25 Temmuz 2021

Odgurmuş: Gerek siyasilerimiz olsun, gerek devleti idare edenler olsun ve hatta bir derneği bir sendikayı idare edenler olsun; Birlik ve beraberlikten çok sık söz ederler. Bunun sebebi nedir? 

Ögdülmüş: Evet kardeşim, Bu birlik ve beraberlik olgusu konusu ile çok sık karşılaşırız. Ve hep duyarız: O sarf edilen cümleleri bir hatırlayalım; 

“Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu sırada.“ 

“İç ve dış düşmanların el ele verip üzerimize yoğunlaştığı şu günlerde.“ 

“Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan bu günde.“ 

“Bizi bölüp parçalamak isteyenlerin hedeflerine varmak istediği bu günlerde.“ 

“İktidar alternatifi olduğumuzun anlaşıldığı bir zamanda.” 

“Tam hedefe ulaşıyorduk ki, son noktaya gelmiştik ki, tüm problemlerimizi halletmiştik ki.“ 

Vs. vs.                                                                                         

İşte tam da bu sırada birisi çıkar arı kovanına çomak sokar. Bozgunculuk yapar, problem çıkarır. 

… 

Hâlbuki fikir akımlar,  sosyal hareketler bu gibi fikirleri/mazeretleri çok sık kullanır hatta üretirler. Özellikle başarısız olmuş insanlar kendi, beceriksizlik ve başarısızlıklarını dışarıdaki bir güce, iç ve dış düşmanlara yükleme eğilimindedirler. 

Bir fikir hareketi tüm suçu, kabahati ve başarısızlığını iç ve dış düşmanlara yükler fakat bu iç ve dış düşmanlar kimlerdir, nerededir, nasıldır, hangi yollarla müdahale etmektedir, nelere ve nerelere tesir etmektedir, bu hiçbir şekilde açıklanmaz, gösterilmez ve mutlaka teğet geçilir. 

Siz de; bu iç düşmanlar yeni mi doğdular?  Yoksa eskiden de var mıydı?  Bu düşman bazen duruyor, bazen harekete geçiyor.  Bazı dönemler uykuya dalıyor, bazı dönemler uyanıp harekete geçerek Milli ve manevi değerlere sahip çıkanları,  fikir akımlarını bölmeye ve parçalamaya çalışıyorlar herhalde diye fikir yürütürsünüz. 

Peki,  iç düşmanlar neden?  Durup durup ta bu fikir hareketinin faaliyete giriştiği, birlik ve beraberliği sağlamaya çalıştığı, hatta genel kurul yaptığı zamanlarda harekete geçerler... 

 Bu iç düşmanlar seçim ve toplantılar dışında ne iş yaparlar, ne işle iştigal ederler asla bilinmez, bilen birisi varsa bile o da izah etmez. 

Bu iç düşmanlar sizin dışınızda ki diğer guruplarla, kongrelerle,  toplantılarla da ilgilenirler mi? Yoksa onlarla hiç mi ilgilenmez.  Onların toplantı ve gösterilerine seçim ve kongrelerine hiç müdahale etmezler mi? 

Ya da,  bu iç ve dış düşmanların işi sadece ve sadece sizin gibilerle uğraşmak mı? Başka bir işleri yok mudur? 

Yoksa bu iç ve dış düşmanlar çeşitli guruplara ayrılıyorlar da, bir bölümü size bakıyor ve sizi izliyor, siz ne yapmaya teşebbüs etseniz aksatıyorlar, engel koyuyorlar.  Diğer bir bölümü de başka gruplarla mı ilgileniyorlar?. 

Odgurmuş: Tam da birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bu günlerde bizi bölüp parçalamak isteyen ve birlik beraberliğimizi bozmaya çalışan bu iç ve dış düşmanlar yeni mi çıktı. Hep var mıydı? 

Ögdülmüş: Bu iç ve dış düşmanlar yeni çıkmadı, bizim içerde muhalif olma ihtimali olanları susturmak, pasif hale getirmek, muhalefet edecekse bile buna cesaret edememesi için kendi etrafımızda birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olduğu bu günlerde sarıldığımız kurtuluş dalıdır. 

Şimdi kendi kendimize soralım: 

Bizi bölmek parçalamak isteyen bu iç ve dış düşmanlar dün de var mıydı? Vardı. 

Önceki gün var mıydı? Vardı. 

Daha önceki gün var mıydı?  Önceki hafta,  önceki ay,  önceki yıl, elli yıl önce var mıydı?  İçinde bulunduğumuz fikir hareketinin ve partimizin genel mantığına göre bu iç ve dış düşmanlar hep vardı. 

Hatta bu iç ve dış düşmanlar yüz yıllardır vardı ve yine yüzyıllarca var olmaya devam edeceklerdir.. 

Ve aslında; “o düşmanlar hep bizim toplantı günlerinizi,  genel kurul saatlerini, birlik ve beraberliği tam sağlayacağınız zamanı beklerler” demek daha doğru olur. Ve onlar hep fikir hareketinin içinden de birilerini buldular, kullandılar. Bulurlar ve de kullanırlar. 

Vs. vs. 

Odgurmuş: Bu birlik ve beraberliğe ihtiyacı olan grup sadece bizim içinde bulunduğunuz fikir hareketi mi? Bizim dışınızda bulunan diğer guruplarında birlik ve beraberlik ihtiyacı var mı? 

Ögdülmüş: Birlik ve beraberlik bozanlar, yalnız bizim değil, sıkışan her gurubun can simididir. Bu birlik ve beraberliği hep bozmak isterler.  Ve sadece bizim birlik ve beraberliğinizi değil her gurubun beraberliğini bozmaya çalışırlar. Hatta ve hatta Ülkenin de birlik ve beraberliğini de bozmaya çalışırlar. 

Bu birlik ve beraberlik bozucular,  bu işi sürekli bir şekilde mi yaparlar, ara sıra yapmazlar. Bu birlik beraberlik ihtiyacı sadece içinde bulunduğunuz fikir hareketi yönetimde olunca daha mı çok artar,  ya da sizin yönetime gelmenizi mi beklerler,  genel kurul toplantısını mı beklerler ve harekete geçiverirler. 

Bu her zaman lazım olan birlik ve beraberlik “ne menem”  bir şeydir ki?  Siz onu kontrol altına alamaz, tutamaz, getiremez, yakalayıp bulup perçinleyemezsiniz.   Bu bozguncular bu zayıf noktanızdan yüzyıllardır sürekli saldırırlar. 

 Sizin Birlik ve beraberlik ihtiyacınız da hiç bitmez. 

Odgurmuş: Efendim bu konu böyle uzayıp gidiyor. Bu birlik ve beraberlik konusunu ben anladığımı sanıyordum, fakat sizin izahlarınız karşısında çok şaşırdım. 

Ögdülmüş: Kardeşim, esasında bu birlik ve beraberlik konusu o kadar izafi bir konudur ki,  bir fikir hareketinin ona ekmek gibi su gibi her zaman ihtiyacı vardı.  Bu ihtiyaç aslında hareketin etrafında bütünleşmeyi sağlamak için sürekli kullanılan bir can simidinden başka bir şey değildir. 

Birlik ve beraberliği kendi içinde sağlayamayan,  insanlarını aynı hedefe yöneltemeyen fikir hareketleri, suçluyu dışarıda arayıp hayali düşmanlara yüklerler.  Bu durum gerçeklerden kaçmaktan başka bir şey değildir. Gerçeklerle yüzleşmek istemeyenler hayali düşmanlar meydana getirirler. 

Odgurmuş: Birlik ve beraberlikten sıkça söz edenler konusunu biraz açabilir miyiz? 

Ögdülmüş: Birlik ve beraberlikten sıkça söz edenler. 

Özellikle iktidar mevkiinde olanlar birlik ve beraberlik konusu üzerinde çok dururlar. 

İktidar mevkiine gelen kişilerin en çok ihtiyacı olan şey elbette birlik ve beraberliktir. 

Bu birlik ve beraberlik aslında yönetimde olanların,  özellikle kendi etraflarında,  kendi gösterdikleri hedefler doğrultusunda olmasını istedikleri birlik beraberliktir. 

İktidara gelen her parti, ertesi günden itibaren birlik ve beraberlik mesajları vermeye başlıyor. Aynı parti muhalefette iken birlik ve beraberlik konusunda aynı hassasiyeti göstermezken, iktidar mevkiine geldiğinde anlıyor ki birlik ve beraberlik çok gerekli.  Özellikle de kendi dönemlerinde. 

Bu birlik ve beraberlik ihtiyacı sadece siyasi iktidarlar için gerekli değildir. Muhalefet partilerinde, çeşitli örgütlerde, sivil toplum kuruluşlarında, sendikalarda ve derneklerde de durum aynıdır. Yönetime gelen hangi gurup olursa olsun, birlik ve beraberlik silahına sarılıyor ve bunu sanki bir tehdit unsuru gibi kullanıyor. Sanki birlik ve beraberlik konusu yönetimde bulunan her gurubun olmazsa olmazıdır. Birlik beraberlik isteği en önde ve en başta istenmesi gereken bir durumdur. 

Odgurmuş: Geçmişte ya da Osmanlı’da durum nasıldı? 

Ögdülmüş: Kısaca belirtmek gerekirse; Geçmişte bir cihan devleti kuran Osmanlı atalarımız da birliğe çok önem verir,  ayrılıkçılığa asla müsaade etmezlerdi. Fakat bu birlik ve beraberlik, milletin topyekûn birlik ve beraberliği şeklinde düşünülürdü. 

Onlar, Padişah değişikliklerinde,  sadrazam tayinlerinde birlik beraberlik isteğinde bulunmaz, topyekûn milletin birlik ve beraberliği için gerekenleri yaparlardı. 

“Nizam-ı âlem” davası güden atalarımız bu düşüncelerin ışığı altında milletin ihtiyacı olan dini ve milli duygularda çok hassas davranıyorlar, özellikle de acemlerin bozguncu fikirlerine karşı uyarıcı davranışlar sergilenirdi. 

Birlik bozucular nereden hangi sosyal guruptan gelirse gelsin,  önce hemen cezalandırma yönüne gidilmez,  onlar din adamı dahi olsa, önce ikaz edilir, ihtar edilir,     mahkeme edilir, birkaç kez af edilir, sürgün edilir,  bu ayrılıkçı düşünceleri taşıyanlar, Padişaha,  Osmanlı yönetimine başkaldırı manasına gelirse en sonunda onu “te’dip” ederlerdi. 

Esnaf teşkilatları olan lonca’larda da durum böyleydi. Hata yapan narh’a, kalite, fiyat ve ölçülere uymayan davranışları kadılar cezalandırmaktan kaçındıkları, yanılma ve hata olabileceği, ilk defa işlenen suçların affedildiği, ancak tekerrür halinde suça eğilimli olanlar cezalandırılırdı. 

Osmanlı’da en güzel hat örnekleri arasında yer alan “Vav”   harfi pek çok yerde karşılaşılan bir levha idi. Çeşitli yerlere asılır ve insanların dikkati çekilirdi. Bu konu ile ilgili olarak Osmanlı  "Vav"  harfini çok kullanır,  "Vav"  harfini ihtiva eden levhalar her yerde bulunurdu.  “Vahdet” (birlik) manasına gelen bu  “Vav” harfi,  herkesi  “Vahdet” e davet eder gibiydi sanki 

“İtidalde de itidal” tavsiye eden ve bunu uygulayan Osmanlı atalarımız, birlik ve beraberliği itidal içinde böyle sağlıyorlardı. 

Bakınız Dündar Taşer ne diyor; “Durum muhakemesine hasımdan başlanmaz.” 

Hamâsete yeri ve zamanı geldiğinde ihtiyaç duyulur,  ama muhasebeye, murakabeye ve kendimizi hesaba çekmeye her zaman ihtiyaç duyarız/duymamız gerekir. 

“Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır.”  

            Kenan EROĞLU

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden