Güncel Yazılar

Belli ki, pandemi sonrası dünyanın bazı gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi. Bunun Pandemi’den sonra olması, ya da pandeminin sırf bu süreçte vuku bulması belki bir tesadüftür, belki de olaylar zincirinin ana halkası. Şöyle ki, tüm devletler bir arınma süreci yaşadı, her kes safını belirledi, bugüne kadar evrak üzerinde bold yazıyla görmezden gelinen gerçekler artık gözden kaçmayacak şekilde somutlaştı. Bir kere bunu anlamış olduk. Hala bazı gerçekleri kabul etmekte zorlanan (Fransa gibi) devletler de eninde sonunda yüzleşmeden kaçamayacaklar. Hükumetler değişir, halkın hafızasına gölge düşürülür fakat tarih notunu alıyordur muhakkak. Er yada geç hesap defterini masaya koyacaktı. Ki bugün daha dikkatli gözlem yaparsak, hala bu hesaptan kaçmaya çalışanlar nisyandan kurtulamayanlardır (Ermenistan; Fransa gibi). 

Evet, bugün Azerbaycan’ın haklı davasında onun yanında yer almayan devletler vardır. Ki bu da gayet normal. Çünkü hakkın karşısında duran karanlık güçleri aydınlatmak da bu davayı yürütenlere düşer. Kendi karanlığında kaybolmayı yeğleyenler zaten kaybetmiş sayılırlar. Ermenistan bugüne kadar hiçbir uluslararası önemli bir projeye katkıda bulunmadı. Bunun için ne siyasi zekası, ne doğal kaynakları, ne de yalandan dünyaya kaktırmaya çalıştığı “devletçilik” geçmişi vardır. Gel gör ki, ister Kafkasya, ister Avrupa, ister Avrasya materikinin geneli, isterse de bu materikte çıkarları olan ABD için bile Azerbaycan’ın imza attığı önemli projeler vardır. Siyasi arenada sadece “maşa” olarak kullanılan Ermenistan’ın bu projeler için tehlikeli taktikler uygulamasına göz yuman devletler, her halde kendi çıkarlarıyla zıtlaştıklarının farkında değiller. Gerçi devlet ve “farkında olmamak” biraz lüzumsuz sesleniyor. Şöyle diyelim, gayesi devlet değil, seçimlerde ermeni lobisinin desteğine ihtiyaç duyan hükumetler. Devlet olsa, 3-5 yılın değil, 50-100 ve belki daha fazla sürenin hesabını yapar. Şaka bir yana, bunların siyasetçilerini de hesap makinesinin icadı kütleştirdi galiba. 

Eskiler hep der ki, bizim zamanımızda “söz” vardı. Bir erkek söz verdiyse, kıyamet kopsa sözünü tutması şarttı. Eskiler, gözünüz aydın! Galiba SÖZ trend olmaya başladı. Neden olmasın? Sonuçta koskoca uluslararası teşkilatların evrak üzerinde sağlanamadığı adalet, halka verilen SÖZ sayesinde sağlanıyor. Ve bu SÖZE imza atan, eşlik eden, destek çıkan devletlerin gittikçe çoğalması, manevi bile olsa, yanımızda yer alması, bende büyük umutlar doğuruyor. 

Güç birlikten doğar. Bugüne kadar yalnız hissedip melankoliye sürüklenmiştik. Sağa bakıyorsun GÜÇ, sola bakıyorsun GÜÇ, ne yapacaksın? İşte tam o sırada ne kadar güçlendiğimizi farketmemişiz. Şu an doya doya gücümüzün tadını çıkarabiliriz. Doğa bile eşit olmamızı engellemişken, zayıf olup güçlülerin sevdasını yaşamak neme lazım? Güçlü olup kendi sevdamızı haykırmalıyız. Şu anda yaptığımız gibi. 

Ve en önemlisi: Karabağ Azerbaycan’dır!

***

Bi’ düzen değişiyor. Değişim öyle bir süreçte ki, tarihi adalet sadece bir devlet için değil, bir kaç devlet için tezahür ediyor. Şöyle ki, Azerbaycan tarihi topraklarını, kendi öz topraklarını hain terörcü devletin pençesinden kurtarırken, ona destek olan devletler de siyasi meydanda müttefiklerinin, dostlarının kim olduğunu açık ve net görmeye başlıyor, bu davada yanımızda olmayanlar ise hain “evlatlarının” artık hiç bir işe yaramadıklarını, bu saatten sonra “kullanılabilir” durumda olmadıklarını farkediyorlar. Hala üç maymunu oynamaya devam etseler bile, örneğin Ermenistanı artık hiç bir zaman eminlikle müdafaa edemeyeceklerdir.

Emperyal güçlerin “üçüncü devletler” olarak tanımladıkları devletler artık bu etiketi koparıp atmak üzereler. Bu güçlerin çok önemsedikleri projeler bir kere küçümsedikleri devletlerin şah damarlarında gerçekleşiyor ve bu devletler tarihi iyi bilirler. Tarihte düştükleri tuzaklardan gayet iyi haberdarlar ve bu acıyı hiç bir zaman unutmamışlardır. Bu devletlerin anne sütünden aldıkları maddeler onlara hiç bir zaman hainlik, riyakârlık aşılamamıştır. Ki bu da sahip oldukları topraklarından, ideolojilerinden ve sergiledikleri İNSANLIK örneklerinden vazgeçirmeyecek bir bioloji bağışlamıştır bu vatanın evlatlarına. Çok uğraştılar sütümüze bile “katkı”da bulunmaya fakat olmadı. Olamazdı da zaten. Çünkü kurt kışı geçirir, ama yediği ayazı unutmaz. Bunu da o güçler unuttu. Gücü onları nisyana sürdü. Ve kurmak istedikleri o YENİ DÜNYA DÜZENİNİN şu an yön vericileri küçümsedikleri o “üçüncü devletler”...

Güç birlikten doğar. Birliği ise yaşanan ortak tarih, ortak acılar ve ortak yanılgılar doğuruyor demek ki. Tüm bunları farkedip, analiz edip ayağa kalkmamak mümkün değil. Güçlendiysen, ayağa kalkacaksın, boyun eymeyeceksin, “efendimiz” diye ortalıkta çaresiz kalmayacaksın. Biz gücümüzü topladık ve darbesinin şiddetini şu an ağır biçimde hissediyor düşman(lar). 

P.S. Hayal-mayal, obliviona sürüklenmeler, bağırarak zihnimize sokulan klişe “düzen”ler demek ki, aslında gerçeklere hesap vermeden hükmedemezmiş. Bu kadar basit...

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

38760393