Güncel Yazılar

Nurettin Topçu, ortaya koyduğu düşünce ve iman hamlesi ve bu imanın daimi muhafızı hareket felsefesi ile Türk düşünce hayatında mühim bir yer teşkil etmektedir. Fikirlerinin yanında şahsi hayatında karşılaştığı her sıkıntılı dönemde dik durabilmeyi başarmış ender münevverlerdendir. Ahlâk, milli nizam, tarih şuuru ve ilim aşkını düşünce sisteminin içerisinde en üst mertebeye yerleştirmiş,  şahsiyet gelişiminin temel merhalelerini bahsi geçen meziyetler üzerinden ortaya koymuştur. Her düşüncesinde ilim düşüncesini ön planda tutan sosyolog, demokrasi konusunda da ilmin, ilim erbabının kitleden farkını savunmuş, demokrasinin sömürünün bir başka yolu olarak tercih edilmesi fikrine şiddetle karşı durmuştur.

Tanzimat’la başlayan modernleşme hareketleri ve Cumhuriyet dönemi inkılapçılığına şüpheyle yaklaşan, Batıya olan hayranlığı kendi milli benliğinden bir uzaklaşma hareketi olarak gören Topçu, demokrasi fikrinin de Batıdan gelen her fikir gibi ülkemizde ‘amentü’ olarak kabul edilmesinden yakınmaktadır. Demokrasinin milli yaşayış ve nizama uygunluğunun, hukuk ve ahlâki yönlerini kapsayacak şekilde tahlillerinin yapılmadan körü körüne benimsenmesi, Rousseau'nun deyimiyle bir ''ilahlar rejimi'' olan demokrasinin sıkıntılarını çekmeye bizleri mahkûm etmiştir. Hiçbir rejimde olmadığı gibi demokrasi de Topçu’ya göre ne mutlak surette iyi, ne de fena olarak kabul edilebilir. Mühim olan onu kullananların iyi niyetidir. Eğer bu iyi niyet baskın olmaz ise demokrasiden de,  diğer rejimlerden beklenen felaketlerin hepsini beklemek şaşırtıcı olmamalıdır.

Topçu, demokrasi ile birlikte ortaya çıkan serbest seçme hakkının birçok olumsuzluğu da beraberinde getirdiğine işaret etmektedir. Ona göre demokrasinin ilk ve en önemli mahzuru, bu rejimde ''bilenle bilmeyenin bir'' olmasıdır. Yani her vatandaşın aynı oy hakkına sahip olması, cahille âlimin, filozofla amelenin, şerir ile velinin birbirine eşit olması anlamına gelmektedir. Topçu’ya göre bu yolla; ''Hayatının kemal mevsimine ulaşmış olgun ve faziletli bir hakim ile psikopat bir katil yan yana oy kullanıyor ve her ikisinin oyları tatbikatta aynı değeri taşıyor.'' Zaten her biri oy kullanan halk, hem kültür hem de ahlâk bakımından eşit değildir. Demokraside insanlar, fert olmanın kazandırdığı cevherler bakımından tartılarak hesaba katılmamış, ''ağıllardaki hayvanlar gibi hep birbirlerine eşit'' sayılmışlardır. İşte bu nedenle Topçu, cemiyetin içerisinde olgun ve faziletli insanların sayıca az, cahillerle menfaatçilerin daha çok olduğundan hareketle, bu rejimde menfi özellikleri bulanan tarafın ağır basacağını ve bu yüzden de başa her zaman kötü idarecilerin geçeceğine vurgu yapmaktadır. Ancak burada halkın sadece kendi aklıyla oy kullanmadığını, halkın kararında basın, parti ve bütün münevverlerin etkili olduğunu da belirtmektedir.

Halkın tercihlerinde basının etkin olması, bu organların yalnızca kendi menfaatlerini düşünmesine bağlı olarak milli menfaatlerin geride kalmasına neden olmaktadır. Topçu, basını ancak sermaye sahiplerinin emrinde çalışan bir şahsi menfaat organı olarak ifade etmektedir. ''Basın hangi partinin kazanacağına hükmediyorsa o partinin hoşuna giden havaları çalar, hangi sınıf halk kendine sürüm sağlıyorsa imanını onunkine akord eder.''

Bu nedenle de bu menfaat odaklarının çevresini sardığı halk sağlıklı seçim yapma hususunda sıkıntıya düşmektedir.

Nurettin Topçu, demokrasinin halkın hâkimiyeti olduğu fikrine şiddetle muhalefet eder. Ona göre gerçekte hâkimiyet, halkın bütünlüğünde değil, halk içinde türeyen birçok kuvvet zümrelerinin elindedir. Bununla birlikte hak olan, rejimlerin isimlerinde aranmaz; demokrasi de monarşi gibi kuvvet rejimidir, hak rejimi değildir.

Demokrasi rejiminin gerçek milliyetçilerin idare şekli olamayacağını da ifade eden Topçu; milliyetçiliğin, fertlerin her istediğini yapma hürriyeti şeklinde algılanamayacağını çünkü milliyetçiliğin halka hizmet etme rejimi olduğunu vurgulamaktadır. Ona göre millet, fertlerin üstünde ideal bir realitedir. Her biri kendisi için bir otomobil isteyen, vergisinin kaldırılmasını isteyen halk milletini düşünmüş olamaz ve bu fertlerin emeli millet sevgisiyle, millet davasına bağlanmaz.

Demokrasiyi çeşitli yanlarıyla eleştiren Topçu, ''halka dayanan, halk tarafından kontrol edilen, lakin halkın üstünde duran ve onun dileklerini Allah’ın iradesine bağlamasını bilen kuvvet en iyi hükümettir, ancak o meşru hükümet kurabilir.'' sözleriyle zihnindeki gerçek rejim ve yönetimin kaidelerini ortaya koymaktadır.

Medeniyet Tasavvuru

Neşet TOKU
Hukuk Üzerine
Saadettin Yağmur GÖMEÇ
Eski Türk Dininin Temel Özellikleri
Zeki Salih ZENGİN
İslam, Ahlâk ve Etik

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

27542435