Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

Değerli İlahiyatcı Sayın HASAN ONAT, “ İslam Ortak Paydası ve Mezhepler Gerçeği” adlı muhtevalı eserinde, İslam, kavramının içeriği ile ilgili şunları söylüyor: “ İslam, en temelde Tevhid’i yani Allah’ın birliğine imanı esas alan bir dinin adıdır. Bu yönüyle İslam, Hz. Adem’den beri bütün peygamberlerin insanlığa sunduğu tek dinin ortak adıdır. Nitekim Kur’an, bütün peygamberlerin insanları tevhide çağırdığını belirtir. İslam, yeni bir din değildir. Ancak vahiy eksenli din geleneğinin son halkasıdır.” ( Hasan Onat s39)

Tevhid, dinin özü ve gerçeğidir. “ Tevhid”, varlık ve varoluşun mutlak anlamda” BİR” oluşuna işarettir. Mutlak anlamda varlık, Allah’ın zatını ifade eder. Varoluş ise Allah’ın alemler olarak varlığının delillerini tecelli yoluyla yaratma faaliyetleridir. Varoluş, aynı kaynaktan gelen ve bir bütünlük  oluşturan izafi, geçici varlıklardır.

Tevhid, tüm yaratılmışların bir bütün oluşturan ilahi birliğin adıdır.

İslam kavramı avrlık ve varoluştaki mutlak anlamda bir oluşa dayalı olarak ortaya çıkar ki Allah’ın iradesine tam anlamıyla boyun eğmeye işaret eder. Diğer bir deyişle, insanın Allah’ınve onun kanunlarına uymayı kabul etmektir.

Tevhid, aşkınlığı ve imanı gerçeklere dayanarak biliçle yaşamktır ki bunun adı da özgürlüktür.  Tevid öyle bir formüldür ki, dünya hayatında insanın özgürlüğünün önündeki tüm maddi, manevi her şeyi, bütün güçleri izafileştirerek sadece Allah’ın varlığını , birliğini ve aşkınlığını ifade eden bir anlam genişliğine sahiptir.

Kur’an, son ilahi mesaj olarak bütün insanlığa seslenir, bu ezeli, ebedi, değişmez hakikatlere göre yaşanmasını öğütler. Kur’an hakikati insanın önüne koyarken onun hakikat karşısındaki davranışlarını, bu davranışların özelliklerini de bir bir sayar , davranışları kateogri eder ve isimlerini de kendi verir.

Kur’an vahyi tebliğ eder ve iman karşısında , insanı zorlamaz, onu serbest bırakır. Kur’an, kendine özgür aklı ve irade ile iman edenleri muhatap alır.

Kur’an iman edenlerin gerçek bir iman boyutuna ulaşabilmesi için ve bu imana dayalı doğru eylemlerde bulunabilmesi için ona nefsinin bütün hastalıklarını gösterir ve bu manevi hastalıklardan kurtulup ayağa kalkabilmesi için ( dosdoğru olması) ona sürekli yardım, hidayet ve rahmet eder.

Çok ilginç ve önemlidir ki insan hangi nefs halinde bulunduğunu kendisi asla bilemez. Nefsinin hastalıklı olduğunu bile kabul etmez, kendini hep yetkin görür. Oysa insanın nefsinin  manevi hastalıkları aklının önündeki en önemli engellerdir. Bir sufi der ki: Nefsin kötü huyları; hırs, kin, öfke, açgözlülük, kıskançlık v.s aklın önüne geçer ve böylece gören gözleri kör eder, idraki daraltır.

Evet putların anası nefstir. İdraksizliği sağlayan nefstir. İşte bu noktada Kur’an, idrake vurulan bütün zincirleri insana söyler ve bunların nasıl kırılacağını gösterir.

Kur’an’ın özü tevhdidir. Tevhid, doğru ve gerçek olandır. Hüseyin Atay der ki: “ İslam, doğruyu bilerek bağlanmadır”. İnsanın doğruya ulaşabilmesi için, yalanlardan, zanlardan, batıl itikatlardan kurtulması zorunludur.

Yukarıda söylediklermiz özgürlüğün ta kendisidir. İslam özgürlük anlamına gelir. Bu bağlamda Hz. Muhammed, özgürlükler peygamberidir.

Medeniyet Tasavvuru

Neşet TOKU
Hukuk Üzerine
Saadettin Yağmur GÖMEÇ
Eski Türk Dininin Temel Özellikleri
Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

27814556