Güncel Yazılar

Yazar Hakkında

Eyüp Ersegun KAHRAMAN

 

Ersegün Eyüp KAHRAMAN

Yukarıdaki fotoğrafı gördüğümde hissettiğim duyguları vezihnimde oluşan düşünceleri yazma ihtiyacı hissetmiştim. Sanıyorum yazarken de yaşayamadığımız meseleler hatırıma gelecektir.
 
Fotoğraf, net tarihi olmasa da 1930’lu yıllara ait. Gördüğünüz gibi iki kadın Toros ekspresi ile seyahat ediyor. Ekspresin ismi ve güzergâh noktalarını paralel bir şekilde düşündüğümde aklıma ‘‘vatan’’ kelimesi geldi. Gerçekten de vatan neydi?
 
Geçmiş zamanda gökyüzüne çadır anlamı kazandırılmasıyla biz Türkler için tüm dünya vatan veya yurt ile eşdeğer olmuştu. Nitekim Kızılelma ülküsüyle yapılan fütühatlar hep bu minvalde olmuştu lâkin şu an düşüncemizde yer alan vatan düşü bizde şüphesiz Namık Kemal ile somutlaştı. Onun Vatan Yahut Silistre ile birlikte anlatımıyla vatan insanların gözünde sadece yaşadıkları toprak parçası olmaktan çıkmıştı. Kemal’in ‘‘insan vatanını sever; çünkü…’’ diye tekrar eden açıklamalarıyla can alıcı noktalara değinir özellikle şu bölüm özet niteliğindedir;
 
‘‘vatan, öyle bir galibin kılıcı veya bir kâtibin kalemi ile çizilen hayalî çizgilerden ibaret değil; millet, hürriyet, menfaat, kardeşlik, mülkiyet, hâkimiyet, ecdâda hürmet, âileye muhabbet, gençlik günlerini anmak, …. Gibi birçok yüksek duyguların bir araya gelmesinden hâsıl olmuş mukaddes bir fikirdir.’’
 
Namık Kemal ile başlayan başlangıcın akabinde Mithat Cemal Kuntay’ın 
 
‘‘Toprakları toprak yapan üstündeki kandır;
 
Toprak eğer uğurunda ölen varsa vatandır.’’ dizeleriylevatan büyüleyici bir dille ifade edilse de vatanı zihnimizde canlandıran sanırım en net ifadesi Remzi Oğuz Arık hocanın ifadesiyle ‘‘hatıra’’ olmuştur.
 
Bununla fotoğrafın ilişkisi nedir diye soracak olursak olursanız fotoğrafı biraz incelemekte fayda var. Tarih 1930lu yıllar yani Cumhuriyet kurulmuş, ülkemizin sınırları resmi düzende vatanımız anayasada belirtilen maddelerle belirgin hâle gelmiş; ama ekspresin adı Toros yani bizim güney sıradağlarımızı ifade ediyor ama güzergâh içinde sınırlarımızın dışında olan yerlerde var. 
 
Misak-ı milli sınırlarını yalnızca kağıt olarak değil zihinlerine de yerleştirmiş bir hükümetin, bir neslin o sınırların içinde olan yerleri Toros ekspresine dahil etmeleri vatan düşünün somut bir örneği olmuştu. Bunu düşünürken şuan ki Toros ekspresinin Adana’da son bulması, Musul’a yapılan seferlerin farklı isimlere sahip olması mevcut hatıraların aldıkları nefesi düşünmeye sebep oluyor. 
 
Demek ki vatan,sınırların dışında zihinlerde yaşayan hatıralarmış.
 
Bu minvalde düşünürken Halep’in birkaç sene evvel düşmesi, Türkmenlerin yaşadığı zulümler ve bunlara sessiz kalan bizler…
 
Bunu düşünürken İttihatçılara Batı Trakyayı kaybettiler diye hakaretler edilirken, Batı Trakya’nın onlarınla bizim zihnimizde ne denli farklı yer ettiğini de hatırlamak gerekiyor… 
 
Peki ya şuan biz durumdayız?
 
Halep’i örnek olarak verirken Türkmensizleştirilen Kerkük’ü, Musul’u da atlamamak gerekir. 
 
Ahıska için iki yüz sene evvel 
 
‘‘Söyleyin Sultan Mahmud'a,  İstanbul kilidi gitti.’’ dizeleri yazılırken, kırk sene evvel Kırımoğlu için gıyabi cenaze namazları kılınırken bu yerlerin haritada daha yerlerin bilinmemesi…
 
Bir dostumun anlatımıyla, Çanakkale şehitliğinde görevli bir erin, bir mezar taşında ‘‘Kırım’’ı görmesinin ardından ‘‘Türkiye’de öyle bir yer yok ki’’ diye şaşırması…
 
50 sene önce ‘‘Esir Türkler Haftası’’ düzenlenirken Sovyetlerin dağılmasının ardından Nahçivan’ın nere olduğunun bilinmemesi…
 
Çözüm sürecinde sınırlarımızın güpe gündüz işgal edilmesini izlemişken yahu biz nasıl bir vatansızlaşmanın içerisindeyiz?

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

40514113