Güncel Yazılar

Bugün bambaşka bir şeyden bahsedeceğim size. Yılar önceydi. İstanbul’dan misafirlerimiz gelmişti. Gelenler Cengiz Abi ve Celal abilerdi. Cengiz ve Celal Öztürk’ten bahsediyorum. Bizler daha çok küçüktük. Evde zaten hep eskilerin hikâyeleriyle büyümüştük. O yüzden kendilerini gıyaben zaten tanıyorduk.

Cengiz abi gazeteci, Celal abi de kendine ait bir reklam ajansının sahibiydi. Celal abi İstanbul Orman Fakültesini bitirmiş, fakat mizacım değil diyerek devlet memurluğunu yapmamıştı. O sene oraya gelmişler. Ilıca Yanı ve Çay Deresinden babamlarla birlikte balık tutmaya gittiler. Eve bir çuval balıkla geldiklerini hatırlıyorum.

Kendisi, doğa aşığı, memleket aşığı bir güzel adamdı. Reklam ajansı işini de sırf bu meraktan tercih etmiş olmalıydı diye düşünürüm. Celal abilerin sülaleye Hacıyaplar sülalesi denir ki, benim baba tarafından bir tarafım, iki yanlı buraya dayanır. Aslında iki taraflı akrabayız.

Celal abinin babası Durmuş Ali Öztürk –lakabı Hacıyaptır-baba dedem Kamalı Mustafa’nın özbeöz yeğeni olur. Dedemin ablası Meryem ebe Hacıyapın annesi. Bu biiir. İkincisi, babamın annesiyle Hacıyap özbeöz kuzendir. Babaannemin babası Nuri ile Hacıyabın babası Mehmet öz kardeş. Yani Hacıyapla babaannem öz amca çocukları olur. Nuri ile Mehmet’in babası Ali Molla, onun da babası Hacı Yakup’tur.

İş burada bitse yine iyi. Mesele bununla da kalmaz. Babaannemin annesi Ayşe ebeyle baba dedemin babası Koca Mahmut kardeş. Bu durumda dedemle ebem öpe öz hala dayı çocukları oluyor. İşte bu dayısının oğluna varan babaannemle Hacıyap baba tarafından birinci derece amca çocuğu olur.

İmdi, ben bunları neden anlattım. Anlattım ki, bilenler bilmeyenlere anlatsın, kültür devam etsin. Bu anlattıklarımı harfi harfine halen sağ olan Kurban Amca bire bir bilir, anlar. Rahmetli Celal abi de bu konulara meraklı ve hatta bir de kendi tarafının soy ağacını çıkarmaya çalışmış, bunda başarılı da olmuştur.

Her ne ise, bundan birkaç gün önce Celal abim de Hakk’a yürüdü.

Kendisi bir güzel âdemdi. Üniversiteyi yedi yılda bitirdiğini anlatmışlardı. Babam veya annemden duyduğuma göre Hacıyap dede,

-La oğlum, bu bizim Celal’e ağırlığınca para harcandı dermiş.

Okulun bu kadar uzaması haylazlık değil, ama işin ucunda macera ruhu var tabii ki. Otostopla hem de o yıllarda, Avrupa ve Ortadoğu’yu dolaşmış bir adamdan bahsediyoruz. 

O yılların İstanbul’unda Mahmut (İlgen) emmimin oğulları Fahrettin ve Erdoğan abimle de İstanbul’da beraber kalmışlıkları var Celal abi rahmetlinin. 

Hatta bir seferinde bunlar, muhtemelen Sultanahmet civarında kaldırımda otururken ilginç bir de olay yaşamışlar.

Tabii o yılların İstanbul’u ve bilhassa yetmişli yılların başında saç uzatmak gençler arasında moda. Ayakta hırpani bir kot pantolon, bunlar kaldırımda oturuyor. Bir ara Celal abi orada uyuyakalmış El de açık. Görenler ne bilsin. Dilenci zannetmişler bunu. Bir ara uyanmış ve bakmış ki gelen giden dilenci diye para atıyor. Durum hoşuna gitmiş ve hiç bozuntuya vermeden durumu muhafaza etmiş ve o günün harçlığını çıkartmış.

Bir araya gelince bunları anlatır, gülüşürdük. Çok yetenekli adamdı. Zaman zaman telefonda görüşürdük. Aileye ait bol miktarda dokümana sahipti. Kendisine bunları toplayıp bir kitap yapalım dediğimde,

-Bunu içimizde ancak sen yaparsın demişti.

Sözleşmiştik kendi aramızda. Güya görüşecek, belgeleri tasnif edecektik. Olmadı, oyunbozanlık yaptı Celal abi. Bizi arkada bıraktı. 

Cenazesine gidemedim. Fakat bu ölüm bana her nedense çok dokundu. Bütün bir atalar neslinin devamı, onları, o hafızayı taşıyan biri daha aramızdan kayboldu.

O dünyalara sığmayan adam ufaldı, nihayet yer onu da gizledi. 

Mekânın cennet olsun aziz ağabey, nur içinde uyu.

Medeniyet Tasavvuru

C. Stephen EVANS
Din Dili Problemi

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

36312910