Güncel Yazılar

Bilim ve Bilim Eğitiminden ne anlıyoruz / ne anlamalıyız? 

Bilim kavramıyla ilgili öğrencilerde ve birçok insanda farklı algılar mevcuttur. Yapılan metaforik araştırmalarında öğrencilere, bilim / bilim insanını tanımla ya da resmini çiz dediklerinde birçok öğrencinin önlüklü bir insan ve laboratuvar deney tüpleri vb. resimler çizdikleri görülmüştür. Yani toplumun / öğrencilerin bilim algısı laboratuvar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilimin yapıldığı en önemli yerlerden biri elbette ki laboratuvardır fakat yalnızca bilimi ve bilim eğitimini laboratuvara indirgemek onun geniş yelpazesini görmemek olur. 

Bilimin genel olarak kullanılan iki tanımı vardır; 

Birincisi; “Evrenin, evrendeki olguların ve olaylarınbir bölümünü ele alıp birtakım yöntem ve deney yollarıkullanarak ve gerçeğe, gerçekliğe dayanarak birtakım yasalara ulaşan bilgi yolu, düzenli ve tutarlı bilgi.” 

İkincisi ise; “Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkarak belli bir amaca yönelen bir; bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci(Kaynak: Türk Dil Kurumu).” Tanımlardan da anlaşılacağı üzere bilimde aslolan düzenli ve tutarlı bilginin yöntemli olarak araştırılmasıdır. Her nerede yapılırsa yapılsın, kim bilim yaparsa yapsın; bilimin önemli ve değişmez anahtar kelimeleri vardır. Bunlar;  merak, gözlem, hayal etme ve deneydir.

Bilindiği üzere çocuklar her şeyi merak ederler. Etraflarında bulunan birçok şey ve süreçle ilgili sorular sorarlar. Bu sorulara doğru cevaplar vermek adına; eğitimde ezberden ve bilgi yığınlarının olduğu bir yapıdan, , bilginin desteğiyle becerilerin yoğun ele alındığı / ortaya çıkarıldığı eğitim ortamlarına taşımak gerekmektedir. Bu sebeple özellikle okul öncesi, ilkokul ve ortaokul eğitimlerinde bilim eğitiminin önemini anlamak ve öğretim programlarını buna göre kurgulamak gerekmektedir. Bilim eğitimine erken yaşlarda -hem evde ailelerin desteğiyle hem de okullarda- başlamak çok önemlidir.  Burada öğretmenlerin kilit bir rolü vardır.

Bilim eğitimi;

Bilgi yığınlarını ezberletmek yerine,

  • Analiz ve sentez yapabilmeyi, 
  • Analitik düşünebilmeyi, 
  • Eleştirel düşünme, yaratıcılık vb. becerilerini arttırmayı hedefleyen bir anlayışa sahip olması gerekir

Eğitimde bilim eğitimi ne kadar erken yaşlara çekilirse, ileride o kadar nitelikli öğrenciler / bireyler yetiştirilmeye adım atılmış olur. 

 

Bilim eğitimini erken yaşlara / farklı kesimlere yaygınlaştırmak için bilimin bir kültür haline getirilmesi ve popülerleştirilmesi

Bilimi ve bilim eğitimini yaygınlaştırıp kültür haline getirmek için herkesin anlayabileceği bir bilim dili oluşturmak gerekmektedir. Uzun yıllardır yaygınlaştırılmaya çalışan bu dil, popüler bilim kavramını ortaya çıkarmıştır. Türk Dil Kurumu popüler bilimi; “Toplumun her kesiminin anlayacağı bir dille ve biçimle yapılan bilim”  olarak tanımlamaktadır. Bu yüzden popüler bilim kavramını çabuk tüketilen manada düşünmemek gerekmektedir. Popüler bilim yazılarında, çok karmaşık olarak görülen bilimsel bilgileri kişilerin anlayabileceği / anlamlandırabileceği bir perspektife taşımak önemlidir. Yani bilimsel bilgileri herkesin anlayabileceği bir dile tercüme etmemiz gerekmektedir. Çünkü öğrenciler / insanlar anladıkları doğrultuda anlamlandırma gerçekleştirirler. Bilim eğitimcileri, temel bilimi, kavramları, ilkeleri vb. öğrencilerin anlayacağı düzeye, onun hayatıyla / yaşantısıyla ilişkili hale getirerek; anlamlı ve gerçek öğrenmeler oluşturmalıdır. Ülkemizde bilimi popülerleştirmek adına öncülük yapan kurumlardan biri TÜBİTAK’tır. TÜBİTAK tarafından yayımlanan popüler bilim dergileri ve kitapları; öğrenciler, öğretmenler ve veliler tarafından güvenle tercih edilebilir. 

Bir arının gözünde ortalama 3000-4000 tane lens (mercek) ve bunların tüm görüntülerini tek bir merkeze gönderen yapılar bulunur. Yani arının nesneleri görmesi; bir futbol maçını 1000’den fazla gelişmiş kamerayla filme almak ve her birini tek seferde anlamlı bir biçimde izlemek gibi bir olaya karşılık gelmektedir”[2]örneğinde görüldüğü üzerekarmaşık bilimsel ifadeleri günlük hayatta daha anlaşılır bir dile çevirerek öğrencilerin / okuyucuların daha net kavramalarını sağlamak mümkündür. 

Bilimi popülerleştirmenin bir başka yolu da; günlük hayatta, evde, okulda veya doğada bildiğimiz veya yaptığımız faaliyetlerin, bilimle ilişkisini kurmak veya bunları bilimsel yöntem çerçevesine almaktır. Bilimsel uygulamalar yaparken işin doğasına uygun hareket etmek ve bunu mantıklı bir yolla sürdürmek de bunun bir yoludur.  Buna bilimde kontrollü deney denmektedir ve okul öncesinden itibaren bilim eğitiminde önemli bir yer tutmaktadır. Kontrol deney süreçlerini de mutlaka bir bilimsel yönteme dayalı olarak yürütmemiz gerekmektedir. Bilimsel yöntem bize; “Problemi belirle, Problem ile ilgili gözlem yap, veriler topla, hipotezler kur, deneyler tasarla, hipoteze dayalı tahminlerde bulun, kontrollü deneyler yap ve elde ettiğin verilerden sonuç çıkart” der.  Mesela evde yoğurt mayalama işlemini ele alırsak; problemi belirledikten sonra bununla ilgili gözlem yapma yani sütü / yoğurdu inceleme, yapıldığı kapları inceleme vb. yapılarak veriler toplanır. Sonra basit hipotezler yani varsayımlar kurulur. Hipotezler ortaya atılıp deney düzeneği yani yoğurt mayalamada kullanılacak malzemeler hazırlanır. Kontrollü deney aşamasında; örnek olarak yüksek sıcaklıkta mayalasak ne olur? Hazır sütle mayalanma olur mu? Yoğurt ile süt miktarı arasındaki ilişki vb. birçok soruyu cevaplama aşamasında kontrollü birçok deney yapabiliyoruz.

Yukarıda da bahsedildiği üzere; bilimin temelinde kontrollü deneyler yapmak yatar. Bu deneyler laboratuvarda olduğu gibi evde de gerçekleştirilebilir. Evde gerçekleştirdiğimiz faaliyetler bilimsel olarak yorumlanırsa da bilimsel faaliyet gerçekleştirilmiş olur. Çünkü bu ve benzeri günlük hayatla ilişkili faaliyetler daha kalıcı ve daha gerçek öğrenme ortamları oluştururlar. Okulda öğrenilen bilgileri günlük hayatta kullanmanın önemini birçok öğretim programı vurgulamaktadır. Bunun tam tersi de eğitim-öğretime ve öğrencilere büyük katkılar sağlamaktadır. Yani günlük hayatta gerçek olarak yapılan faaliyetlerin öğretim programına taşınarak bağlamların oluşturulması gibi. Evde yoğurt yapmak da bilimsel bir faaliyettir ve tüm süreçlerinde bilimsel yöntem kullanılır. Evde çocuklarla bu faaliyetleri yürüten ebeveynler bilim yapmış ve bu yolla bilimsel yöntemleri / terimleri kullanmış olurlar. Çünkü bu süreç başlı başına bilim içerir: Sütü almak, süzmek, onu kaynatıp sterilize etmek, soğumasını beklemek, sonra onu mayalamak, üstünü kapatmak ve yoğurda dönüşmesini beklemek. Bunun laboratuvarda yapılan deneylerden hiçbir farkı yoktur. Tümü bilimsel yöntem ve süreçler içerir. Hatta yoğurtun ilk kez Türkler tarafından ortaya çıkarıldığını araştırmak da Bilim Tarihi bağlamında bilim eğitimine katkı sağlamaktadır. Evde / bahçede tohum / fide ekmek tam bir bilimsel faaliyettir. İlkokulda birçok öğrencinin yaptığı fasulye tohumu çimlendirmek bilimsel yöntem ve bilimin en temel kontrollü deneylerindendir. Birçok kişi bu yolla bilimi ve bu bilimsel faaliyetler çocukla verimli ve eğlenceli vakitler geçirilmesini de sağlar. 

Bilim yalnızca laboratuvarda yapılmaz. Doğa, gökyüzü, ev vb. birçok ortam kişiler için önemli laboratuvarlardır. 

Doğa, orman, ev vb. yerler okul dışı öğrenme ortamı olarak adlandırılırlar. Bunlar öğretim programları / okullarda yürütülen programlar doğrultusunda onlara katkı sağlayabilecek tüm ortamlardır. Okul dışı öğrenme ortamı okul süresince, öğretim programı doğrultusunda okul dışındaki alanların kullanıldığı eğitsel süreç anlamına gelmektedir. Bir diğer deyişle; okul dışı öğrenme ortamları; informal eğitimin gerçekleştiği kanalları formal eğitime katkı sağlamak amaçlı kullanır (Kaynak: Karademir, E. (2018). Bölüm adı: Okul dışı ortamlarda fen öğretimi, Pegem Yayınları).Bunlar doğanın kendisi, müzeler, bilim merkezleri, tarihi / kültürel mekânlar, ormanlar, milli parklar, sanal / dijital ortamlar ve daha birçok yeri sayılabilir. Ev de okul dışı öğrenme ortamı olarak görülmektedir. Bu ortamlar asla normal öğretimin dışında düşünülmemeli ve mutlaka eğitimle bütünleştirilmelidir. Eğitimde ezberden ve bilgi yığınlarından; becerilerin yoğun ele alındığı eğitim ortamlarına taşımak için okul dışı öğrenme ortamları eğitim sistemlerine entegre edilmelidir. 

Bilim eğitimine güncel bir örnek:  Neden Bilim İnsanları virüse karşı el yıkayın diyorlar? 

Sabun, kimyasal yapısı itibariyle cildinizdeki yağları ve kirleri parçalıyor. Su, parçalanan bu yağ ve kirleri alıp mikropları da yanında kendisiyle birlikte götürüyor. Ellerimizi en az 20 saniye boyunca ovuşturarak yıkamamızın sebebi ise yağları ayırmak için gereken sürtünmeyi oluşturmaktır. Tek başına su, cilt ve virüs arasındaki yapıştırıcı kadar güçlü bağ ile mücadele etmekte yeterli değil. Yani tek başına su yetmiyor. Sabunda bulunan kimyasal maddeler yapısal olarak virüs zarındaki lipitleri (yağları) çözerler. Bu da virüsün tutunacağı ortamı ortadan kaldırıp insana olan zararını önler. 

Bilim eğitiminde öğretmenin rolü büyüktür!

Bilim ve bilim eğitimi okul öncesinden başlar ve insan hayatında hiçbir zaman etkisini kaybetmez. Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenleri bilim eğitiminde kilit rol oynamaktadır. Öğrencilere verdikleri bilgilerin beceriye dönüşümünde; bilimin gereklerini, yöntemlerini ve tüm niteliğini öğretmenler sağlamaktadır. Öğretmenlerimiz bilimi ne kadar çok popülerleştirir ve kültür haline gelirse aileler de buna destek verirse eğitim sisteminde istenilen başarıya ulaşılabilir. 

[1]Doç.Dr., Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yrd.

[2]Kaynak: E. Karademir, (2016), Arıların yaşam döngüsü, Eğlenceli Bilim Dergisi, Sayı:20

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

32791129