Güncel Yazılar

40 yıl önce, 27 Mayıs 1980 günü akşam saatlerinde MHP Genel Başkan Yardımcısı Gümrük, ailesiyle beraber evine girmek üzereyken Dev-Sol militanlarının açtığı ateşle şehit edilmişti. Bu saldırının failleri bir süre sonra belirlenseler de Almanya’ ya kaçtıklarından yakalalanamadılar. Bu yüzden komünist örgüt militanı tetikçilerin arkasındaki kaçakçılık mafyasının,baronların kimliğini açığa çıkarmak mümkün olamadı. 

Gün Bey MHP yöneticisi olarak sadece sol örgütlerin değil, bakanlığı döneminde tekerlerine çomak sokup tezgahlarını bozduğu mafyatik grupların da intikam almayı çok istedikleri bir hedefti. On yıldır milliyetçi-ülkücülere ve MHP yöneticilerine karşı sürüp gelen, her geçen gün hızla yükselen kızıl terör, özellikle son iki yılda zirveye çıkmıştı. Güvenlik güçleri derin bir zaaf içersinde etkisiz durumdaydı; yasalar uygulanamıyor, yargı işlemiyordu. Geç de olsa ilan edilen sıkıyönetim de çare olamamıştı. Asker garip bir bekleti içersinde sadece seyrediyordu. Bu ortamda Gün Sazak’ın silah zoruyla yönetime el koymak için eylemlerini yoğunlaştıran sol örgütlerinin hedefindeki isimlerin başında geldiği aşikardı. Her an bir saldırıya maruz kalabilirdi. Ama son derece cesur ve pervasız bir insandı. Özel korumalar tutacak imkanı olmasına rağmen, ne buna yöneldi ne de hakkı olmasına rağmen Devletten koruma tahsisini istedi. Devletin de zaten buna yönelik bir hassasiyeti yoktu. Partideki görevini, hayati tehlikesi olmasına rağmen her zamanki gibi özenle yürütmeye devam etti.

Genel İdare Kurulu ve Başkanlık Divanı’ında O’nu çok yakından izleme imkanım oldu .Milliyetçiliği ülkücülüğü, benimsediği fikri ve ahlaki değerleri hayatının anlama ve gayesi yapıp bunları yaşayan vakur bir insandı. Olaylar karşısında asla telaşlanmaz, sükunetini bozmadan yorumlayarak en makul ve uygun tercihin yapılması için çalışırdı. Şahsi ve nefsi hiçbir beklentisi olmadı. Bütün imkanlarını, gücünü milliyetçi hareketin başarısına adayan, gösterişten kaçınan, şahsi reklamı aklından bile geçirmeyen, ahlak ve seciyesi yüksek örnek bir dava adamıydı.

Seçimler sırasında adaylar belirlenirken Türkeş Beğ O’nu kesin kazanılacağı belli olan Ankara’dan liste başına koymak istedi; Genel İdare Kurulu da buna hazırdı. Ama Gün Bey memleketi Eskişehir’den başka bir yerden kesinlikle aday olmayacağını belirterek teklifi kabul etmedi. Hükümet kurulurken Gümrük ve Tekel Bakanlığı MHP’ne verilmişti. Gün Sazak Meclis dışından tek Bakan olarak Hükümet’te yer aldı. 

Bu Bakanlık o dönemde Devlet’in en sorunlu organıydı. Döviz kıtlığı sebebiyle kaçakçılık neredeyse yarı resmi fiili bir sektör haline gelmişti. Gümrükler tam anlamıyla kevgire dönmüştü. Çoğu görevli kaçakçılarla kol kola çalışıyordu. Sektörün baronları muazzam paralar kazanıyor, çok rahat adam satın alabiliyorlardı, Tabloyu herkes görüyor ama değiştirmeye kimse yeltenmiyordu. 

Gün Sazak güven oylamasının ardından göreve başladı.Fazla zaman bulamayacağının bilincindeydi. Hemen zamanla yarışırcasına icraata başladı. İlk olarak gümrüklerdeki fonksiyonel durumdaki yönetici ve müdürleri değiştirdi. Bakanlık bünyesinden ahlak ve karakter sahibi, bu zamana kadar kenara itilmiş durumdaki memurları en kritik yerlere yerleştirdi. Ülkücü kesimden genç isimleri göreve getirdi . Bakanlık, kısa sürede Bakan’ın kendisinden başlayan inanılmaz bir çoşkuyla adeta yeni bir ruh ve kimlik kazandı. Başta sigara ,alkol ve silah olmak üzere her türlü malı Türkiye sınırına getiren şebekeler, aniden geçilmez bir duvarla karşı karşıya kalmışlardı ,Her kapıyı açan paraları artık iş görmüyordu. Bulgar sınırında kilometrelerce uzayan kuyruklar halinde, Türkiye’ye giremeyen tırların oluşturduğu konvoylar ortaya çıktı. Yıllardır Devlet’in baş edemediği kaçakcılık sektörü çok kısa sürede çökertilmişti.

Görevden uzaklaştırılanlar ulaşabildikleri her kişiyi araya koyarak, her kanalı kullanarak eski yerlerine dönmek için çırpınıyorlardı. Bununla ilgili hiç unutamadığım bir anım vardır. O günlerde bir Genel İdare Kurulu Toplantısı yapılacaktı. Toplantı henüz başlamamıştı. Türkeş Beğ yanında oturan Gün Sazak ile alçak bir sesle konuşmaya başladı. Çok yakınlarında oturduğumdan duyuyordum; Genel Başkanımız şöyle diyordu; “Gün bey sakın işine müdahale sayma. Ancak İstanbul gümrüğündeki müdür falanca hanımın (adını da söyleyerek) tayiniyle ilgili her taraftan bana müracaatlar geliyor. Aralarında koalisyon ortağımız parti lideri ve Genel Kurmay Başkanı’nın da olduğu isimler bu tayinin durdurulmasını istiyor, ne yapabiliriz?” Gün Sazak her zamanki sakin üslubuyla cevap verdi: "Sayın Genel Başkanım, o kişiyle ilgili olumsuz raporlar aldığım için görevden almam gerekiyordu, ben de aldım. Ama sizi zor durumda bırakmayı asla istemem. Siz de uygun görürseniz ben görevimi başka bir arkadaşımıza devredeyim, bunu o yapsın.” Türkeş Beğ aynen şöyle dedi: “Konu kapanmıştır, sen işini bildiğin gibi yapmaya devam et.”

Gün Sazak’ın tahmin ettiği gibi Hükümet Meclis içinden ve dışından organize bir şekilde yürütülen girişimlerle bir yılını bile doldurmadan düşürüldü. Türk siyasi tarihinin yüz karası olaylarından biri, “Güneş Moteli” rezaleti yaşandı. Adalet Partisi’nden 11 milletvekiline Bakanlık verilerek partilerinden istifa ettirildiler. Dürüstlük abidesi olarak yüceltilen Ecevit operasyonun mimarıydı. Kendilerinden başka dürüst olmadığına inanan solcular, siyasetçileriyle, basınıyle, akademisiyenleriyle, bürokratlarıyla bu yapılanı meşru, doğru ve haklı sayıp hararetle alkışladı. Altan Öymen “Acelemiz var” başlıklı yazısında ıygulamayı hararetle savunuyordu, Baronların isteği yerine getirilerek 11’lerden Tuncay Mataracı Gün beyin makamına oturtuldu. O da aldığı talimatlara uyarak Gün Sazak’ın yaptıklarını iptal edip tekrar eski düzeni kurdu! Ecevit hükümeti 79 ara seçimi yenilgisi üzerine çekilince Tuncay Mataracı Yüce Divan’a sevk edilip ceza aldı ama O’nu bu makama alkışlarla getirenler, yaptıklarından kendilerinin de sorumlu olduklarını, Gün Sazak’a haksızlık yaptıklarını asla düşünmediler.

Gün Sazak Türk Siyasi tarihinde, bir yıl bile sürmeyen Bakanlık görevindeki icraatıyla her zaman övgüyle anılacak, örnek gösterilecek ahlak ve dürüstlük timsali bir yıldız olarak yer aldı. 40 yıl önce alçakca bir saldırı sonucu Hakk’a yürürken geride hala doldurulamayan kocaman bir boşluk bıraktı. O şimdi ebedi alemde ali bir makamda diğer şühedayla birlikte 

Rabbimize misafir . Milliyetçi siyasi hareketin yüz akı aziz şehidimizi bir kere daha rahmetle, hürmetle, özlemle selamlıyoruz.

Ruhu şad olsun!

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

32740924