25 Haziran 2022

 

             Okuma, okuduğunu hazmetme ve yazma işlerini topluca terk edeli beri, desteksiz atış tâlimleri gırla gidiyor. 

            Bir ansiklopedide, Fuzûlî hakkında:

“Türkçe şiirlerde İkinci Ali Şîr Nevâî denmeye lâyıktır.”

tarzında, garîb ve yerini bulmayan bir cümle kurulmuş.

            Burada, sâhası şiir olan bir derecelendirme yapılıyor ve Ali Şîr Nevâî birincilik, Fuzûlî de ikincilik kürsüsüne çıkarılıyor.

            İstanbul’da 1983 yılında yayımlanan bir ansiklopedinin[1] Fuzûlî maddesini okurken – ne yalan söyleyeyim – önce İslâm adına üzüldüm. Zîrâ Ali Şîr’in de, Fuzûlî’nin de birbirinin gölgesine ihtiyâcı yok. Bunların ikisi de, ayrı vâdilerin söz sultânı olmuş.

            Türk edebiyâtında, Ali Şîr-i Sânî, yâni İkinci Ali Şîr yakıştırmasıyla anılan bir isim var, ama bu Fuzûlî değil,

            1554 yılında, Kaanûnî’nin fermânıyla Hind Denizi Seferi’ne çıkan Seydî Ali Reis, âniden kopan bir fırtına Türk gemilerini Hindistan kıyılarına atınca, sağ kalan levendlerini serbest bırakarak, isteyenlerin kendisiyle İstanbul’a dönebileceğini bildirmiştir.

            Elli kadar askerinin başına geçip iki buçuk yıl süren bir mâcera sonunda, yürüyerek İstanbul’a varan, Pâdişâh’ın Edirne’de olduğunu öğrenince de, ayağının tozu ile Er Meydânı’na, yâni ki, Edirne’ye geçen Seydî Ali Reis, daha gençlik döneminde Galatalı Kâtib mahlâsıyla yazan iyi bir şâirdi.

            Bu, mihnetli, ama çok renkli yolculuk esnâsında; Çağatay ülkesinde, yâni, bugünkü Özbekistan’da bir müddet kalan Seydî Ali Reis, bu Türk şîvesini hemen kavrayıp, Ali Şîr’i andıran manzûmeler yazmıştır. Çağatay Türkleri, bu Nevâî kokulu mısrâların sâhibine, hiç çekinmeden Ali Şîr-i Sânî deyivermişlerdir.

            Ali Şîr’e, Fuzûlî’ye ve Seydî Ali Reis’e; Türkçenin üç nâdîde gülüne selâm olsun…

 

[1] Abdüllâtif Uyan, İslâm Meşhûrları Ansiklopedisi, Berekât Yayınevi, İstanbul 1983, s. 839.

Yazar Hakkında:

Turgut GÜLER

Turgut GÜLER

1951 yılında Afyonkarahisâr’ın Sultandağı ilçe­sine bağlı Dort (bugünkü Doğancık) köyünde doğdu. Âilesi, 1959 Ocağında Aydın’ın Horsunlu kasabasına yerleşti. İlkokulu orada, Ortaokulu Kuyucak’da okudu. İki hafta kadar Nazilli Li­sesi’ne devâm ettikten sonra, Nazilli Öğretmen Okulu’na girdi. Bu okulun ikinci sınıfını bitirdiği 1968 yılında, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesi’ne kaydoldu. 1969-1973 yılları arasında, Yüksek Öğretmen Okulu hesâbına, İstanbul Üniversite­si Edebiyât Fakültesi Târîh Bölümü’nde tahsîl gördü.

İstanbul Çapa’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun Kompozis­yon ve Diksiyon Hocası olan Ahmet Kabaklı’nın başkanlığında kurulan Türkiye Edebiyât Cemiyeti’nde, bilâhare bu cemiyetin yayınladığı Türk Edebiyâtı Dergisi’nde vazîfe aldı. Bir tarafdan üniversite tahsîline devâm etti, bir yandan da bahsi geçen der­ginin “mutfak” tâbir edilen hazırlık işlerinde çalıştı. Metin Nuri Samancı’dan sonra da ikinci yazı işleri müdürü oldu (Mart 1973, 15. Sayı). Bu dergide yazı ve şiirleri yayımlandı.

1973 Haziranında üniversiteyi bitirdiğinde, Malatya Mustafa Kemâl Kız Öğretmen Lisesi târîh öğretmenliğine tâyin edildi. Ah­met Kabaklı’nın arzûsu ile bu görevine başlamadı ve İstanbul’da kaldı, Türk Edebiyâtı Dergisi’ndeki mesâîyi sürdürdü. 1975 yı­lında hem Edebiyât Cemiyeti (Bakanlar Kurulu karârıyla Türkiye kelimesi kaldırılmıştı), hem de Türk Edebiyâtı Dergisi, maddî sı­kıntılar yaşadı, dergi yayınına ara verdi. Bunun üzeri­ne, resmî vazîfe isteği ile Millî Eğitim Bakanlığı’na mürâcaat etti.

Van Alparslan Öğretmen Lisesi’nde başlayan târîh öğretmen­liği, Mardin, Kütahya ve Aydın’ın muhtelif okullarında devâm etti. 1984 yılında açılan Aydın Anadolu Lisesi’nin müdürlüğüne getirildi. 1992’de, okulun yeni binâsıyla berâber adı da değişti ve Adnan Menderes Anadolu Lisesi oldu. Bu vazîfede iken, 1999 Ağustosunda emekliye ayrıldı. 2000-2012 yılları arasında, İstan­bul’da, Altan Deliorman’a âit Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım’da, yazı ve yayın çalışmalarına katıldı. Yine Altan Deliorman’ın çıkardığı Orkun Dergisi’nde, kendi adı ve müsteâr isimlerle (Yahyâ Bâlî, Husrev Budin, Ertuğrul Söğütlü) yazılar yazdı. İki kızı var.

Yayımlanmış Eserleri: Orhun’dan Tuna’ya Uluğ Türkler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Takı Taluy Takı Müren (Daha Deniz Daha Irmak), Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 2014; Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014; Ejderlerin Beklediği Hazîne, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015, Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2015.

 

Yazarın diğer makalelerinden: