18 Eylül 2021

Buraya kadar söylediklerimiz doğrudan doğruya öfke denetiminde sorunu olanlara yönelik. Peki, biz ne yapacağız öfkeli insanların karşısında?

Öfkeli insan karşısında ne yapacağımızı konuşmak için öncelikle öfkeli insanları kabaca ikiye ayırmamız gerektiğini belirtelim. Birinci gruptakiler, henüz öfke denetim problemi kronikleşmemiş, öfkesi saman alevi gibi parlayıp sönen, sonunda kendileri de pişmanlıklarını ifade eden kimselerdir. Bunlara karşı işimiz kolaydır. Öfke nöbetleri geçtiğinde kendi yaptıklarına kendileri gülecek durumdadırlar. Konuşmak için uygun bir zamanda yanına giderek mümkünse özel olarak konuşmak istediğinizi söyleyin ve onun öfke patlaması sırasında sizde ve başkalarında nasıl duygular yaşadığınızı anlatın. O yine özürler dileyecek ama öfke denetim sorunu olduğu için benzeri bir olayda yine aynı şekilde davranmayı sürdürecektir. Buna meydan vermemek için öfkelenmesinin elinde olmadığını, bu sorunla baş etmenin güçlüğünü bildiğinizi söyleyin. Eğer ilişkinizin düzeyi buna izin veriyorsa, öfkelenmeye başlarsa daha olayın en başında size haber vermesini, birlikte bir çare düşünebileceğinizi belirtin.

Bir grup öfke sorunu yaşayan insan var ki, her daim öfkeli, gölgesiyle kavgalı, âdeta herkese burunlarından solur. Bu tiplerin öfke nöbetleriyle başa çıkmak çok zor olduğu gibi onu öfkesiyle yüzleştirmenin, konuyu onunla tartışmanın da ne anlamı ne de faydası var. Çünkü artık öfke onun karakteri, bütünleyici parçası olmuştur. Öfkesinde hep haklı olduğu inancıyla kendisini kandırdığından, bu özelliğinin eleştirilmesine tahammül edemeyecektir. Deve kuşu gibi kafasını kuma gömmüş, başka insanların görüşlerine, önerilerine kulaklarını tıkamıştır. Profesyonel girişim olmaksızın değiştirme şansımızın olmadığı bu insana karşı birinci vazifemiz kendimizi korumaktır.

“Öfke dağı” haline gelmiş, herkesi ve her şeyi durmaksızın eleştiren bir insanla muhatap olduğumuzda onun söylediklerini kendimize karşı yapılmış gibi algılayıp üzülmenin âlemi yok. Onun derdi bizimle değil, dünyayla, kendisiyle. Kendimizi bu insandan ve sorundan izole etmeyi başarabilirsek onun saldırgan tutumundan daha az rahatsız oluruz ve öfke selinin geçip, geriye kumun kalmasını bekleyebiliriz.

Bu kitap (GEÇİMSİZLER) boyunca söyledik, gerçeği değerlendirme yetisinin bozuk olması ve dürtülerini ve duygularını denetleyememek, kişilik gelişiminde insanın mertebesinin yukarılarda olmadığına bir işarettir. Bakmayın siz öyle dağları devirecek gibi gürleyip duran, yaklaşanı aleviyle yakan bu insanın yetişkin görünümüne. O aslında küçük bir çocuktur, onu okul önlüğüyle, bebek kıyafetleriyle, altı bezlenmiş olarak düşünüp içten içe gülümsemekten başka yapacağınız bir şey yoktur. Öfkenin fasit dairesine, şiddet sarmalına hiç değilse sizin girmemeniz bile bir kazançtır. Yok, bu önerilerimize rağmen kendinizi dışarıda tutmayı başaramıyorsanız ve karşıdaki öfke dağı patlamaya devam ediyorsa, oradan uzaklaşma şansınızın olup olmadığını araştırmaya bakın ama rahatsız olduğunuzu belli ederek bir anda çıkıp gitmeyin. Bu durum onu iyice zıvanadan çıkaracak, üstelik sizi korkaklıkla, kaçmakla, zayıflıkla suçlamayı elden bırakmayacaktır. “Bu muameleyi hak ettiğimi düşünmüyorum ama şu anda konuşabilecek durumda olmadığımız da çok açık, izin verirseniz şimdi çıkacağım, ortalık biraz sakinleştiğinde geri gelirim, oturur konuşuruz.” denilebilir. “Bu durumumuz, senin şu halin beni çok üzüyor, sakinleşebilirsen beni çok mutlu edersin, aksi halde sen sakinleşene kadar ben çıkıp başka işlere bakmak istiyorum.” benzeri bir cümle sarf ederek ayrılmak en iyisidir. Bu kadar konuşma yapılamayacaksa, yapamıyorsanız, ayağa kalkıp “İzninle” deyip ayrılabilirsiniz.

(Bu yazı, Doç. Dr. Murat Beyazyüz ile birlikte yazdığımız Kapı Yayınları’ndan çıkan GEÇİMSİZLER kitabından alınmıştır.)

http://www.erolgoka.net/ofkeli-insan-karsisinda-ne-yapmaliyiz/ sayfasındna alınmıştır; teşekür ederiz.

Bu kategorideki Makalelerden