Güncel Yazılar

Mehmet MAKSUDOĞLU

Bir filozof demişti ki :

“Bir yerde yangın ve ölçüsüzlük varsa, ölçüsüzlüğü düzeltin, yangın kendiliğinden söner.”

Öyle ya; insanların bâzısı yangını söndürmeğe çalışırken, bâzısı da bu yangına seviniyorsa, yangının sürmesini istiyorsa o yangın nasıl söner?

“Şimâlî Irak’ta şu kadar terörist etkisiz kılındı” diye tv haberlerinden öğreniyoruz. Onlar etkisiz kılınmasa, gelip Ankara Garı önünde, Kızılay’a yakın yerde, Beşiktaş’ta maç çıkışında kalabalık arasında (eskiden yaptıkları gibi) bomba patlatıp onlarca, belki yüzlerce vatandaşın ölümüne yol açacaklardı.

Şimâlî Irak’ta, kuzey Suriye’de bu teröristler nasıl etkisiz hâle getiriliyor? 

Mit mensupları (ve başka teşekküllerin elemanları da tabii), oralarda bulunup haber uçuruyorlar ki jetler anında havalanıp teröristleri yok ediyor. Peki, onların hareketlerini haber veren istihbaratçıların, Mit elemanlarının güvenliği? Tabiî ki, tanınmamaları, bilinmemeleri, gizli kalmaları.

Peki, bu elemanların resimlerini basıp yayarak onların kimliğini açığa vurmak, deşifre etmek, hâinlik midir, basın özgürlüğü mü? Bile bile yapmışsa, “Mit elemanının resmini basıp, sanki bir cenâze töreni haberi imiş gibi sunup onun hayatını bile bile tehlikeye atmışsa”, bunun adı tabiî ki hâinliktir. 

Yok, dikkatsiziğe gelip, gaflete düşüp, o Mit elemanlarının resminin basılıp, bilinmeden, farkına varılmadan onların deşifre edilmesi sonucu gelmişse, yanlışın farkına varılıp özür dilenmesigerekmez mi?

Kesin olan, öyle resmin basılıp bu ülkenin yurttaşlarını korumak için çalışanların hayatlarının tehlikeye atılmışolmasıdır vahîm bir iştir.

Peki, özür dileyen oldu mu? 

Özür dilemek şöyle dursun, “basın özgürlüğü önleniyor” diye, yapılan yanlışa arka çıkanlar bile oldu, isrâr edilmiş oldu.Yapılmış olan eylem, böylece  desteklendi! Yâni, Devlet’le savaşmağa devam! Ey sağduyu! Neredesin?

Sürekli olarak örnek gösterdikleri Batı’da, Amerika’da, İngiltere’de bu tür eylemler nasıl cezalandırılıyor? Ey ölçü! Neredesin?

Mahkeme, bu hiyâneti, yürürlükteki kanunlara göre cezalandırıp gazeteci kılıklı bu hâinleri hapse atınca, zulmetmiş mi oluyor, yoksa vatandaşları korumuş mu oluyor?  Ey akıl! Neredesin?

Resmi yayınlanan, Mit elemanı olduğu böylece açığa çıkan istihbaratçı, bundan sonra nasıl çalışacak?

Elinde bıçak olan hapisten çıkmış da, kalem olan çıkmamış! 

Ne aldatıcı, ne seviyesiz lâf! Demagojinin daniskası!  

İyi de, eli bıçaklı, birkaç kişiyi tehlikeye atıyor; sâbıkalı, istenildiği an tekrar yakalanıp gözaltına alınabilir. 

Kalem tuttuğu söylenen, Mit elemanını açığa vuran ise; saygın, toplumu yönlendirme durumunda olan, kitle iletişim aracı kullanan! yüzlerce kişinin hayatını tehlikeye atan! Üstelik, yaptığı işin suç olmadığı algısı yayılmağa çalışılıyor, böyle eylemleri sürdürsün isteniyor!Ey ölçü! Neredesin?

Apo’nun, Demirtaş’ın da elinde silâh mı vardı? Niçin “içerde” tutuluyorlar? Coronavirüsten kounmaları için mi?

Demirtaş, öldürülen teröristin cenazesine gitmeyen partisi milletvekiline hesap soracağını açıkça söylüyordu, Apo’nun heykelini dikeceğini söylüyordu. Bu, teröre alkış tutmak, taraftar olmak, destek olmak değil de nedir? Ve onu çeşitli şekillerde destekleyenler!  Ey akıl! Neredesin?

Öte yandan, insanlar toplu ulaşım araçlarında daha sıkışık olarak gitsinler dercesine, otobüs ve metrobüs seferlerini seyrekleştirdiği belirtilen bir belediye başkanı, paralel devletmiş gibi davranıp halktan para toplamaya kalkıp da izin alamayınca “halktan yardım toplamama, halka yardım etmeme engel oluyorlar” diyor. Ey ölçü ! Neredesin?

İyi de, kanun var, nizam var; halktan para toplamak için mülki âmirden izin alınması gerekiyor.İzin almadan toplanamıyor. Bunu bilmeyecek kadar câhilolanı nasıl aday yaparlar da futbol takımı tutar gibi parti tutanlara seçtirirler?

Yok, eğer bile bile yapıyorsa bu nasıl yöneticiliktir? Bir yöneticinin ilk ve temel özelliğinin dürüstlük olması gerekmez mi?

Sözün kısası : ÖLÇÜ.  Olayları değerlendirmenin en kesin, en kısa, en doğru, en sağlam yolu, ölçüye başvurmaktır.

Ölçüye sâhip olmak için deduruş sâhibi olmak gerekir. Duruş sâhibi olmayana “omurgasız” deniyor; bunlar, çıkar rüzgârı ne yandan eserse, öyle, sarkaç gibi gider, gelirler.

21.04.2020

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

32791845