Güncel Yazılar

Düşünce tarihinde insanın özgürlüğü konusunu ele alanlar, ya Allah’ın varlığını kabul ederek ya da Allah’ı inkar ederek işie girişmişlerdir. Biz , birinci kateogori içinde olanlardanız.

 Öteden beri inandığım bir ilke vardır. Bir şeyin varlığı, o şeyin varlıkta ve varoluşta var olup olmadığı ile ilgilidir. Bilgi, varlıkta varolanları tanıtan şeydir. Var olmayanların bilgileri olabilir mi?

İnsanın özgürlüğü( hürriyeti) sorunu varoluşta var olduğundan ileri gelmektedir. Gerçek denilen şey ise özlerimizin bağlı olduğu hakikattir. Yani yaratanın hakikatidir. İnsanın yaratılışı gerçek üzerinedir. Bu bağlamda insanın hürriyeti varlık bilgisinden çıkmaktadır. Hürriyet varoluşla ilgili bir yaşantı halidir. Diğer bir deyişle insan özünde “ hür” bir varlıktır. Özgürlük insanın özüyle ilgilidir.

İnsanın özünde bulunan hürriyet hali onun doğasının bir gereği olduğu için, insanın hür olma hali doğal bir “ hak “ olarak ortaya çıkar.

Hürriyet kavramı konusunda Değerli bir ilahiyatcı olan MEHMET BAYRAKTAR  şunları söylemiştir: “ Hürr, Arapça H, R, R kökündendir. Anlamı ise güzel, iyi ve saygın olan demektir. Hürr, özgür ce hür kimse demektir. Hürr kelimesi köle, kul anlamındakiArapça “ rakaba” ve “ abd” kelimelerinin karşıtıdır.”

Bana göre, hakikatı hakk söyler. İnsan hakikati bilemez. Yaratılışla ilgili tüm konuları; yaratılışın amacını, gayesini ve hayatın anlamını kendi doğru olarak bilemez, bulamaz. Vahiy bu nedenle zorunludur. Vahiy, ilahi olanın insani olana yol göstermesidir, ona hakikatin bilgilerini öğretmesidir. Vahiy bilgileri dinin konusudur. Dinin adı da İslamdır. Bu bağlamda “İslam” hakikati temsil eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. İslam kavramının gerçek anlamı hürriyettir. Allah, insanı İslam fıtratı üzerine yaratmıştır ve bu ilahi yapı, fıtrat konusunda insanı bilgilendirmiştir. Her Peygamberin misyonu insanlığa bu ilahi gerçeği anlatmaktan ibarettir. Son Peygamber Hz. Muhammed tam ve kamil manada özgürlükler peygemberidir.

İslam, insanı kısaca hodperestlikten, putperestlilkten kurtarıp hakk perest yapmaya çalışmaktan ibarettir. Dinin özü de bundan ibarettir. Bu bağlamda İslam, insanın kendi yaratılış tabiatına uygun yaşaması halidir. Hürriyette insanın bu haline verilen bir isimdir. Şu kadar var ki İslam kavramı ile hürriyet kavramı aynı anlamda buluşurlar. Buradan hareketle hürriyet zorunluluktur, kozmik bir zorunluluktur. Hürriyet tam anlamıyla doğaldır. İnsanın doğasında olan her şey onun hakkıdır. Doğal olan Allah’ın yarattığı şeydir. Buna göre insan hakları doğuştan gelir,  Allah’ın verdiği şeylerdir.

Kur’an 26/183 ayette: “ İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın...” diye burada vurgu yapılmaktadır.

                           *                                             *                                                 *

İnsanın hürriyeti konusu kozmik bir zorunluluk dedik. Bu zorunluluk, insanın akıl ve irade sahibi olarak yaratılmasından dolayıdır. İrade yüksek zihni fonksiyondur. İrade, techihi, seçimi zorunlu kılar. Bu nedenle irade hürriyeti gerektirir. Bu bağlamda hürriye hak olarak ortaya çıkar, ödev olarak değil. Varoluştan zorunlu olarak gelen hiç birşey vazife olamaz.

Hürriyet elbette sınırsız olamaz. Allah insanı hür yaratmış ve ona emir ve nehiylerle sınır çizmiştir. Kur’an’da “ hudutullah” olarak belirtilen kavramın içeriği nefsin tehlike sınırlarıdır. Anladığımız kadarıyla İslam, ahlakla sınırlandırılmış hürriyeti kabul etmektedir. Ahlak, fıtratın sınırlarında yaşamaktır.

Din bir tebliğdir. 36/17: “Bizim görevimiz açık bir şekilde Allah’ın mesajını tebliğ etmekten ibarettir.” Denilir ve 18/29 ayette ise: “Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Diye insan, iman ev inkar konusunda özgür akıl ve irade ile serbest bırakılmıştır. Bu nedenle burada şöyle bir hüküm vermekte gerekiyor. Din, iman meselesi dünyada ölçü olarak kullanılamaz. Bu nedenle din alanında beşeri otorite de yoktur. Bu din de otorite sadece Allah’tır. Allah din de hiç bir beşeri otoriteyi kabul etmez, bu işi kendi üzerine almıştır. Peygamberler din alanında insanları yargılayıp, onlar hakkında hüküm vermemiştir. Şu kadar ki din ve vicdan özgürlüğünü bizzat Allah insana hak olarak vermiştir. Bunu bozma veya kısıtlama gibi bir yetkiyi da peygamber dahil kimseye vermemiştir.

Şimdi gelelim beşeri zemine...

İnsanlar doğaları gereği nefs sahibidirler. Genelde insanlar nefslerinin istek ve arzularının hükmü altına girerek yaşaralr ve istediklerini yapmak isterler. Dinin önerdiğiahlak değerleri, iyiyi, kötüyü ortaya koyar. Ama insanaları ahlak kuraları ile zapdetmek, onların nefslerini dizginlemek, zararlı fiilleri önlemek mümkün değildir. Bu bağlamda toplumsal hayatın bir düzen içinde yaşanabilmesi için hukuk zorunludur. Ahlak kurallarının doğru ve yanlışları hukukta, yasal ve yasadışı kavramlar olarak ortaya çıkar. Ve bunların bir kısmının müeyyideleri vardır. Ve dolaysıyla insan dünyada hukuktan sorumludur. Dini değerler, ahlaki değerlerin belirleyicisidir. Bu kesindir.

Hukuk kurallarının yapıcısı ve uygulayıcısı  beşeri otoriteye yani devlete aittir. Kur’an “ Yeryüzünde adalet ile hüküm verin!” ilahi emrini belirtir. Adalet hayattır, yeryüzünde hayat adalete dayanır.. Adalet ruhun sıfatıdır. Ahlak kurallarının gerçekleştirlmesinin amacı adaletin gerçekleştirlmesinden başkası değildir. Adalet, maddi, manevi anlamda hak ile hükmetmektir. Allah’ın yaratıklarına eşit, müsavi muamele ettiğinin bilincinde olmaktır. Kur’an’daki ilkelerin tümü hakkı gerçekleştirecek biçimde tam adaletin ideal anlamda gerçekleştirilmesi içindir. Bu nedenle adalet, takvanın ta kendisidir. Adaletin, kurumsal bir kuvvet,otorite olan devlet tarafından tenfiz edilmesi anlamında hukuk, hakkın çoğuludur. Devletin tek varoluş nedeni adaleti gerçekleştirmektir. Devlet hürriyetleri korumak zorundadır. İnsana doğuştan gelen hürriyet hakkını devlet vermez, br lütuf olarak. Devletin koyduğu kanunlar insana hürriyet hakkını sağlamaz. Onun hürriyet hakkını ne ölçüde kullanacağını tayin eder.

Hürriyet insanın bir yaşama halidir. Hürriyet kanunların üstünde, insanın varlığı ile ilgilidir. Diğer bir deyişle kanunlar hürriyeti ihdas etmez, hürriyetlerin sınırlarını çizer. Sözü fazla uzatmadan konuyu şöyle bağlayalım. Özgürlük, Allah’ın insana verdiği bir haktır. Özgür olmadan ahlaklı olunamaz. Ahlak ise insanı özgürleştirir. Ahlak, aklın dıştan görünüşüdür. Mutluluğun da sırrı özgürlüktür. Özgürlük olmadan medeniyet kurulamaz. Ontolojik, epistemolojik boyut açmayan medeniyet açılımı yapamaz. Mutluluk, maddi, manevi hür olmakla elde edilen bir yaşantı halidir.DÜNYADAKİ TÜM GÜZEL ŞEYLER ÖZGÜRLÜĞÜN ESERİDİR.

Medeniyet Tasavvuru

C. Stephen EVANS
Din Dili Problemi

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

34261726