5 Aralık 2021

Odgurmuş(1): Toplum olarak bazı kişileri ve bazı konuları çok çabuk dokunulmaz-değiştirilemez hale getiriyoruz. Bunun sebebi nedir sizce? 

Ögdülmüş(2): Bazı insanlar,  bazı konularda eskiye aşırı bir bağlılık gösterirler. 

Bu her konuda böyle değildir ama bazı konular var ki o konuya insanlarımız aşırı bağlanıyor ve o bağlandığı şeyden asla taviz vermediği gibi o konuyu bir dokunulamaz gibi değerlendirerek o konunun değişebileceğini, gelişebileceğini, artık eskide kaldığını asla düşünmüyor.  Elde edilen yeni bilgiler, yeni tarihi belgeler ve geçmişe bakış açısının değişmesi hiç dikkate alınmıyor. 

O konuda yenilik ve yeni şeyler asla kabul görmüyor. 

Mesela Lider konusu; 

İnsan ya da toplumlar,  liderlerini, kahramanlarını sever. Onu herkesten her şeyde üstün tutabilir. Aşırı bağlılık gösterebilir. Buraya kadar her şey normal.   Anormal olan ise bu aşırı sevilen ve bağlanılan lider veya kişinin yerine başka birinin konulamaması, yerinin doldurulamaması,  onun yerine başka birisinin asla yakıştırılamamasıdır. 

Sonuçta liderler de en nihayet insandırlar ve tüm insanlar gibi hata ve yanlış ile maluldürler. İnsanları hatasız yanlışsız görmek elbette en yanlış olan bir tutumdur. 

Gelmiş geçmiş tüm liderlerimiz konusunda da durum böyledir, Onlar, dünyada eşi benzeri olmayan, yeri asla ve asla doldurulamayacak kadar büyük bir liderlerdir diye düşünülür. Onun hakkında yazılan ne kadar övücü değerlendirme varsa her zaman en ön plana çekerek hatadan beri göstermeye çalışırlar. 

Son dönem Padişah, Sultan ve devlet başkanlarımız hep böyledir. Bilindiği gibi Anadolu’nun bazı yerleri işgal edilmiş “Millî mücadele” Mayıs 1919'dan önce yer yer başlamış, Antepli Şahin’ler, Sütçü İmamlar, Egede Efeler bu kıvılcımı çakmış millet topyekûn bir “Milli mücadele”ye başlamıştı. Mustafa Kemal ve arkadaşları, bu mücadeleyi resmi ve meşru bir zemine oturtarak, Cumhuriyete geçişimizi sağladılar. 

Bu yüzden tüm tarihteki diğer kahramanlar gibi Mustafa Kemal’de sevilir. 

Ama onunla ilgili hiç bir değişikliğe ise izin verilmez, öyle ki o dokunulamaz bir “dokunulmaz” gibidir. Atatürk’e benzemeyen bir büst iptal edilemez,  yine O’na bezemeyen bir resim yırtılamaz o takdirde basın ayağa kalkar. 

Hâlbuki Yüce Türk Milletini geçmişten geleceğe düşündüğümüzde.  Büyük Türk Milleti olarak ne büyük kahramanlar, ne büyük devlet adamları yetiştirdiğimiz görülür. Dünyaya hükmeden “Cihan Padişahlarımız”, “Âleme Nizam Veren” Vezirlerimiz,  komutanlarımız, devlet adamlarımız yetişmiştir. 

O olmasaydı şöyle olmazdı, öteki gelmeseydi böyle olmazdı demek tarihi gerçeklere uymadığı gibi, tarihe ve Millete hakaretten başka bir şey de değildir. 

Şöyle oldu böyle oldu diye hayıflanmanın manası yoktur. 

Yavuz Sultan Selim 10 sene daha yaşasaydı Dünyanın haritası böyle mi olurdu,  

Karamanlı beyliği Osmanlıyı hep arkadan çevirmeseydi, 

Acemler ikide bir Osmanlıyı doğudan meşgul etmese, bu gün Avrupa devletleri diye bir topluluk olur muydu?  

Enver paşa Türkistan’da Şehit edilmeseydi tarihin akışı bu şekilde mi olurdu? 

Buna benzer pek çok konu dile getirmek mümkündür. Türk milleti tarihin her döneminde devletini kuracak etrafında toplanılacak liderleri yetiştirmiştir. Kurulan devletlerde zayıflayanlar olmuştur. Bu kez de başka bir boy idareye gelmiş yeniden devletimizi canlandırmışlardır. Türk Milleti tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmamıştır. 

Odgurmuş: Ama biz hep hayıflanırız, eskiye çok özlem duyarız. Eskiyi hasretle anarız. 

Ögdülmüş: Evet… Hayıflanmanın da şöyle olsaydı, böyle olmasaydı demenin de anlamı yoktur. Her Türk büyüğü, gelmiş, yaşamış ve görevini icra etmiştir. Şu lider olmasaydı, batardık, ölürdük, esirdik demek saçmalıktan başka bir şey değildir. O gün çıkan Sultan-lider olmasaydı başka bir lider-kahraman daha çıkar başlamış olan “Süreci-Mücadele”yi elbet sonuçlandırırdı. 

Türk Milleti tarihteki akışına devam ederdi. 

Aynı şekilde, diğer liderlerimiz konusu da böyledir. 

Türk Milliyetçileri için, Liderler vardır, Başbuğlar vardır. 

Onlardan sonra gelen hiçbir kimse Liderliğe-Başbuğluğa layık görülmüyor. O’nun için bazen “son Başbuğ” da deniliyor. Sanki Başbuğ’luk sona erdi. Türk Milleti başka Başbuğ’lar yetiştirmeyecek gibi bir durum ve düşünce çıkıyor ortaya. Türk Milleti bundan sonra bir daha Başbuğ çıkarmayacak-çıkaramayacaksa o zaman bu milletin hali nice olur. Yeni Başbuğlar, yeni liderler elbette çıkacak yetişecektir.  Belki daha sonra gelen liderler bir öncekine pek benzemeyecek olabilir. Fakat belki de ülkeyi daha da ileriye götürebilir diye düşünmek lazımdır. 

Hâlbuki Milletlerin-milletimizin hayatında bu durum hiçbir şekilde böyle gelişmez. 

Türk Milleti nice Sultanlar, nice Hakanlar ve Başbuğlar yetiştirmiştir ve yetiştirmeye de devam edecektir. Yeni Başbuğlar,  yeni Sultanlar Hakanlar yetişmez demek eşyanın tabiatına aykırıdır.  Devlet hayatı, Millet hayatı devamlılık gerektirir. Osmanlı da devamlılığı sağlamak için cenaze merasimi ile cülus merasimi aynı zamanlarda yapıldığı durumlar vardı.  Yas kıyafeti ile tahta çıkan, cülus merasimi yapan padişahlarımız vardır. 

Olayı tarihi zemininde ele almak ve ona göre yorumlamak gerekir. 

Türk Milleti, yeni kahramanlar, yeni Başbuğ’lar, yeni Liderler çıkaramazsa o zaman tarihe gömülür. Türk Milletinin büyüklüğüne inanmak gerekir. Nitekim tarihte hep böyle olmuş ve her zaman yeni kahramanlar yetişmiştir. 

Hiçbir kimseyi ve hiçbir olayı tabu haline getirmenin manası da yoktur, anlamı da yoktur. Liderler de insandır doğar, büyür, bir takım işler yapar ve ölürler. Bu gerçeği kabul etmek gerekir. Eğer ölmek hak olmasaydı Peygamberimiz ölmezdi. 

Odgurmuş: Bu eskiye bağlılık ve eskiyi tabu haline getirme konusuna bir de şöyle bakmamız mümkün olabilir mi? İnsanlar karşısında olduğu siyasal partinin karşı çıkıp önemsemezlik ettiklerini önemsiyor Ve yine karşısında olduğu iktidarın önemseyip ön plana çıkarttıklarını da beğenmeme gibi bir duruma giriyor olabilirler mi? 

Ögdülmüş: Evet kardeşim, bu durum da bir bakış açısıdır. Bu açıdan bakıldığı zaman dedikleriniz doğrudur. Sadece liderler konusunda değil bazı tabirler, bazı öğrenilmiş ve slogan halime getirilmişlerde de değiştirilemez, dokunulamaz yaklaşımı oluyor. İktidarda bulunan siyasal parti kendi fikri yapıları gereği bazı konuları veya liderleri ön plana çektikleri zaman ne yazık ki muhalif olan kimseler o konuları görmezden gelebiliyor hatta tepki dahi koyabiliyorlar. 

Yanlış hatırlamıyorsam bir dönem iktidar cumhuriyetin temel değerlerini önemsemiyor hatta bu temel değerleri yıkma gibi bir düşünce taşıdıklarını ileri sürülerek çok büyük “Cumhuriyet Mitingleri” yapılmıştı. Hatta pek önemsenip söylenmeyen, birçok kimsenin bilmediği unutulmaya yüz tutmuş 10. Yıl marşını dahi her toplantının ardından toplu olarak söylemekle iktidara mesajlar verme yoluna girmişlerdi. Yani mevcut iktidara tepki koymak için sloganlara ve bir şeylere olduğunda fazla sahip çıkılıyor ve o konu tabu haline getirilebiliyor. Bu konu sadece muhalefet için geçerli olmayıp, iktidar olsun muhalefet olsun, diğer partiler de yine muhalif oldukları siyasal hareketlerin pek önem vermedikleri konuları öne çekebildikleri gözlenmektedir. Muhalif olunanın görüşlerini çürütmek için, iyi dedikleri konu ve kişileri eleştirme, kötü deyip eleştirdikleri konu ve kişilere de sahip çıkma yoluna da gidiliyor.  

Çağlayan ırmaklarda büyük köpükler oluşur, durgun nehirlerde su kabarcığı bile yoktur. 

Odgurmış (1): Kanaat - Akıbet- Afiyet 

Ögdülmiş (2): Akıl - Ululuk 

Manalarına gelen kadim Kitabımız olan “Kutadgu Bilig” de geçen iki şahsiyet:

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden