30 Temmuz 2021

İnsanın çevresiyle etkileşimi, onun manevi, ruhsal halini de belirleyicidir. İnsanın çevresi denildiğinde onun varoluştaki durumu anlaşılmalıdır.

Varoluş ise Allah’ın isimlerinin , sıfatlarının ve fiillerinin tezahürüdür.

Kur’an 2/255: “Allah, daima yaşayan, daima duran, bütün varlıklara hayat verendir.” Denilir ki Allah, hayatın ta kendisi olduğu anlamı çıkmaktadır. Ve O, Allah her an sürekli yaratma faaliyetleri halindedir. Yani her an Allah’ın fiileriyle kuşatılmıştır evren ve insan. Allah, varoluşu isimleriyle, fiilleriyle yaratmaktadır. 59/24: “ O, yaratan, var kılan, şekil, suret verendir. EN GÜZEL İSİMLER ONUNDUR...”

18/109: “ Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave getirilse bile, Rabbimin sözleri bitmeden önce denizler tükenir.”

Yukarıdaki ayetler bağlamında düşünüldüğünde, tüm varoluş, kainat Allah’ın isimlerinin surete bürünmüş olanlardan ibarettir, diye kabul ediyoruz. Bu tek ve bir olan mutlak varlığın çoklu isimlerle görünmesidir. Ama bu çokluk vahdeti de bozmaz.

İnsan da bu hakikatte, kesret aleminde Allah’ın isimlerinin hükümleri arasında her an halden hale girerek yaşamak durumundadır. İnsanın bu ilahi varoluşta nasıl yaşayacağı ilahi vahyin konusudur. İnsan için başka bir manevi rehber ve pusula yoktur. Hiç bir beşeri bilgi türü de insana manevi rehberlik yapamaz.

Allah’ın varlığı tabiatın varlığında kendini gösterir. Bu nedenle Allah insana sürekli vahiy göndererek varlığın işleyiş kanunlarına göre yol göstermektedir.

2/242: “Allah insana aklınızı işletmeniz için ilkelerini açıklıyor.”

Gelelim sadede, insanın çevresiyle etkileşimi ve onun manevi halinin belirleyici olması, işte bu ilahi varoluş sisteminin bir gereğidir. İnsanın çevresine kısaca “ masiva” denili ki masiva yaratılmışların tümüdür. Din, insanı bu masiva mahzenlerinden kurtaran bir can simidi, ilahi rahmettir. Dinin tüm ibadet ve ahlak hükümleri insanı masiva yalnızlığından kurtaran, kalplere şifa veren, insanın özü ile bağlı olduğu Allah’a yönelten araçlardır. İnsan Allah’a yönelmekle nefes alır, kalbi huzur, sekinet bulur, kendine gelir. Kalpleri dağınıklıktan kurtaran sadec dindir.

 

Şimdi biraz yere inelim, dünya hayatına, daha anlaşılır olacağız. İnsan , yaşadığı çevrenin ürünüdür. İnsan, yaşadığı mikro çevresiyle sürekli etkileşim halindedir. Bu etkileşim onun manevi, ruhsal, akli halini de belirleyicidir. Kur’an insanın bu etkileşimine kayıtsız kalmaz ve çok sayıda ayetle onu uyarmaya çalışır.

Hen önce 9/119 ayette: “Ey iman edenler, Allah’a uyun,  doğrularla beraber olun!.” Genel uyarıda bulunur. Daha sonra da insanın en yakın çevresi olan aile hayatının kurulmasında uyarılarda bulunur.

24/26: “Kötü kadınlar kötü erkeklere; kötü erkekler kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere yaraşır...”

24/3: “Zine eden erkek, zine eden veya ortak koşan kadından başkasıyla evlenmez. Zina eden kadın da zina eden veya ortak koşan erkekten başkasıyla evlenmez. Böyleleriyle evlenmek mümin olanlara haram kılınmıştır.”

Yukarıdaki ayetlerde vurgulanan insanın en yakın çevresini oluştururken dikkat edeceği ilkelerdir.

Şu kadar var ki varoluşta her varlığın özü ve manası biridir. Her şey her şeyle etkileşim halindedir. Varlıklar içten manevi bağlarla birbirine bağlı olarak külli bir hal oluşturur. Her şeyin hali her an bu ilahi varoluş gereği etkileşimle hal değiştirir.

 

Türk milleti, geçmiş tarihi derinlikte olan bir millettir. Ve hanif bir millettir. Her gelen peygamberin sözlerine kulak vermiş, dünya görüşü ve yaşam modelini kültür olarak haniflik üzerine kurmuş bir millettir. Bu bağlamda irfan kazanmış ve Allah’ın ilahi düzenini idrak etmiş ve bunları özlü sözlerle ifade etmiştir. Bunlar atasözleri diye bilinir. İşte bunlardan bir kaç  hikmetli söz:  İTLE YATAN BİTLE KALKAR. ÜZÜM ÜZÜME BAKA BAKA KARARIR. KÖRÜNEN YATAN ŞAŞI KALKAR. ALİM İLE OLURSAN ALIRSIN MERTEBE. CAHİL İLE OLURSAN DÖNERSİN MERKEBE.

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden