5 Aralık 2021

Sanırım özlemek, hepimizin yüreğinde çok başka anlamlar kazandı şu günlerde. Kokusunu, sesini, gülüşünü, bakışını... Hasret dilden gönüle indi buram buram. Artık içimdeki şeytan bile özledi ki, "Gitsene canım. Bi kahve bi çay. Ne olur ki? Sarılmazsın da, bi bakıp çıkarsın işte." demeye başladı... Neredeyse kandırıverecek. Mazeret, bahane: tatlı tatlı, allı pullu, süslü püslü sınırsız. Ama, ardındaki amalar olmasa. Veballer, riskler, bunca vaktin sabrı. Altında ezilebilecek olduğumuz keşkelerin ağırlığı taşınamaz sonra. Vebal denen yük çok ağır gelir sonra. Riski birse on, onsa yüz etmek görüyoruz ki çok kolay. Ancak keyfi davrandığımız her adımda, evlere hapsettiğimiz büyüklerimizin ve çocuklarımızın ahı çöküyor üzerimize. Zaten uzun zamandır veballerin ağırlığı ile sağlığını, istikrarını, huzurunu bulamayan toplum daha fazla vebali kaldıramaz. 

Haklısın içimdeki şeytan. Özledim. Özledin. Özledik. Özlendik...

Lâkin ahir zaman imtihanı bu. Kapı komşunu, üst kattaki teyzeni, bir sokak yukarıdaki kuzenini, canciğer kankanı, evladını aldı şimdi bizden. Varlar. Ordalar. Ama dokunmak, yok. İki metre uçurum var şimdi aralarda. 

Bol sabırlı. Bol  hasretli. Bol muhasebeli. Bol şükürlü...

Bu da geçti diyebileceğimiz sonsuz şükürlü yarınları, yine aynı sofra başında eksiksiz, şen şakrak yaşamak onarılamaz yaralara, boşluklara sebep olmamak için.

Keyfiyetten arındığımız hergünün büyüklerimizin ve çocuklarımızın zorunlu #evdekal sürecini kısaltacağı sorumluluğu ile.

Onlar baharı ve yazı en güzel hâli ile yaşayabilsinler diye.

Hadi biraz daha sabır.

Biraz daha iş birliği.

Biraz daha sorumluluk.

Hasreti olsun ama eksiği olmasın..!

Diye...

Afiyet

Gülsek mi ağlamayıp düşünsek mi?

Efendim ama önce sizleri yeni oklavam Afiyet ile tanıştırayım. Sonra,

Şimdilere göre yirmi yaş yani küçük denecek bir yaşta evlendik biz. Nasip öyleymiş çok şükür. Ve otuzlu yaşıma gelene kadar, full, tam zamanlı, mutfaklı, hizmetli, baklavalı, börekli, bol misafirli ev hanımlığı ve çok şükür üç evlat. 

Sonra otuzlu yaşlarla birlikte eğitime dönüş. Tüm bu mesainin içine bir de dersler, okullar, sınavlar, ödevler, stajlar ekleniverdi. Tabi zamana sığamamaya başlayınca hayat  ister istemez bir şeyleri aralıyarak yer açtık yeni istikâmetimize. Çalışma hsyatına yelken açınca da az kıstık mutfak işlerini. Uzun uğraşlı, hamurlu, unlu işleri. Ta ki corona günleri gelip hayatımızı silkeleyip sıkıştırılmış tüm işi gücü şöyle bir kenara alıncaya kadar.

Evdekal günleri mecburen çevirdi yine rotayı mutfak mesailerine. Una, oklavaya, mayaya, tatlılara, tuzlulara, eski tariflere... Bugün de ramazan arifesi biraz dokunduk una, oklavaya. Lakin tüm bu uzak mutfak günlerinde eski oklavamı bırakmışım bir yerlerde. Sanırım bir komşumda ya kaldı, unutuldu. Ya da hatıra bıraktım. Hatırlamıyorum. Ama bir oklava şart olunca tazecik bir tane ediniverdik hemen. Oklava çok önemli. Bilirsiniz. Özdeşleşir eliyle. O elin kokusuyla, huyuyla, suyuyla, acemiliği, ustalığı, maharetiyle... Önemlidir işte. Annemin oklavası mesela. İlle ona hastır. Cicianneminki. Kendilerinin ardından ille kıymetini bilecek birine kalır. Miras gibi. Elmas küpe kadar kıymetli yani. Ne bileyim tahta havan mesela, ya da çinko çaydanlık. Bakır bakraç. Önemli işte bunlar. Mutfağın ve sahibesinin ruhunu taşır. Onunla gelin olur. Anne olur. Elti olur. Anneanne, babaanne olur. Tüm sofralarda dert ortağı olur. Bazen kahkahasına şahit. Bazen göz yaşına. Bel ağrılarına belki. Tazı gibi çevik hâllerden, yaşlılık yavaşlığı günlerine kadar her geçişine...

Önemli işte oklava... 

Bu günlerin mutfağa dönüşün hatırası yoldaşı yeni oklavam 'Afiyet'. Tanıştırayım dedim sizinle. Ve birlikte kutlayalım Ramazanı Şerifinizi. Bereket ve afiyet niyaz edelim. İbadet tadında mutfak hizmetlerimiz için.

Yoldaşınız her ne ise. 

Elimiz bereketli, ikramlarımız şifalı olsun efendim.

Hanelerimiz şen olsun.

Kutlu, sıhhat ve afiyet ile nice ramazanlarımız olsun.

Rahmeti Rahman üzerimize, bereket her güzel hâlimize olsun. Rızkımız bol olsun.

Aminlerinizle efendim.

Canan Aslan

Bu kategorideki Makalelerden