18 Eylül 2021

Kitap ve Dostluk 

İhsan KURT

İki kapak arasına sıkıştırılmış her kâğıt destesi -içi yazılı da olsa- “kitap” olmadığı gibi her yüze gülen de “dost” değildir. Çünkü kitapta da asıl dostluklarda da “mış gibi” yapaylık bulunmaz. 

Herkes herkesle arkadaş olabilir ama dost olmak başka bir şeydir. İnsan aslında arkadaşını da dostunu da seçerken birçok hususa dikkat eder, etmesi gerektiğini düşünür. Bazen de ummadığı bir zamanda biriyle dost olur. Birbirini anlamadan başlayarak, ortak konuşabilecekleri konulara, zevklere, tercihlere kadar bazı faktörler arkadaşlığın oluşmasında etkili olur. Şimdilerde “elektrik alma” tabirinin kullanıldığı gibi karşılıklı bir elektrik alma arkadaşlığın başlangıcında gereklidir. Dostluk da ise biraz daha ileri gidilerek, hiçbir çıkar ilişkisine dayanmayan, hesabı kitabı olmayan fedakarlıkların da getirdiği “güven” devreye girer. Yani dostluklarda karşılıklı olarak birbirine karşı sadık olmak da vardır. Yani gerçek dostlar arasında “çıkar” lügatlerinden silinmiştir.

Kitap seçmek, arkadaş ve dost seçmek kadar önemlidir. Nasıl ki dost seçiminde hassas ve ilkeli davranıyorsak, bazen bir durum karşısında davranışlarını değerlendiriyorsak, kitapların seçiminde de bazı hususlara dikkat etmemizde fayda vardır. Ne tür kitap arıyoruz, hangi türlerinden hoşlanıyoruz? Edebiyat mı, tarih mi? Yahut daha da özele doğru inersek roman mı, şiir mi, deneme mi, öykü mü veya hepsi mi? Bu sorulara verilecek cevaplar tek başına yetmeyecektir. Çünkü işin içine roman türleri (polisiye, tarihi, klasik), yerli ve yabancı yazarlardan daha çok hangilerinin kitaplarını okumak istediğimiz de girecektir. Okuyucu olarak kitap arayışımız ne kadar bilinçli olursa kitaplarla önce arkadaşlığımız, sonra da dostluğumuz o kadar gerçekçi olur. 

Konu daha da örneklendirilerek ve açıklanarak ifade edilebilir. Mesele “kitap ve dostluk” olunca neler söylenebilir? Kitapların dostluğu ne demektir?

Kiminin sazı, kiminin sözü, kiminin de kitabıdır dostluğa ve dosta vesile olan. Bunların tamamını bazen kitap içine alır, içinde saklar. Sözler istenildiği kadar kitabi olsa da kitapla ifade edilmediği sürece uçup gider. Geriye bir “zevki tahattur” / zevkle hatırlama bile zor kalır.

 Aşık Veysel’in “dost dost diye nicesine sarıldım / benim sadık yârim kara topraktır” demesi gibi insan da bazen dost bildiği kitapları çok geç bulabilir. Onu erken bulanlar ise çok şanslı olarak addedilebilir. Geç bulanlar da neticede şanslıdırlar ama erken bulanlar aynı zamanda kitaplarla erken dostluk kurarlar. Dostluk kurmasını bilenler için kitap da en sadık dosttur. Nasıl ki bir insanı anlamak ona yaklaşmanıza veya uzaklaşmanıza sebep olabilirse bir kitabı anlamak da onunla daha derinden bir dostluk kurmanıza sebep olur. Her okuduğunuzda size farklı şeyler söyleyen veya değişik ufuklar açan, duygusal veya yaratıcı hayallere sebep olan kitapları hiç unutamaz, bazen benzer kitapların peşinde koşarsınız. Kitabı bulduğunuzda ellerinizle okşar gibi tutar okudukça da onları zihninizle, düşüncelerinizle, duygularınızla kucaklarsınız.

İnsanların hayatında dostlukların önemli yeri olduğu gibi kitap dostluklarının da apayrı, bazen hayata bakışta, hayatı algılayış ve anlayışta kalıcı yerleri vardır. Hakikati söyleyen dostun sözü bize acı gelirken, gerçeklere ulaşmanın birçok yolu olduğunu gösteren kitapların dünyası dostu daha iyi anlamamızı sağlar. Bir ömürde akıp giden zamanda bir tek gerçek mekânın (kütüphaneler, kitaplığımız veya kitap okunan yer) içinde birden çok zaman ve mekânın aynı anda barındığını (Michel Foucault’un heterotopya adını verdiği durumu) dost kitaplar bize gösterir, yaşatır. Zaman yolculukları bu kitaplarla mümkün hale gelir. Eğer bir kitapla bir insanla dost olduğunuz gibi dost olursanız kuşatılmış zamanların özgürlüğe ulaştırma gücünü yakalamış hissedersiniz. Geçmişten, andan, gelecekten paylaşılan sohbetler dost kitaplarda size hayallerin de hakikatlerin de zenginliklerini, acılarını, güzelliklerini sunar. Dost kitaplar sadece fikirlerinizi, düşüncelerinizi değil duygularınızı da besler. Geçmişte kalmış dedikleriniz konuşur, anda yaşayanlar kendini anlatır, bir kitapla birçok dosta kavuşmuş, kuşatılmış zamanları aşmış olursunuz. Dünde hayret ederek ve haz alarak dolaşabilir, yarınlardan ışıklar görebilirsiniz.

Dostu biraz ihmal ettiğinizde, arayıp sormadığınızda o haklı olarak size sitem eder. Benzer durum karşısında siz de ona sitem edebilirsiniz. Ama dost kitaplar sitemsizdir. Mesela bir kitabı okurken onu kapatıp başka birini okumaya geçebilirsiniz. Geri dönüşünüz geç olsa veya hiç olmasa da o kitap size ne darılır ne de incinir. 

Öyle dost kitaplar vardır ki sizin yaranıza merhem olduğu zamanlar bile olur. Öfke gibi, sıkıntı gibi durumlar insanı çok sarsar. Bazen bunlardan kurtulmak isteseniz de çamura saplanıp kalmış gibi kendinizi bunlardan koparamazsınız. Oysa bir kitap okuduğunuzda, özellikle bu dost bir kitapsa her şeyin durulduğunu, öfkenizin dindiğini, sıkıntınızın hafiflediğini fark edersiniz. Tarihte boşuna mı benzer duygu durumlarını kitap okutarak tedavi etmeye çalışmışlardır? Nitekim Monteskiyo da “Hiçbir üzüntüm yoktur ki bir saat içinde kitap okuma ile geçmesin” der. Elbette haklıdır da. Çünkü kitap sadece içinde bulunulan mekândan değil aynı zamanda yaşanmakta olan ruh hallerinden de uzaklaştırır, çok başka yerlere götürür.

Her kitap yeni bir dünyadır. Bunların bazıları kaygan, sathi, güvensiz insanlar gibidir. Biz böyle insanları dost edinemeyeceğimiz gibi böyle kitapları da dost edinemeyiz. Bazıları bizi bilgi ile doyursa da onların ilgili, çekici, sular seller gibi bir lisanı olmasını bekleriz. Lisan ayniyle insansa aynı zamanda bir kitapta da ayniyle dost sıcaklığı, dostun anlatımı olur. Kitaba ne kadar yaklaşırsanız o kadar anlaşılır ve o kadar dost olur. Kitap dostluğu biraz da kitabı daha iyi anlamakla başlar. Bir kitap bir defa dost olmuşsa artık ondan ihanet, küskünlük, yönünü çevirme söz konusu olmaz. Kapağını açtığınızda, sayfalarını çevirdiğinizde tanıdık sözcükler, tanıdık cümleler daha da genişleyen anlam zenginliği ile gözlerinize ve zihninize tebessüm eder. Kitapların dostluğu aynı zamanda başka kitaplarla da dost oldukça anlam kazanır. Kitaplar kitapları kıskanmaz. Yeri gelir kitaplar kitaplardan bahseder, yeri gelir özne olarak sadece kitabı anlatır. Dost kitaplar başka kitaplarla yeni dostluklar kurmamız için sayfalarında bu kitaplarla bizi tanıştırır.

Herkes dost değildir kitaplara ve kitaplar da onlara. Kitaplarla savaşanlar, kitaplardan korkanlar ne kitaplara dost olabilirler ne de kitaplar onlara dost olabilir… Şahsen ben kitapların düşmanlığını hiç hissetmedim. Çünkü “sus” dediğimde, yani kapaklarını kapattığımda bıraktığım yerde kaldılar. Onlar söyleyeceklerini söylediler ama düşünmeyi de davranışı da bana bıraktılar. Eğer nesneler için bir saygı söz konusu ise kitaplar insana en saygılı nesnelerdir. Düşman olarak onları susturmak, yakmak yerine dost olarak onlardan faydalanabilirsiniz. Tarih kitap ve kütüphane düşmanlarını hiç unutmamış, insanlık da bu düşmanlıktan daima zarar görmüştür. Yani kitaba düşman insanlığa düşman, kitaba dost insanlığa dost demektir. Tarihte yaşananlar hep bu gerçeği göstermiş lakin bundan bir türlü ders çıkaramayanlar kitaplara düşmanlık yaparken insanlığa da düşmanlık yaptıklarını bir türlü anlayamamışlardır. Kitap her isteyen insana dost olur ama her insan kitaba dost olamıyor ne yazık ki…

Bu kategorideki Makalelerden