5 Aralık 2021

 

25 Mayıs 2018 tarihli gazetelerde; “Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda AK Parti Seçim Beyannamesini açıkladı. Erdoğan konuşmasında, ‘Şimdi önemli bir konuya geliyorum. Bu vesileyle, polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerimize bir müjde vermek istiyorum. Polislerimizin öğretmenlerimizin hemşirelerimizin din görevlilerimizin ve diğer idarecilerimizin emeklilik ek göstergelerini 3600’e çıkaracağız. Buradaki adaletsizliği inşallah gidermiş oluyoruz.’ dedi.” Şeklinde bir haber yer aldı…

Ve o tarihten bu yana Türkiye’de “3600 Ek Gösterge” konusu konuşuluyor… Bu günlerde konu yine alevlendi…

Ak Partinin 3600 Ek Gösterge konusuna ilişkin görüşlerinin detayları hakkında bilgi almak üzere, Ak Parti İnternet Sitesinde yer alan 2018 Genel Seçim Beyannamesini incelediğimde, beyannamede bu konuda tek kelime bulunmadığını hayretle gördüm… Konu büyük tanıtımlarla ilan ediliyor, sonraki pek çok mitingde tekrarlanıyor, hatta bazı toplantılarda konuşmaların ana konusunu teşkil ediyor, fakat seçim beyannamesinde yer verilmiyor… Türk tipi siyaset böyle oluyor demek ki…

Buna karşılılık diğer partilerin 2018 Seçim Beyannamelerinde ek göstergeye ilişkin hükümler var. Mesela:

MHP’nin 2018 Seçim Beyannamesinde “Emniyet çalışanlarının özlük haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi, üniversite mezunu Polislerimizin ek göstergesinin 3600’e yükseltilmesi” ve “Öğretmenlerin ek göstergesinin 3600’e çıkarılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi” sözü verilmiş… İYİ Parti’nin 2018 Seçim Bildirgesinde Öğretmenlere, Polislere ve Maliyede görevli Şube Müdürlerine 3600 ek gösterge verileceğinin vaat edildiği, CHP’nin seçim Bildirgesinde de Polislere, Öğretmenlere, Hemşirelere, İnfaz Memurlarına, Din Görevlilerine 3600 Ek gösterge verileceğinin açıklandığı görülmektedir…

Ak Parti meydanlarda 3600 üzerine nutuklar atıp, seçim beyannamesinde bu konuya yer vermeyerek, nasıl ikircikli bir tavır sergilemişse, MHP dışındaki diğer siyasi partiler özellikle CHP bol keseden vaatlerde bulunarak, konuyu istismar vasıtası olarak kullanmışlardır. MHP’yi ayrık tutmamın nedeni, yalnızca “Üniversite Mezunu Polislerimizin” 3600 Ek göstergeden yaralanacağını belirterek, genelleştirme kolaycılığından ve gerçekleri gizleme inkârcılığından kaçınmalarıdır. İleride de belirteceğim gibi üniversite mezunu olmayanlara 3600 ek gösterge hakkı tanınması personel rejimini alt üst etmek demektir. Fiilen de mümkün değildir. Öte yandan; Seçim Bildirgesinde Din Görevlilerine 3600 Ek Gösterge vereceğini taahhüt eden tek partinin CHP olması da siyasetin nelere kadir olduğunu göstermesi bakımından çok ilgi çekicidir…

Muhalefetin konuyu gündemden düşürmemesi üzerine Ak Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’da 2022 yılı sonuna kadar konuyu çözmek üzere gündeme aldıklarını açıkladı…  

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, “Yahu ne hazırlığı? Güya hukuki altyapı. Üç maddelik kanun. 15 dakikada yazarım.” Diyerek sorunun çözümünün çok kolay olduğunu iddia etti…

Aslında konu Sayın Özel’in iddia ettiği kadar basit değil… İktidarın vadettiği meslek gruplarının ek gösterge sorununu çözme niyeti olsaydı seçimlerden sonra geçen üç yıllık süreçte konuyu tabii ki çözümleyebilirdi… Ama konuyu çözümleyecek, ilerde yeni sorunlara yol açmayacak bir metin, Özgür Özel’in iddia ettiği gibi değil 15 dakikada 15 günde bile hazırlanmaz… Hazırlanmaya kalkılırsa da yeni garabetlere, yeni haksızlıklara neden olacak farklı bir metin ortaya çıkar.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek Göstergeyi tanımlayan 43. Maddesi hükmü ve kanundaki Ek Gösterge tabloları birlikte incelendiğinde: Ek Gösterge rakamlarının, görev, unvan, hizmet süresi, tahsil gibi kıstasların belli bir mantık örgüsünde değerlendirilmesi sonucu oluşturulduğunu görüyoruz…

Mesela Mühendisler 3600 Ek Göstergeden yararlanmaktadırlar. Her mühendis mi? Hayır 1. dereceye yükselen mühendisler, bu ek gösterge rakamlarından yararlanmaktadır… Siyasiler yeni ek gösterge vaatlerinde bulunmadan, mevcut ek gösterge mevzuatının uygulamalarından kaynaklanan mağduriyetleri çözmeleri gerekmez mi? Mesela bazı mühendis kökenli arkadaşların tanığı olduğum mağduriyetlerini aktarayım. PTT’de mühendis olarak göreve başlayan, 8-9 yıllık bir mühendisken duyulan ihtiyaç nedeniyle Telefon Müdür Yardımcılığı, Telefon Müdürlüğü gibi idari görevlere atanan, daha sonrada sürekli olarak genel İdare Hizmetler sınıfındaki yönetici kadrolarda görev yapan ve yönetici iken emekli olan veya Türk Telekom’un özelleştirmesi sonrası başka kurumlara araştırmacı olarak atanan pek çok arkadaşımız, 2200 Ek Gösterge üzerinden emekli edilmişler ve maalesef açtıkları davaları da kaybetmişlerdir. Bir başka ifadeyle kendileri de mühendis olan pek çok yönetici emekli olduklarında, astları olan mühendislerden çok daha düşük emekli ikramiyesi ve emekli maaşı almaya mahkûm edilmişlerdir…     

Mevcut uygulamada 3600 Ek Gösterge hakkı tanınanların hepsi lisans eğitimi almış kişilerden oluşuyor… MHP de son seçim bildirgesinde “Yüksek Tahsilli Polisler” diyerek bu zorunluluğa dikkat çekiyor. Siyasi partilerin ek gösterge vadettikleri meslek gruplarından; polisler, din görevlileri, hemşireler ve koruma infaz memurlarının önemli bir bölümü lise ve dengi okul mezunlarından oluşuyor… 

Öte yandan görev başındaki öğretmenlerin bir kısmı lisans, bir kısmı ön lisans mezunu olmak üzere hepsi yüksekokul mezunudur ama emekli öğretmenlerin önemli bölümü lise dengi okul mezunudur, bunların intibakında da önemli sorunlar yaşanacaktır…

Bölge Müdür ve Yardımcıları, Hukuk Müşavirleri,  İl Müdürleri ve 1. derecedeki Avukatlar, Jeologlar, Eczacılar, Fizikçiler 3000; Şube Müdür ve Yardımcıları, Araştırmacılar 2200 Ek gösterge üzerinden maaş alırken, lise mezunu polise, hemşireye, din görevlisine 3600 ek gösterge üzerinden maaş bağlanması, personel rejimini alt üst edecek olması bir yana, akla mantığa uygun değildir…

Demek ki mevcut Devlet Memurları Kanunu baştan sona yazılmadığı sürece; sayılan meslek mensuplarının yalnızca yüksekokul mezunlarından, 1. dereceye gelmiş olanlara 3600 ek gösterge verilebilir… Bu da polislerin, hemşirelerin, din adamlarının, öğretmenlerin, koruma ve infaz memurlarının en çok onda birinin bu haktan yararlanabilmesini sağlar.

Siyasiler; polislere, öğretmenlere, din görevlilerine, hemşirelere 3600 ek gösterge verme vaadine yönelten etkenin; adalet sağlama, haksızlığı giderme amacından çok, bu meslek mensuplarının sayılarının fazla olması nedeniyle, bir oy deposu olarak görülmesi olduğunu düşünüyorum…

Zaten bu meslek mensuplarına 3600 ek gösterge verilmesi adaleti de sağlamayacaktır. Üstün asttan noksan ücret aldığı bir yapı adil olamaz. 

Ek göstergede herkesi memnun edecek bir uygulama zor görülüyor. Ama bu konuda adaletin, herkesin maaşına maktu bir ek gösterge zammı vermekten geçtiğini düşünüyorum. 3600 ek gösterge vadedilenlerin çoğunun ek göstergesi 2200 olduğu dikkate alındığında, her kamu görevlisine maktu 1400 ek gösterge artışı yapılması hem verilen sözlerin tutulmasını, hem adaleti sağlayacak, hem de memnuniyetsizliği minimuma indirecektir…   

Bu yazarın diğer makaleleri

Bu kategorideki Makalelerden