Gezdim. Masal gibi okunan, yumruk gibi inen bir hikâye yarattım. Şöyle bir derkenar düştüm: “İnsan, acıtır!”. Acıdım. Bir sorudan bir soruya vurdum. Güven’i toprağa verdim. Yeri doldurulamayacak, yerine konamayacak kayıplar yaşadım. Ahım ve efgânım cihanı tuttu. Yolu tersinden yürüdüm. Kendimi susturdum. Soru işaretinden sonra ünlemi de ıskartaya çıkardım. Bir günlüğüne Epiküryen oldum. İhmal listemi kısaltamadım. Bir coşku aylası yarattım, oraya gömüldüm... 

Medeniyet Tasavvuru

Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik
Serdar UĞURLU
Eski Türklerin Dini

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

25680961