29 Eylül 2021

 

Siz bir milletvekilinin, milletvekilliği sona erdikten sonra sıradan bir müdürlüğe, düz mühendisliğe atanabileceğini, mahalle muhtarlığına seçilebileceğini düşünebiliyor musunuz?

Oysa eskiden bunlar o kadar sıradan olaylardı ki, milletvekilleri süresini tamamladıktan sonra emekliliğe hak kazanabilmek için bazen milletvekilliğinden önceki görevlerine hatta eski görevlerinden daha alt görevlere atanırlardı.

İki örnek vereyim;

1920’de Genç ilçesinde PTT Müdürü iken Bitlis Milletvekili seçilen İbrahim Fikri Efendi (Ergün) 1923 yılında milletvekilliği sona erince yeniden PTT Müdürü olmak için başvurur ve 1923 yılında Ayaş PTT Müdürü olur ve emekli olana kadar bu görevini sürdürür.

1935 yılında Ankara Silah Fabrikasında Kısım Müdürü olarak görev yaparken Ankara milletvekili seçilen Ali Tunalı Bey 1939 yılında milletvekilliği sona erince, Ankara Silah Fabrikasına mühendis kadrosuna atanır. 1942 yılında emekli olunca da Mahalle Muhtarı seçilir.

Günümüzde durum çok farklı. İktidar partisinden milletvekili seçilmek demek başınıza talih kuşunun konması demektir. Bir daha ne geçim sıkıntısı, ne gelecek korkusu. Yeniden seçilirseniz milletvekilliğine devam… İkinci, üçüncü kez seçilemezseniz, bürokrasinin en itibarlı, en paralı koltukları sizi beklemektedir: herhangi bir vasıf aranmaksızın banka veya kamu şirketi yönetim kurulu üyeliği, akademik kariyeriniz varsa rektörlük, dekanlık, YÖK üyeliği, yabancı diliniz varsa elçilik…

Bugüne kadar Merkez Bankası başkanları hep mesleki disiplinden gelen kişiler arasından seçilirdi, son iki başkanın (Naci Ağbal ve Şahap Kavcıoğlu) Ak Parti eski milletvekili olması, bürokrasinin zirvelerinde oturan Ak Partili eski milletvekili sayısının her geçen gün artacağının göstergesi. Yakında Valiler de eski Ak Parti milletvekilleri arasından atanırsa şaşırmayın…

Ak Parti’den milletvekili seçilmek, her türlü görevi yürütebileceğinizi, her türlü makama atanabileceğinizi gösterir bir bonservis gibidir. Ortaokul mezunu iken banka yönetebilir,  konuşmaya mecaliniz yokken, koltuğunuzda uyuklarken, bir telekomünikasyon devinin yıllarca yönetim kurulu üyeliğini yapabilirsiniz.

Özetle; Ak Partiden bir kez milletvekili seçildiniz mi ölene kadar para, şan, şöhret sizinledir… Yeter ki sürtüşmeyin. Eleştirmeyin. Unutulmazsınız. Bir gün mutlaka değerlendirilirsiniz…

2012’den bu yana yabancı dili iyi olan Ak Parti eski milletvekillerinin ve Ak Parti eski bürokratlarının büyükelçi olarak atanması da sıradan olaylar arasına girdi… Bir Ak Parti milletvekilinin yabancı dili vasatın üstündeyse bir daha milletvekili seçilemezse, elçi olması garanti. Meslek memurları varsın yıllarca çabalasın, bir kısmı Afrika Uzmanı, bir Kısmı Asya uzmanı, bir kısmı Latin Amerika uzmanı olsun, onlara düşen ya beklemek ya da bir milletvekili eskisi emrinde çalışmak…

Ak Parti İzmir eski Milletvekili Zekeriya Akçam, Ak Parti Bursa eski milletvekili Tülin Erkal Kara, Ak Parti Şanlıurfa eski Milletvekili Abdülkadir Emin Önen, Ak Parti Eskişehir eski milletvekili Murat Mercan. Ayrıca şaibelere karışmış bakaracı-makaracı Egemen Bağış, 15 Temmuz darbesinin askeri cenahta bilinen en yüksek rütbeli haini Mehmet Dışli’nin kardeşi Şaban Dişli, ABD vatandaşı Merve Kavakçı… Alman vatandaşı, bir zamanlar Ermeni tezlerine verdiği destekle bilinen, ülkücü katili olduğu iddia edilen Ozan Ceyhun, büyükelçiliğe atanan eski Ak Partili vekillerden bazıları.

Ayrıca elçiliğe atananlar arasında Ak Parti ileri gelenlerinin yakınları ve eski bürokratlar da var; İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Ak Parti Grup Başkanvekili ve Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu’nun kardeşi Doha Büyükelçisi Mehmet Mustafa Göksu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası Ayşe Hilal Sayan Koytak, AFAD Başkanı iken Tanzanya elçiliğine atanan tıp doktoru Mehmet Güllüoğlu büyükelçiliklere yapılan bu tür atamalardan aklıma ilk gelenler… Örnekleri çoğaltmak mümkün…

Son olarak 13 Nisan 2021 günü Ak Parti Çorum eski milletvekili sosyolog Cahit Bağcı Azerbaycan'a Büyükelçisi olarak atandı. Adamın diplomasi deneyimi yok. Belki hayatında Dışişleri Bakanlığından içeri adım atmamış. Türk Dünyası ile ilgili bir çalışması yok. Türk tarihi ve Türk Lehçeleri hakkında bilgi sahibi değil… Azerbaycan’la müşterek en büyük sorunumuz “”Sözde Ermeni Soykırımı”. Beyefendinin özgeçmişinde bu konuda da bir cümle yok. Azerbaycan’la en büyük alışverişimiz, ortak iş sahamız petrol ve türevleri. Yeni elçinin özgeçmişinde bu konuda bilgi sahibi olduğuna dair de bilgiye de rastlamadım. Ve zat-ı muhterem Azerbaycan Büyükelçisi…

Bu atama; yıllarını dışişlerine vermiş meslek mensuplarını olduğu kadar, “Türk Dünyası”nı ideolojisinin temel taşlarından birisi olarak gören ittifak ortağı MHP’yi de hafife almaktır.

Doğru olan, tüm büyükelçiliklere olduğu gibi Azerbaycan Büyükelçiliğine de meslek mensuplarının atanmasıdır. Eğer Azerbaycan Büyükelçiliğine meslek mensubu olmayan bir büyükelçi atanacaksa Türk Dünyasını çok daha iyi tanıyan eski bir MHP’ milletvekili atanamaz mıydı?

Mesela; Azerbaycan’ı ve Türk Dünyasını çok iyi tanıyan, dış politika konusunda Cahit Bağcı’ya nazaran daha bilgili olan MHP eski Milletvekili Abbas Bozyel’in Azerbaycan Büyükelçisi atanması daha uygun olmaz mıydı? Veya Türk Üniversitelerinin “Türk Dünyası” konusunda en bilgili ve deneyimli ismi Prof. Dr. Kürşat Zorlu bu makama Cahit Bağcı’dan daha fazla yakışmaz mıydı?

Türk dünyasını tanımayan, Türk Tarihini yeterince bilmeyen ve diplomasi deneyimi olmayan birisi Azerbaycan'a elçi olmamalıydı. Çünkü biz Azerbaycan’la iki devlet bir milletiz. Ve Azerbaycan yalnızca Azerbaycan değildir… Azerbaycan aynı zamanda Türk Dünyasına açılan kapıdır…

Milli Mücadele'de TBMM'nin Moskova, Bakü ve Kabil temsilcilerinin kimler olduğuna bakarsanız, Mustafa Kemal’in savaşın o sıcak atmosferinde bile Türk Dünyasına ilişkin elçiliklere atama yaparken, ne kadar seçici davrandığını görürsünüz…

Kurtuluş Savaşında deneyimli paşalara çok fazla ihtiyaç duyulmasına rağmen, Roma Askeri Ataşeliği yapmış, yabancı dili güçlü, diplomatik özellikleri yüksek bir general olan Ali Fuat Cebesoy Moskova Büyükelçisidir.

Medine Müdafaasındaki başarıları nedeniyle Hint Müslümanları ve Türkistan'da büyük etkisi olan Fahrettin Türkkan Paşa Kabil Temsilcisi olarak atanmıştır.

İttihat Terakki Müfettişliğinde pişen, Teşkilat-ı Mahsusa'daki görevleri nedeniyle istihbarat konusunda deneyimli, Arapça, Farsça ve Fransızca’yı çok iyi konuşabilen Memduh Şevket Esendal Bakü Temsilcisidir.

Ve bu üç büyük diplomat, Türk Dünyasındaki soydaşlarımızın ve Hint Müslümanlarının kurtuluş savaşımıza yaptıkları yardımları koordine etmekte, Sovyetler Birliğine Türkiye’ye destek olmazsa Türk Dünyasının desteğini bulamayacağını anlatmakta, Türk doğu sınırının güvenliğini sağlamakta çok önemli görevler ifa etmişlerdir. 

Lafla “yerli” ve “milli” olunmuyor…

Yerli ve milli olmanın ilk şartı; kafanın ve düşüncenin milli olması, ikinci şartı da; “emaneti ehline vermek”tir…

Bu kategorideki Makalelerden