26 Eylül 2022

KIRMIZILAR YAYINCILIK’ın ortaya koyduğu bu ‘Söyleşi-Analiz- Yorum’ derlemesi, gerçekten, kendini ‘aydın’ kabul eden her okumuşun elinden düşürmemesi, zaman zaman okuması gereken bir kitaptır.

Ülkenin durumu ve geleceği hakkında kafa yoran ‘yabancılaşmamış’, ‘devşirilmemiş’, ‘yerli’ diye nitelendirilebilecek zevâtın görüşlerini derli toplu olarak sunan bu kitap, her lise ve üniversite öğrencisine, gerçekten, yol gösterici bir hizmet görebilir, yaşı ilerlemiş, bazı konularda tereddüdü olanların da kafalarında, belli kavramların yerine oturtulmasına yarayabilir.

Burada, gözüme ilişen sâdece bir yazıdan kısaca söz edeceğim: Kutlu Kaan Dalkılıç Modernite ve Millet başlıklı yazısında, İhsan Fazlıoğlu’nun “Türkiye’de bugün iki ayrı millet var. Bu durum aktüel politika ile alakalı bir şey değil; iktidarlar değişir, o gider bu gelir ama anlam-değer dünyası ayrışmış iki farklı milletten kimse söz etmiyor, herkes bu sorunu görmezden gelip halı altına süpürüyor…” sözüyle giriş yapıyor, bu sözü değerlendiriyor, Batı Toplumlarındaki moderniteyi özetleyip temel konuya geliyor ve bizce yazının can alıcı, merkez noktası olan şu satırlar geliyor: 

“Nilüfer Göle, Türk modernleşme serüvenindeki bu derin ve uzun soluklu devlet-millet çatışmasının nedenselliği bağlamına tam oturacak şu sözleri yazacaktı: ‘Batı dışı toplumlarda, özne ve modernite arasındaki ahenksizlik, her ikisinin de kendi içinde bölünmüşlüğüne, parçalanmışlığına yol açmaktadır, yaralı özne ve akortsuz modernlik.’ Bu sözlerin memlekette nelere tekabül ettiğine şöyle bir göz gezdirirsek eğer, karşımıza; yaralı özne olarak Türk milleti, akortsuz modernitenin aktörü olarak önce İttihat Terakki, sonrasında Kemalizm çıkacaktır. Zira tüm bu serüvenin zemini, kendi iç dinamiklerimizden çıkmamış, hattâ çıkamamış bir yenileşme, yani Batı dışında özgün hikâye yazamamış olmamız meselesidir”

Bu satırları okuyunca, durum bütün açıklığıyla tekrar gözümüzün önüne gelmiyor mu: 

Türkiye’deki ileri-geri, modern-muhâfazar/gelenekçi; adına ne denirse densin, iki temelden farklı görüşün mensuplarını, savunucularını böyle tavır almağa sevk eden temel sebep: Tanzîmat (1839) değerlendirmesidir. 

Tanzimat’ı, ‘çok iyi’ bulanlar, bu gelişin ürünleridir; 

Tanzimât’ı, teslimiyet olarak görenler ise, bu gelişin ürünü olmaktan çıkıp, olayları ‘kendi’ açılarından değerlendirmeye alanlardır.

***

18/07/2021

 

Yazar Hakkında:

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet MAKSUDOĞLU

Mehmet Maksudoğlu, Eskişehir’de Kırım kökenli bir âile içinde doğdu. İnkılâp İlkokulunu, Eskişehir  Lisesini ve Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini bitirdi. İzmir İmam-Hatîp Lisesi’nde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak Arapça, Farsça, İngilizce ve Hadîs öğretti. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm Târihi Asistanı oldu. Tunus’ta doktora tezi ile ilgili malzeme topladı, dilbilgisini bildiği Arapça'nın pratiğini yapmak imkânını buldu. Dördüncü sınıfına kabûl edildiği Burgiba Yaşayan Diller Enstitüsü Arapça Bölümü’nü bitirdi. Türkiye’ye dönüp İstanbul, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde belge inceledi. "Tunus’ta Osmanlı Hâkimiyeti" konulu doktorasını verdi. İngiltere’de, University of Cambridge’de Faculty of Oriental Studies’de Türkçe öğretti, orientalistlerin nasıl yetiştirildiklerini gördü. Türkiye’ye dönüp Diyânet İşleri Başkanlığına bağlı olarak İzmit, Ankara ve İstanbul’da vâizlik yaptı. Marmara Üniversitesi'nde 1983 yılında Yardımcı Doçent, 1986 da Doçent ve 1995 yılında Profesör oldu. İzinli olarak gittiği Malezyadaki International Islamic Universty’de 4 yıl (1991-95) Târih ve Medeniyet Bölümü başkanlığı yaptı, Osmanlı Târihi öğretti. Orada iken yazdığı Osmanlı History adı geçen üniversite tarafından bastırılıp (1999) textbook olarak kullanıldı. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde bir yıl daha öğretim üyeliği yaptıktan sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi kurucu dekanı olarak Eskişehire gitti. 2004-2005 öğretim yılında izinli olarak gittiği Kazakistan’ın Türkistan Beldesindeki Hoca Ahmed Yesevî Milletlerarası Türk-Kazak Üniversitesinde, Hollanda Rotterdam Milletlerarası İslâm Üniversitesinde bir dönem öğretim üyeliği yaptı.

Yazarın diğer makalelerinden: