Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

Tüm kozmik varoluş, Allah’ın kendi varlığını bize gösteren delilleridir. Bu deliller( evrende varolan herşey) O’nun sanatı, ilmi ve fiillerinin hükümleridir. 

O, asıl, özdür... Varoluş, O’na tabi’dir. Allah, mutlak anlamda varlıktır. Yarattığı şeyleri de aşkın( müteal) dir.  “ Aşkın Varlık”, “ İçkin Varlık” ilişkisi Aşkın varlığın isimlerinin desteği ile varolur, zahire çıkar. Bu ilişkide isimlsr anahtar rol oynamaktadır. Bu bağlamda içkin varlığın yapısını Aşkın varlığın bize vahiyle bildirdiği isimlerde aramak gerekmektedir.

Allah’ın isimleri, evrenin yapısını anlamlandırmakta, Allah’ın evren üzerindeki ilmini, kudretini ve sanatını görmekte düşüncelerimizi yönlendirici olmaktadır.

Düşüncelerimizin yönlendirici olmasından kasteddiğiz ise, insanın beş duyu ile algıladığı fenomenler alanından zihni geliştirebilmesi, soyut alana doğru yükseltmesine yardımcı olmasıdır. Pozitivizmin bizi attığı, bakışlarımızı yönlendirdiği nesneler diyarından kurtarmasıdır. Madde ceheneminden mana cennetine yükseltmesidir. Yani bizi bir anlamda miraç ettirmesidir.

Şu isimler, Allah, evren ilişkisine ışık tutacak mahiyettedir. Bunlar aynı zamanda beşeri etkinliklerin kaynağını oluşturmaktadır. İlim, felsefe ve sanatında kaynağıdır. İlim, felsefe ve sanat, varoluş karşısında insan tavırlarından başkası değildir.

Şu isimler, Allah’ın evren üzerindeki desteği ve kudretini ifade etmektedir.

“HALİK” ismi,Allah’ın tüm maddi, manevi yaratacağı, ortaya çıkartacağı şeyleri önce kendi katında, ilminde takdir etmesi anlamına karşılık gelmektedir. Çünkü eşya sonradan yaratılmıştır.

“MÜBDİ” ismi, Allah’ın eşyayı yoktan yaratan sıfatına işaret eder. “ BARİ” ismi ise Allah’ın herşeyi bari ismiyle ortaya çıkarttığı anlamındadır. “ MUKİM”  ismiyle Allah, yarattığı herşeyi desteklemesi, ayakta tutması ve onlara hayat kaynağı olması anlamındadır.

Allah’ın yarattığı tüm kozmik varoluş, katmanlar halindedir. Varoluş katmanları Kur’an’da yedi gök ve yedi yer olarak işaret edilir. Bütün varoluş mertebeler halinde zuhura gelmiştir. Ve bu katmanlar bir bütün halindedir ki “ MUKADDİR” ismi, yaratılan herşeyin, plan, proğram, ölçü ve denge içinde varoluşa getirilmiştir.

Allah’ın yarattığı her şeyin bir surti ve sireti vardır. Her şeyin siretinin yüzü hakk’a dönüktür. Her şey, Hakk’tan beslenir. Her şeyin sureti de halka dönüktür. Allah’ın  “ MUSAVVİR” ismi eşyanın suret halini gerçekleştirir.

Yatılmış olan her şey Allah’ın varlığının delilleridir. Bunlar beşduyu ve akılla bilinir.

“ZAHİR” ismi, Allah’ın varlığının yarattıklarında görünür, bilinir olması anlamına gelir.

Allah, her şeyi ilim ve hikmetle yaratır ki “ HAKİM “ ismine tekabül eder. İnsanın çeken ve zorunlu olarak bilgi peşinde koşması hakim isminin cazibesindendir.

Yaratılmış olam her şey birbirleriyle bütünleşik ve sürekli etkileşim içinde bulunur. Bu hali sağlayan “ MÜZEYYİN” isminin tecellisidir. Bu isim, Allah’ın evrende kuduğu sistem ve bu sistemin dengesi bu ismin tecellisi yüzündendir.

 Sanatla uğraşan sanatçılar Allah’ın sani isminin hükmüne girmiş kimselerdir. Belki sanatçılar bu ilahi tecellinin farkında değilledir. Ama işin aslı Allah’ın sanatçıya verdiği değerin bir ifadesidir. Bana göre ilim ile sanatın hiç farkı yoktur. Zaten sanat yönü fakir  olan milletler ayağa kalkamazlar. İlim ile tek başına yürümek mümkün değildir. İlimle sanat birlikte el ele verince medeniyet ortaya çıkyor.

“HAKK” ismi ise , gerçekliği, gerçek oluşu ifade eder. Allah’ın yarattığı her şey gerçektir. İşte bu gerçeklik üzerinde çalışmak bilim, sanat ve felsefenin kaynağıdır. İşte bu ilahi nedenlerden dolayı, beşeri bilgi türleri yani bilim, felsefe ve sanat beşeriyetin hayat kaynaklarıdır.  Bir toplumu güçlü kılan da bu üç bilgi alanlarıdır.

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

38834263