27 Temmuz 2021
 
Cahit GÜNAYDIN
ASTİ RUSTİ yazar Türkistan Başbuğu, sahipkıran Emir Timur’un Yüzüğünde. Anlamı “Kurtuluş  Doğruluktadır”. Kendi adını taşıyan satrancı icat eden Timur sanat ve bilim adamlarına çok değer vermesi “horasan hezarfenler aydınlanma çağını” destekleyen bir Başbuğ olarak mimari eserlerinin de bugüne ulaşmasını sağlamıştır. İbn-Haldun ile dört kere görüşmüş olan Timur a istediği bilgileri İbn-Haldun yazılı olarak da iletmiştir. Bu dört görüşmenin  içeriğini de İbn Haldun otobiyografisi olan et-Ta'rîf’te tüm detaylarıyla yazar. Çağının en iyi bilim ve sanat adamları ile fikir alışverişinde bulunmuştur.Yesevi'nin türbesi, Türkistan başbuğu, sahipkıran Emir Timur tarafından 14. yüzyılda inşaa edilmiş. Türbe mimari yapısı ile de son derece farklı bir yapıya sahip. Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan türbe hiç sütun kullanılmadan sadece kerpiçle yapılmasından dolayı da ender eserlerden biri. Türbenin dış duvarları ve kubbelerindeki renkli seramik ve sırlı boyalı yazılarda günümüze kadar orjinal haliyle kalmayı başarmış. Dış duvarlardaki geometrik sembollere benzetilerek yapılmış olan eserlerin hepsi yazılıdır. Timur’un mektupları tarihi belgelerdir.
Çağatay Osmanoğlu’nun Kamer yayınlarından çıkan Türkistan Başbuğu Emir Timur adlı kitabından Yıldırım Beyazıd ile yazışmaları bölümünden bir alıntı ile devam edelim yazımıza.”….Bizim askerimiz babadan ataya Müslüman ve Müslüman çocuklarıdır. Niçin hidayete layık olmasınlar? Kaldı ki, Osmanlı’nın askerleri çoğunlukla kafirlerden devşirme olduğu açıktır. Davamız cihangirlik olup, saltanatımızı adında hutbeler okunmaktadır, sikkeler basılıdır. Eğer samimi selamınızlar beraber iyi ifadeler içeren mektubunuz gelirse, her iki taraf arasında yumuşama ve sevgi peyda olur. Aksi halde kılıç ortaya çıkınca, kaleme yer kalmaz vesselam”ifadelerini içeren ikinci mektubu Yıldırım Beyazıd’ a göndermiştir.
 
Mahmut Esat Bozkurt, Aksak Demir’in Devlet Politikaları adlı eserinde Timur’u “Dünyayı yenmiş bu Türk oğlu Türk’ü iç yüzüyle, gerçek çehresiyle tanıtmaya çalıştığını söylüyor. DEMİR e göre “ Hakan her işte adaleti gözetmelidir. Vezir seçerken onun adil olmasına dikkat etmelidir. Çünkü adil bir vezir, zalim bir hakanın kötülüklerini tamir eder. Fakat vezir de hakan gibi zalim olursa, hükümet binası yıkılmakta gecikmez. Politikaya muhtaç bir meselede hiçbir vakit politika yerine kılım kullanmadım. Orduyu hareket geçirmedim. Bir kumandan hem politika hem de kılıcıyla fetih muhafaza ederse, o, SAHİBÜSSEYF VE KALEM denilmeye layıktır…”
 
ATATÜRK , Demir’i çok severdi. Onun kumandanlığına, devlet adamlığına hayrandı denebilir. Bir gün Yıldırım ile DEMİR arasındaki  Ankara meydan muharebesini değerlendiriyordu. “Bakınız” dedi, “Yıldırım, DEMİR’i öyle bir kıskaç altına almış ki, bu kıskaç dan DEMİR den başka bir kumandan sıyrılıp çıkamazdı. O çıktı ve hasmını yendi. İlave etti; ben, Demir zamanında gelseydim, onun yaptığı işleri başaramazdım. O benim zamanımda gelseydi, yaptıklarımdan daha büyük işler yapardı”
 
 Bugün herhangi biri istediği bir konuda bilgiye sosyal medya sayesinde kolayca ulaşabilir ve bu bilgiyi sosyal medyada paylaşabilir. Bilgi kaynağının doğruluğuna göre bu paylaştığı bilgi olumlu bir etki yaratabileceği gibi bilgi kirliliğine de yol açabilir. Araştırmacı bir kişi ise bilimsel makale ve kitapları okuyarak  kendi dünya görüşüne göre tarihsel olayları analiz eder ve bugün yaşadığımız sorunlara çözümler bulabilir ve geleceğe dönük uzgörüler önerebilir. Tarih bilincine sahip olmadan geleceği şekillendirme olasılığı düşüktür.  Kamer yayınlarından çıkan Selçuklu Tarihi kitabı yazarı Hüseyin Tekinoğlu önsözünde Türk tarihinin bütünlüğünü çok güzel yazmış. “ Türk tarihi birbirinin uzantısıdır ve bütündür. Türkler hem dışa karşı savaşmışlar, hem de içeride kendileriyle vuruşmuşlardır. Dünya hakimiyeti ülküsünün kendilerine sağladığı aşırı güven, aslında en büyük zaaflarıydı. Aşırı güvenin dağılışı ve yıkılışı da hızlandırdığını görüyoruz.” diyor .
 
Hüseyin Tekinoğlu’nun Selçuklu tarihi kitabında sayfa 137’den Taht Mücadelesi  adlı bölümden bir alıntı ile Melikşah ve Nizamülmülk arasında ki gerilime dikkat çekmek istiyorum. Melikşah Nizamülmülk diyor ki “ sen benimle ortak mısın? Ülkemin dört dangi senin oğullarının elinde. Benimle kenkeş yapmaksızın tasarrufda bulunuyorsun. Sarığın başından açılmasını buyurmamı ister misin diyemesaj gönderdi. Nizamülmülk o sıralarda seksen yaşını aşmışdı. “ Benim sarığımla senin tacın birbirine sarılmıştır”diye cevap gönderdi… Selçuklu Tarihini  okuyunca ikisinde sonunu öğrenebilirsiniz. Benim söz konusu kitapdan sayfa 182 den Hasan Sabbah hakkındaki alıntılar ile beyin yıkama tekniklerinin yani mankurtlaştırmanınortadoğudaki tarihi kökenlerini inmenin ,bugün yaşadığımız bu kaotik ortamı daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını düşünüyorum. Hasan Sabbah 1046 yılında Kum kentinde doğdu. Hasan Sabbah ın kökeni ve açık adı el-hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin el-hüseyin bin Muhammed es-sabbah el-himyeri dri. Babası yemen den kufe ye, kufe den kum a göç etmiştir. Hasan Sabbah ın babası oğluna iyi bir eğitim aldırmıştır. Hasan Sabbah kelam, mantık, felsefe, matematik alanlarında eğitim gördü. Başlangıçda hoca nizameddin-i tusi, ömer hayyam, nişaburi, imamı muvafık-ı nişaburi derslerine katıldı…
 
Ağır aksak akan bu tanrısal zamanı aydınlatacak ve onu yeniden okunur hale getirecek kilit tamga ise pazırık kurgan halısıdır. Sergey Çirkin in  söz konusu kitabından  pazırık kurganı başlıklı  163. Sayfadan bir alıntı ile son sözümüzü tamamlayalım. “ mezar odasının dışında atların gömüldüğü yerde 200X190 cm ölçülerinde kareye yakın bir halı bulunmuştur. Literatürde pazırık halısı olarak geçen bu meşhur halının her santimetre karesinde 36 düğüm vardır.” 
Tarih bilincine sahip olmadan gelecek şekillendirilemez, bilim kurgu öyküler ile gelecek sekilendirilebilir. Ek link pazırık halısı ile zaman yolculuğuna var mısınız? Sergey Çirkin in kitabını elinize alarak…

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden