26 Eylül 2022

            1529 yılında Viyana’yı kuşatan, fakat başta erken bastıran kış olmak üzere, çeşitli sebeblerle o Tuna güzeli şehri alamayan Ordu-yı Hümâyûn, bu hedefe ramak kalan netîcesiyle bile, Avrupa’da dehşet dolu günler yaşatmıştı. Türk korkusu, Hristiyan Avrupa’nın her tarafını titretmişti. Avusturya Kralı Ferdinand, ağabeyi Charles-Quint’in nüfûz ve îtibârının da Türk ilerleyişine çâre olmadığını görüp, yeni bir Sefer-i Hümâyûn’a meydân vermemek için kolları sıvamış, Türk tarafından barış talebinde bulunmuş idi. Ferdinand, bu maksatla, Guns Kalesi Kumandanı Nicolas Jurischitz ile Lamberg Kontu Joseph von Schneeberg’i, elçi olarak Türkiye’ye yollamıştı.

            17 Ekim 1530 Pazartesi günü, İstanbul’a gelen Avusturya elçilerinin maiyetinde yirmi dört kişilik bir hey’et vardı. O yıllarda, şimdiki ulaşım imkânlarının hiçbiri yoktu. Yaya veyâ hayvan sırtındaki kara yolculuğu ile gemi mârifetiyle yapılan deniz, nehir yolculuğu, bütün insanlığın ortak kaderi idi. Bu yüzden, İstanbul’a uzak ve yakın mesâfelerden gelen yabancı devlet elçilerinin ağırlanması için Çemberlitaş semtinde, Atîk Ali Paşa Külliyesi içinde bir han yapılmıştı. Elçi Hanı denilen bu misâfirhâne, bâzı kereler hapishâne vazîfesi de görmüştür. Zâten, hanın mîmârîsi, daha ziyâde zindân tarzında düşünülüp, binâsı da ona göre yapılmıştır. Handaki hücrelerin pencereleri demir parmaklıklı idi. Bir kısım devlet elçileri, burada Türk muhâfızların nezâret ve tarassudu altında tutulmuşlardır. İşte, Ferdinand’ın elçilik hey’etinin İstanbul’da kaldığı yer, böyle bir handır.

            Alman elçilerinin, doğrudan Pâdişâh’ın huzûruna çıkmaları, mümkün değildi. Önce Sadr-ı âzam’ın, onları kabûl edip niyet ve maksatlarını öğrenmesi lâzımdı. Bahsini ettiğimiz yılda Türkiye’nin başında Kaanûnî Sultan Süleyman Hân vardır, onun sadr-ı âzamı da meşhûr Dâmâd Pargalı Makbûl Frenk İbrâhim Paşa’dır. İbrâhim Paşa’nın üstünde Rûmeli Beylerbeyiliği de bulunmaktadır. Türk Cihân Devleti, haşmetinin ve heybetinin zirvesindedir. İbrâhim Paşa, Ferdinand’ın elçilerini huzûruna almadan önce sekiz gün Elçi Hanı’nda bekletir ve başlarına nöbetçi diker. 25 Ekim 1530 Salı günü, Jurischitz ile Schneeberg, süklüm püklüm İbrâhim Paşa’nın huzûruna çıkarlar. Kendilerini Macar Kralı Ferdinand’ın elçileri olarak takdîm eden  Almanlara pek kızan ve gazablanan İbrâhim Paşa, Ferdinand’ın Macar Kralı olmadığını, ağabeyi Charles-Quint’in Avusturya Vâlisi olduğunu söyler. İbrâhim Paşa, Charles-Quint’in de Alman İmparatoru sayılmadığını, sâdece İspanya Kralı olduğunu ilâve eder. Oysa, sözü edilen 1530 yılında, Charles-Quint, Türk hâkimiyetindeki topraklar ile Fransa dışındaki bütün Avrupa’nın, Orta ve Güney Amerika’nın imparatoru bilinmektedir. Avusturya Kralı Ferdinand da, Charles-Quint’in kardeşidir. İbrâhim Paşa’ya göre, Kürre-i Arz üzerinde bir imparator vardır ve onun adı Türk Sultânı Kaanûnî Sultan Süleyman Hân’dır. Onun dışında bir başkasının “imparator” unvân ve sıfatını kullanmasına, Türk Cihân Devleti tahammül edemezdi.

            Alman elçileri, İstanbul’a geliş maksatlarını, sâdece Türk Pâdişâhı’na söyleyebileceklerini ifâde ederler. İbrâhim Paşa, bu dileklerinin değerlendirilmesi ve cevâbın kendilerine bildirilmesi için zamâna ihtiyaç duyulduğunu söyleyip onları yeniden Elçi Hanı’na yollar. Zavallı elçiler, Türk Sadr-ı âzamı’ndan gelecek cevâbı beklemek üzere, demir parmaklıklı hücrelerine yeniden girerler.

            Bahsi geçen yıllar, Dünyâ târîhine “Türk Asrı” diye geçen on altıncı yüzyıla âittir. Haşmet ve heybetimizin en yukarısında duruyorduk. Cihân’da uçan kuşlar bile bizden izin alıyordu. Geçmişini bilmeyenler, bugünü gönlünce yaşayamaz, yarınlarına ümitle bakamaz. O haşmet ve heybet, Türk’ün haşmet ve heybeti idi.

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: