6 Temmuz 2022

Bize bir şeyler oluyor. Bazen kelimelerle anlatılamayacak, sosyolojinin kifayetsiz kalarak açıklamakta güçlük çekeceği türden bir şeyler oluyor. Yozlaşan, dip noktasında kendini avutan İslam coğrafyasının peşi sıra biz de, ülke olarak,  adım adım,  kaybolan “millet” olarak, aynı istikamette aynı malum sona doğru son sürat ilerliyoruz. Hızımızı öyle alamıyor, hızlandıkça öyle gaza basıyor ve gözümüzdeki perdeyi bu yolla yırtacağımıza öyle  inanıyoruz ki, kendimizi uçuruma sürüklemekten başka çare göremiyoruz. Urungu’nun dört nala gittiği uçurumun şerefli sonunu mu taklid ediyoruz acaba? Hayır, imkanı yok. Biz gittiğimiz yolda şuur ve feraset kapılarını yıkarak ilerliyor, ardımızda bıraktığımız kırık dökük kapılara kocaman  bir mazinin ulaşılmaz hatıraları olarak göz gezdiriyoruz. Çünkü ne o mazinin hatıralarını canlandıracak dermanımız, ne de yeni hatıraları ortaya koyacak hürriyetimiz var elimizde. Zihni tarumar olmuş bir toplumun hürriyeti ancak cismani bir maske üzerinden vücûd bulur.  Ya ruh? Ruhun hürriyetinden bahis açacak evliya var mı aramızda?

Millet olmak ya da olabilmek için belli değerlerin, kanın damarlarda seyahati gibi, millet olduğu varsayılan topluluğun yaşadığı her satıhta yaşıyor olması gerekir. Ortak mazinin verdiği gurur, özgüven ve geleceği inşa etmede ortak arzu ve idealler. Dil birliği ile gönül birliği. Ancak bir sıkıntı var  bugün damarlarımızda. Yurdun her sathına akması gereken, ışıldayan nehirler gibi geçtiği her yeri yeşertmesi beklenen o mucizevi müşterek  değerlerin ulaşamadığı yerler var bugün. Tıbbi teşhisi damar tıkanıklığı...

Damar tıkanınca, organlar beslenemeyince, değerlerini unutan, değersiz yaşayıp, değerlere hasım olan bireyler çıkar ortaya. Tanrıtanımaz; değer tanımaz.

Liyakatin kaybolup koltuk ve menfaat  saltanatlarının  kurulduğu, ticaret erbabının saray soytarısını utandıran binbir takla meziyetleri ile  hile erbabına dönüştüğü, lüks ve şatafat ikliminin “Elhamdülillah” nidalarına karıştığı, beş vakit namazın  beş vakit yalan, iftira, hırsızlık gibi kirli oyunlara kefalet ettiğine inanıldığı, vatan, millet, bayrak kutsalları karşısında “değişmeyen tek şey...” başlıklı  alıntılar yapıldığı, kutsalları çiğneyenlerin  özgürlük ve insan hakları havarisi sayıldığı bir toplumda hangi değerden bahsedebiliriz?

Ahlakın uçkura odaklandığı, uçkur gevşekliğine, şehvet düşkünlüğüne Kur’an’dan icazetler arandığı, o bulunamazsa uçkursuz hoca takımından fetvalar alındığı bir toplumda hangi ahlaktan, hangi hassasiyetlerden söz edilebilir?

Hamaset dehlizlerinde birbirimizi avutup, inandığımız gibi fiillerde bulunmadığımız, binbir sahtekar tarikat ve cemaat, siyasi parti çatısı altında yine binbir parçaya bölündüğümüz halde  Nizam-ı Alem yahut Kızıl Elma naralarını fezaya savururken, Peygamber'in ümmeti, Asım’ın Nesli efsaneleriyle dört bir yanı kutsarken, hangi dürüstlükten bahsedebiliriz?

Kendimizi kandırıyoruz. Geçmişin başarılarından kendimize sımsıkı sarıldığımız yorganlar yaparken, geçmişi, o yorganı tek tek türlü meşakkatlerde dokuyanları anlamaktan çok uzağız. Çok uzağız ki, asırlardır İslam’ın bayraktarlığını yapmış, cihana adalet ve hoşgörü aşılamış Türk’ün, ana yurdunda, kanıyla suladığı topraklarda bir avuç et yığını karşısında ezilmesine, soysuz taleplerine, kendi anayasasından kendi ismimizin çıkarılması tekliflerine bile  büyük bir vurdumduymazlıkla mukabele ediyoruz.

Kendimizi kaybediyoruz. Kimliğimizi yitiriyoruz. Şanlı geçmişimize zorlama tarihlerle yancılar yaratıyor ve böylece bir avuç soysuzun korkusuyla Türklüğü unuturken, Türkiyelileşiyor, Manisa’nın dağlarına PKK yazdırıyor, ulusal kanallarda PKK propogandalarına avuçlar patlatırcasına alkış tutturuyoruz.

Bize neler oluyor hakikaten? Tüm ahlaki, dini ve milli değerlerimize neden bir parça paçavra muamelesi yapıyoruz? Bunun cevabı nerede yatıyor?

Ümitsizler Allah’a inanmayanlardır diyor Gökalp. Artık ümit edebilecek kadar Allah’a inançlı bir toplum muyuz gerçekten?

Yazar Hakkında:

Fatih AKMAN

Fatih AKMAN

Fatih Akman, 1992 yılında Zonguldak'ta doğdu. Baba tarafından Karabüklü, anne tarafından ise Bartınlıdır. İlkokulu Ziya Gökalp İlkokulu'nda, ortaokul eğitimini ise Kilimli Cumhuriyet Ortaokulu'nda bitirdi. Atatürk Anadolu Lisesi'nde başladığı lise eğitimini Kilimli Anadolu Lisesi'nde tamamladı. Akman, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engelliler Öğretmenliği'nden 2015 yılında mezun olmuş, halihazırda Erzurum'da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmenlik görevini sürdürmekte ve Kafkas Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Yazı hayatına kendi blog sitesinde yazdığı yazılarla başlayan Akman’ın, Kırmızılar sitesi ve Şahitler Dergisi Yayın Kurulu görevlerinin yanında, Türk Yurdu Haber sitesinde de muhtelif yazıları yayınlanmaktadır. Ayrıca Türk Yurdu ve Ayarsız dergilerinde yazıları yayınlanmıştır. 

kirmizilar.com

Yazarın diğer makalelerinden: